Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/11152 E. 2010/7705 K. 29.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11152
KARAR NO : 2010/7705
KARAR TARİHİ : 29.06.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı işveren nezdinde 2.5.2000-10.10.2006 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Davacı, davalı işverene ait taksi işletmesi işyerinde şoför olarak 02.05.2000 ile 10.10.2006 tarihleri arasında geçen ve kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbitini talep etmiş, mahkemece taraflar arasında imzalanan taksi kiralama sözleşmesi başlıklı belgenin imza tarihinden başlamak üzere çalışma iddiasının kabulü,2000-2003 dönemi yönünden ise davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuca eksik inceleme ile varılmıştır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tesbit davasının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında, resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olur. Ne varki bu tür kanıtlar salt bu nedene dayanarak istemin reddine neden olmaz. Aksi durumun ispatı olanaklıdır. Somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordro tanıkları ve komşu işyerinin kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Mahkemenin bu tür davaların kişilerin sosyal güvenliğine ilişkin olması ve kamu düzenini ilgilendirdiğini göz önünde tutarak gerektiğinde; doğrudan soruşturmayı genişletmek suretiyle ve olabildiğince delilleri toplaması gerekmektedir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda; davacının davalı işverene ait işyerinden davacının çalışmalarının Kurum’a bildirilmediği dosyada bulunan bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Taraflar arasında imzalanan taksi kiralama sözleşmesi başlıklı belgenin davacıyı SSK bildiriminden ve işvereni sigorta yükümünden kaçırmak için yapılmış bir sözleşme olup olmadığı,sözleşme ile kararlaştırılan kira bedellerinin belli bir bankaya yatırılıp yatırılmadığı,davalının kira geliri nedeni ile menkul sermaye iradı vergisi beyan edip, bu tür bir vergi ödeyip ödemediği, ayrıca sözleşmenin tanıklar huzurunda yapılmış bir sözleşme olmadığından her zaman düzenlenmesi mümkün olan niteliği de göz önünde bulundurularak taraf tanıklarının taksinin kilometre başı ücretle çalıştırıldığına ilişkin beyanlarının yazılı belgede belirlenmiş kullanım bedeli (günlük 35.000 TL) ile çelişmekte olduğu hususları üzerinde durulmamıştır.
Diğer yandan davacının çalıştığını ileri sürdüğü araç ticari bir taksi olduğuna göre;ticari taksilerde sabah ve akşam olmak üzere çift soför çalıştırıldığı,bu tür bir çalışmanın 2918 sayılı Trafik Kanunu açısından da zorunlu bulunduğuna göre, davacı dışında bir başka şahsın takside soför olarak çalıştırılıp çalıştırılmadığı, bu tür bir çalışma mevcut ise bu kez bu çalışmanın SSK na bildirilip bildirilmediği de araştırılmamıştır.
Davalının taksi işletmesi 07.02.2007 tarihinde SSK kapsamına alındıktan sonra çalışan sigortalının kim olduğu ile davalının sahibi olduğu araç 1994 yılından itibaren trafikte ve vergide kayıtlı olduğuna ve davacıdan önce duruşmada dinlenen tanık …’ün aynı araçta soför olarak çalıştığı anlaşıldığına göre, önceki şoför döneminde ne tür bir sözleşme ile çalışıldığı hususunun açıkça belirlenmediği anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılacak iş; öncelikle yukarıda sözü edilen araştırmaları yapmak, davacının davalı işyerindeki çalışmasının hukuki niteliğinin, ayrıca daha önceki şoför ile yapılan anlaşmanın hukuki niteliği, ile İzmir ilindeki taksi duraklarında benzer durumlardaki teamüllerin, bir başka deyişle somut olaydaki gibi taksi mülkiyetinin davalı ve eşi adına kayıtlı olduğu durumlarda taksinin ticari faaliyetinin ne şekilde sürdürüldüğünün, bu konudaki teamülün , taksinin dosyaya sunulan sözleşmede yazılı şekilde haftanın belli gün ve saatlerinde belli bir ücretle kiralanması yolu ile mi yoksa tanıkların belirttiği şekilde km başına ücretle mi çalıştığının Şoförler odası, Ticaret odası gibi kuruluşlardan sorulup bu konuda aynı taksi durağında benzer işi yapan araç sahipleri ve söförler mahkemece re’sen araştırılıp dinlendikten sonra sonucuna göre, şayet hizmet akdi ile çalışıldığı sonucuna ulaşılıyor ise bu kez uyuşmazlık konusu edilen tüm sürenin hüküm altına alınmasına karar vermekten ibarettir.
O halde tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle tarafların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacı ve davalılardan …’a iadesine, 29.06.2010 tarihli oturumda oybirliğiyle karar verildi.