Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/4450 E. 2013/10602 K. 23.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4450
KARAR NO : 2013/10602
KARAR TARİHİ : 23.05.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, eksik ödenen maaş farkı alacağının yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Davacı, davavdilekçesi ile 2000 yılından sonra emekli olanlara verilen refah payından kaynaklanan maaş farkından 1.500,00TL,01.01.2000-01.06.2002 tarihleri arasında verilmeyen Tüfe artışından … maaş farkından kaynaklanan 500,00TL’sının hak kazanılan aylardan itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte tahsilini istemiş,16.03.2011 tarihli dilekçesi ile 2003 ve 2006 yıllarında maaşa yapılan zammın verilmemesinden dolayı verilmeyen zammın hesaplanmasını ve alacağının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının maaş farkı alacağı olan 2.000,00 TL ile dava tarihi itibari ile 595,69 TL faiz alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacının yaşlılık aylığının artırılması konusundaki uyuşmazlığın yasal dayanaklarından biri olan olan 8.9.1999 tarihinde yürürlüğe giren 4447 sayılı Yasanın Geçici 4.maddesinde “ Bu Kanunun 24. maddesinin yürürlüğe gireceği tarihe kadar, bu Kanunun 16. maddesi ile 506 sayılı Kanuna eklenen Ek 38 inci maddesine göre Sosyal Sigortalar Kurumundan gelir ve aylık almakta olanlara yapılan ödemeler ile 29. maddesi ile değiştirilen 1479 sayılı Kanunun 36. maddesinin son fıkrasına göre Bağ-Kur tarafından ödenen aylıklarda dönem sonuna kadar yapılan artış oranının, aynı dönemin başında memur aylıklarında yapılan ortalama artış oranının altında kalması halinde, söz konusu ödemeleri aradaki fark kadar artırmaya Bakanlar Kurulunun yetkili olduğu bildirilmiş ve bu yetki yasasına dayanılarak çıkarılan 1.11.2002 tarihinde yürürlüğe giren 2002/4847 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında “4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun geçici 4. maddesine göre; 506 sayılı Kanunun ek 38. maddesine göre Sosyal Sigortalar Kurumundan gelir, emekli ve diğer aylık almakta olanlara yapılan ödemeler ve 1479 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin
son fıkrasına göre Bağ-Kur tarafından ödenen emekli ve diğer aylıklarda 1/1/2002-31/12/2002 tarihleri arasında yapılan artış oranı ile aynı dönemde memur aylıklarında yapılan artış oranından kaynaklanacak fark Aralık ayında hesaplanarak, söz konusu aylık ve ödemelere yansıtılacağı” karar bağlanmış ise de “bu karar” 17.1.2003 tarihinde yürürlüğe giren 2003/5146 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 11. ve 12. maddeleri ile 1.11.2002 tarihi itibariyle yürürlükten kaldırılarak, 506 ve 2925 sayılı Yasalara göre gelir ve aylık alanlar için sosyal destek ödemesi öngören … bir düzenleme getirmiş ve bu düzenlemede kararın 11. maddesinde belirtildiği üzere 1.1.2003 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Somut olayda uyuşmazlık 1.11.2002 tarihinde yürürlüğe giren 2002/4847 sayılı Bakanlar Kurul Kararını 1.1.2003 tarihinde yürürlüğe giren 2003/5146 sayılı Bakanlar kurulu Kararı ile baştan itibaren yürürlükten kaldırılmasına rağmen kararın yürürlükte olduğu 1.11.2002-1.1.2003 tarihleri arasındaki süre itibariyle davacı yararına uygulanıp Aralık -2002 maaşının bu karar uyarınca artırılıp artırılmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Bakanlar Kurulu Kararı düzenleyici bir işlemdir. Bir tür bir düzenleyici işlemin yürürlüğe girdikten bir süre sonra baştan itibaren kaldırılması durumunda yürürlükte kaldığı sürede davacı yararına kazanılmış hak oluşturup oluşturmayacağı konusunda öğreti ve yerleşik yargısal uygulamadaki görüş, bu durumda kazanılmış hak için yürürlükten kalkan önceki objektif hukuk kuralının ilgilisi olan kişi hakkında uygulanmış ve kişiselleşmiş olmasının gerekeceği yönündedir. Başka bir deyişle kazanılmış haktan söz edilebilmesi için bu hakkın … düzenlemeden önce yürürlükte olan kurallara göre bütün sonuçlarıyla fiilen elde edilmiş olması veya düzenleyici işlemin başlangıçta yöneldiği belirsiz sayıdaki kişileri hedef alma özelliği somutlaşarak bireysel işleme dönüşmesi gerekir. Dava konusu olayda, sonradan yürürlüğe giren 2003/5146 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlük tarihinden itibaren ortadan kaldırılan 2002/4847 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının davacı açısından kişiselleştiğini gösteren bir işlem yapıldığına ilişkin bir belge dosyada bulunmadığı halde mahkemece de bu yönde bir araştırma da yapılmadan davacı yararına kazanılmış hakkın doğduğu kabul edilerek sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Davacının yaşlılık aylığının artırılması konusundaki uyuşmazlığın yasal dayanaklarından ikincisi olan 1.1.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5565 sayılı 2007 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunun 30. maddesinin 6. fıkrasında “506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa göre gelir ve/veya aylık ödenenlere, bu kanunlar gereğince ödenmekte olan gelir ve/veya aylık tutarlarında (506 sayılı Kanuna göre gelir ve/veya aylık ödenenlerin bu Kanunun geçici 76 . maddesine göre yapılan telafi edici ödemeler dahil), 2006 yılı için 8/2/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanuna göre yapılan yıllık kümülatif artış oranı ile aynı dönemde memur aylıklarında katsayıların yükseltilmesi suretiyle yapılan kümülatif artış oranı arasındaki farkı telafi edecek şekilde hesaplanacak fark tutarları 2006 yılı Temmuz-Aralık ayları ödeme dönemleriyle sınırlı olmak üzere bir defada ayrıca ödenir. 2006 yılı ikinci altı aylık döneminde altı … daha az süreyle gelir ve/veya aylık almış olanlara yapılacak ödemelerde fiilen yararlanılan gelir ve/veya aylık ödeme dönemi sayısı dikkate alınır. Bu şekilde yapılacak ödemenin bir aylık
tutarının 2006 yılı Aralık ayı ödeme dönemi gelir ve/veya aylık tutarına ilave edilmesi sonucunda bulunacak tutar, 2007 yılı Ocak ayı ödeme döneminde yapılacak artışlara esas alınır.” şeklinde düzenleme getirildiği ve Kurumun 29.1.2007 tarih 2007/8 sayılı Genelgesinde bu yasal düzenleme dikkate alınarak 2006 yılı memur ayıklarında kat sayı yükseltilmesi nedeniyle kümülatif artış %7,5 oranında gerçekleşmesine rağmen aynı dönemde 5454 sayılı Yasa’ya göre 506 ve 2925 sayılı Yasalara göre ödenen gelir ve aylıklardaki kümülatif artış oranı %6,09 oranında gerçekleştiği aradaki farkın kapatılması için %1,33 oranında artış yapılmasının öngörüldüğü anlaşılmaktadır.Bu nedenle sözkonusu yasal düzenlemelere uygun araştırma yapılmadan denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna göre sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş; 2002/4847 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının davacı hakkında bireysel bir işleme dönüşüp dönüşmediği bu karar ile davacının somut bir hak elde … etmediği araştırılıp Kurumdan sorulduktan sonra verilecek yanıta ve hukuksal duruma göre kazanılmış hakkın doğup doğmadığı belirlemek, 5565 sayılı 2007 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunun 30. maddesinin 6. fıkrasınında öngörülen yıllık kümülatif artış oranlarını ilgili resmi Kurum ve Kuruluşlardan (TUİK, Maliye, Emekli Sandığı gibi) sormak, Kurumun bu Yasa’ya dayanarak çıkardığı 2007/8 sayılı Genelgeyi gözönünde bulundurmak, davacının aylığında bu yasa uyarınca uygulanması gereken artışın yapılıp yapılmadığı varsa eksik kısmının belirlenmesi için hukukçu, aktüerya ve sosyal güvenlik uzmanından oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor almak suretiyle sonuca gitmektir.
Yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 23.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.