Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/9312 E. 2010/12321 K. 14.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9312
KARAR NO : 2010/12321
KARAR TARİHİ : 14.10.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı Hazine, … Köyü 749 parsel sayılı 100,00 m² yüzölçümündeki davalı adına tapuda kayıtlı olan taşınmazın yörede 1995 yılında yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasında Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığını belirterek tapu kaydının iptali ile taşınmazın Hazine adına tapuya tescilini ve el atmanın önlenmesini istemiştir. Mahkemece; davalının davayı kabul etmesi gerekçesiyle davanın kabulüne ve dava konusu parselin tapu kaydının iptali ile taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, yargılama giderlerinin Hazine üzerinde bırakılmasına, Hazine lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından el atmanın önlenmesi talebi hakkında karar verilmemesi, vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalıp nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1946 yılında yapılan orman kadastrosu ile 18.02.1994 yılında ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Davacı Hazine tapu kaydının iptali ile taşınmazın Hazine adına tapuya tescili ve el atmanın önlenmesi istemiyle dava açtığı ve davalı tarafından dava kabul edildiği halde el atmanın önlenmesi hakkında olumlu olumsuz karar verilmemiş olması doğru değildir. Ayrıca; H.Y.U.Y.’nın 92. maddesine göre kabul; iki taraftan birinin diğerinin neticei talebine muvafakat etmesidir. Aynı yasanın 94/1 maddesine göre de kabul eden taraf mahkum olmuş gibi masarifi muhakemeyi tediyeye mecburdur. Davayı kabul eden davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamasının gerekçesi de aynı maddenin 2. fıkrasında belirtilmiştir. Buna göre; “müddeialeyh hal ve vaziyeti ile aleyhine dava ikamesine sebebiyet vermemiş ve ilk muhakeme celsesinde de müddeinin iddiasını kabul etmiş” olması gerekir. Yani, davayı kabul eden davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması, aleyhine
davanın açılmasına sebebiyet vermemiş olmamış olması ve ilk oturumda da davayı kabul etmiş bulunması şartına bağlanmıştır. Bu iki şartın birlikte gerçekleşmemiş olması halinde davalı yargılama giderlerinden sorumlu tutulacaktır. Somut olayda; dava konusu taşınmaz davalı adına tapuya kayıtlı olduğundan, mahkemece davalının davaya sebebiyet vermiş olduğunun kabulü ile yargılama giderlerinden sorumlu tutulacağının gözetilmemesi ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesi gereği davacı Hazine lehine vekalet ücreti takdir edilmemiş olması da doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 14/10/2010 günü oybirliği ile karar verildi.