Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/4769 E. 2010/4652 K. 21.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4769
KARAR NO : 2010/4652
KARAR TARİHİ : 21.04.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, 1.11.1986-1.7.1992 tarihleri arasındaki SSK’ya tabi hizmetleri dışında Tarım … sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 01.11.1986-01.07.1992 tarihleri arasında 506 sayılı Yasaya tabi sigortalı olduğu süre dışında tarım … sigortalısı olduğunun tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, davacının 01.01.1986-01.07.1992 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasa kapsamında tarım … sigortalısı olduğunun tesbitine karar verilmiştir.
Davanın, yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Yasa’da 506 sayılı Yasa’nın 79.maddesine koşut geçmiş tarım … hizmetlerinin tesbitine ilişkin bir düzenleme mevcut değildir. 2926 sayılı Yasa’nın 7. maddesi hükmüne göre, bu yasaya göre, sigortalı sayılanlar, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç üç ay içinde Kurum’a başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorundadırlar. Anılan Yasa’nın 5. maddesi ile 7. madde de belirtilen süre içinde kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlayacağı hükmü getirilmiştir. 2926 sayılı Yasa’nın 2. ve 3. maddeleri kapsamında, kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunanlardan yasanın uygulanma tarihinde 58 yaşını dolduran kadınlarla, 60 yaşını dolduran erkekler dışındakiler bakımından tarım … sigortalılığı zorunlu sigortalılık niteliğinde bulunmaktadır. Başka bir ifade ile sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçip kaçınmak mümkün değildir. Diğer yandan resen tescil başlığını taşıyan 9.maddeye göre bu yasa kapsamında sigortalı sayılanların sigortalılıklarının başladığı tarihten itibaren 3 ay içinde Kurum’a kayıt ve tescilini yaptırmayanların tescil işlemlerinin Kurum’ca re’sen yapılması gerekmektedir. 2926 sayılı Yasa’nın 36.maddesi kapsamında Kurum’un prim alacaklarını Bakanlar Kurulu Kararı ile ürün bedellerinden tevkifat suretiyle tahsil etmesi mümkündür. Bu bağlamda 2.madde kapsamına girenlerin belirtilen şekilde prim borçlarının ürün bedellerinden tevkifat suretiyle kesilerek …’a ödenmesi halinde kayıt ve tescil için kurum’a başvuru olmasa dahi bahse konu biçim de prim ödenmesi suretiyle kayıt ve tescil konusundaki iradelerini ortaya koydukları tartışmasızdır. …’un iş bu prim ödenmesine rağmen, sigortalıyı re’sen kayıt ve tescil etmemesi yasanın kendisine yüklediği re’sen tescil mükellefiyetine aykırılık teşkil etmektedir. 2926 sayılı Yasa’nın 10.maddesine göre, kayıt ve tescil işlemlerinde Valilik, Kaymakamlık, Özel İdare, Belediye, Muhtarlık ve Nüfus İdareleri kayıtları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifler kanununa göre kurulan … Kooperatifleri ile Birliği, T.Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir. Bu kayıtların tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmanın yasal karinesi olduğu ortadadır.
Gerçekten Tarım … sigortası kapsamında kesintisiz tarımsal faaliyetin bulunduğunun anlaşıldığı hallerde, 506 sayılı Yasa kapsamındaki kısa süreli çalışmaların 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığı tümden sona erdirmeyeceği, 2926 sayılı Yasa’nın 36 ve 10.maddesindeki şartlarında gerçekleşmesi halinde 506 sayılı Yasa kapsamındaki kısa süreli çalışmalar dışında kalan süreler bakımından Tarım … sigortalısı olunduğunun kabulünün gerekeceği, 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmaların uzun süreli olduğu hallerde ise, tarımsal faaliyetin kesintiye uğradığının ve …’lu çalışmanın sona ermesinden sonra, 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığın yeniden başlatılabilmesi için, doğrudan prim yatırılması veya aynı yasanın 36.maddesine göre ürün bedelinden tevkifat yapılması yoluyla yeniden kayıt ve tescil yolundaki iradenin ortaya konulması gerektiği Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Davalı Kurum’un geçmişe yönelik (uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde) prim tahsil etmesi ve uzun süre bu primleri kullanması ve daha sonra davacının sigortalılığını iptal etmesi Medeni Kanun’un 2. Maddesinde ifadesini bulan objektif iyiniyet kurallarıyla bağdaşmayacaktır. Sosyal güvenlik kurumlarının anayasal görevlerini yerine getirirken,sigortalılara karşı olabildiğince yasal haklarını hatırlatması ve bu durumlarını izlemesi zorunlu görev olarak ortaya çıkar. …’un bu anayasal sosyal güvenlik ödevinin gereği olarak,sigortalısını uyarmaması sonucu, primleri tahsil edilen sürelerin 1479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak kabul edilmesi gerekir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.10.1997 gün ve E:1997/10-578, K:1997/758; 24.09.2003 gün ve E: 2003/10-489,2003/490 K sayılı kararları da bu yöndedir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının 01.01.1986 tarihinde ilk defa 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olarak tescil edildiği,1992 affından yararlandığı,15.06.1992 tarihinde ve 30.06.1992 tarihlerinde prim ödemelerinde bulunduğu, yapılandırma borcunu bitirmediği,1995,1997,1998,1999,2000,2001, 2002,2003,2004,2005 yıllarında prim kesintisi yapıldığı,01.10.1986-31.10.1986 tarihleri arasında 30 gün kısa süreli 506 sayılı Yasaya tabi çalışmasının bulunduğu,13.06.1991 tarihinde ziraat odasına kayıt olduğu, kaydının devam ettiği, başkaca tarım kooperatif kaydının bulunmadığı,tarım arazisinin bulunmadığı,30.04.2009 tarihinde geriye doğru yapılan bir işlemle 30.09.1986 tarihinde terkin edilip prim ödemeye başladığı 01.07.1992 tarihinde tescil edildiği, sigortalılığının halen devam ettiği, tanık ve muhtar beyanı ile zabıta araştırmasında davacının tarımsal faaliyetinin doğrulandığı görülmektedir.
Diğer sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi kısa süreli çalışmaların bulunması halinde sigortalının tarımsal faaliyetinin devam ettiğinin kabul edilmesi gerekirsede kısa süreli çalışmanın sona ermesinden sonra sigortalılık iradesinin açıkça ortaya konulması şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanması gerekir. Bunun içinde 2926 sayılı Yasa’nın 10. maddesinde ve tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmanın yasal karinesi olan kayıt, bilgi ve bulgular davacı adına mevcut olmalı bu kayıtlar uyuşmazlık sürecinde devam etmeli, sigortalılık iradesini gösteren prim ödemeleri veya kesintileri bulunmalıdır.
Somut olayda davacının 1992 yılındaki af kapsamında yaptığı prim ödemelerinin sigortalılık başlangıcından başlayarak ne kadarlık süreyi kapsadığının belirlenmesi ve davacı üzerine kayıtlı tarım arazisi yok ise de babasından kalan zeytinliğinin bulunduğu tanık, zabıta ve muhtar beyanı ile ortaya konulduğu halde, davacının babasına ait zeytinliğin bulunup bulunmadığı, var ise ne kadar süre ile davacı ve babasının zilyetliğinde bulunduğunun araştırılmadığı anlaşılmaktadır.
Kabule göre de davacı 01.11.1986 tarihinden itibaren tarım … sigortalılığının tesbitini talep etmesine rağmen HUMK’nun 74. Maddesine aykırı olarak mahkemece davacının 01.01.1986 tarihinden itibaren sigortalılığına karar verilmiş olması, ayrıca davacının 506 sayılı Yasa’ya tabi kısa süreli çalışmalarının tesbitine karar verilen tarım … sigortalılık süresinden dışlanmaması hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, davacının babasına ait zeytinlik bulunup bulunmadığını, var ise ne kadar zamandır davacı ve babasının zilyetliğinde bulunduğunu araştırmak ,tarımsal faaliyet saptanırsa buna göre hüküm kurmak, tarımsal faaliyet saptanamazsa, davacının 01.11.1986-01.07.1992 tarihleri arasındaki tarımsal faaliyetleri yönünden, 1992 yılındaki af kapsamında ,1992 yılında yaptığı prim ödemelerinin sigortalılık başlangıcı 01.01.1986 tarihinden itibaren ne kadarlık süreyi kapsadığını davalı Kurumdan sormak, çıkacak sonuca göre, davacının talep tarihini ve 506 sayılı Yasa’ya tabi kısa süreli sigortalılık sürelerini dikkate alarak karar vermekten ibarettir.
Mahkemece yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi