YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9309
KARAR NO : 2010/12322
KARAR TARİHİ : 14.10.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, … Köyü 686 parsel sayılı 675,00 m² yüzölçümündeki davalılar adlarına tapuda kayıtlı olan taşınmazın yörede 1995 yılında yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasında Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığını belirterek tapu kaydının iptali ile taşınmazın Hazine adına tapuya tescilini ve elatmanın önlenmesini istemiştir. Mahkemece; davalıların davayı kabul etmesi gerekçesiyle davanın kabulüne ve dava konusu parselin tapu kaydının iptali ile taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, yargılama giderlerinin Hazine üzerinde bırakılmasına, Hazine lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından elatmanın önlenmesi talebi hakkında karar verilmemesi, vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalıp nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1946 yılında yapılan orman kadastrosu ile 18.02.1994 yılında ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına göre mahkemenin değerlendirmesi yerinde değildir. Şöyle ki; davacı Hazine tapu kaydının iptali ile taşınmazın Hazine adına tapuya tescili ve el atmanın önlenmesi istemiyle dava açtığı ve davalılar tarafından dava kabul edildiği halde el atmanın önlenmesi hakkında olumlu olumsuz karar verilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Kabule göre de; H.Y.U.Y.’nın 92. maddesine göre kabul; iki taraftan birinin diğerinin neticei talebine muvafakat etmesidir. Aynı yasanın 94/1 maddesine göre de kabul eden taraf mahkum olmuş gibi masarifi muhakemeyi tediyeye mecburdur. Davayı kabul eden davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamasının gerekçesi de aynı maddenin 2. fıkrasında belirtilmiştir. Buna göre; “müddeialeyh hal ve vaziyeti ile aleyhine dava ikamesine sebebiyet vermemiş ve ilk muhakeme celsesinde de müddeinin iddiasını kabul etmiş” olması gerekir. Yani, davayı kabul eden davalıların yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamaları, aleyhlerine davanın açılmasına sebebiyet vermemiş olmaları ve ilk oturumda da davayı kabul etmiş bulunmaları şartına bağlanmıştır. Bu iki şartın birlikte gerçekleşmemiş olması halinde davalılar yargılama giderlerinden sorumlu tutulacaktır. Somut olayda; dava konusu taşınmaz davalılar adına tapuya kayıtlı olduğundan, mahkemece davalıların davaya sebebiyet vermiş olduğunun
kabulü ile yargılama giderlerinden sorumlu tutulacaklarının gözetilmemesi ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesi gereği davacı Hazine lehine vekalet ücreti takdir edilmemiş olması da doğru değildir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 14/10/2010 günü oybirliği ile karar verildi.