Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/9239 E. 2012/2767 K. 27.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9239
KARAR NO : 2012/2767
KARAR TARİHİ : 27.02.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili , müvekkilinin iş sözleşmesinin davalı işverence geçerli sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın süresinde açılıp açılmadığının mahkemece denetlenmesi gerektiğini, esas bakımından da davacının iş sözleşmesine verimli olmaması, olumsuz tavırları nedeniyle yapılan uyarılara rağmen davranışlarını düzeltmemesi nedeniyle geçerli nedenle son verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin birinci fıkrasına göre iş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabilir. Taraflar anlaşırlarsa işçi aynı sürede uyuşmazlığı özel hakeme götürebilir.
Bir aylık dava açma süresi hak düşürücü nitelikte olup, yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınır. Dairemizce bir aylık dava açma süresinin başlangıcı fesih iradesinin işçiye ulaştığı tarih olarak kabul edilmektedir.
Somut olayda davacıya tebliğ edilen fesih bildiriminin sağ üst köşesinde 07/05/2010 tarihi yazılı olup metin kısmında; iş sözleşmesinin 10/05/2010’dan itibaren feshedileceği yazılmış,en alttaki “tebellüğ ettim” bölümüne de davacı herhangi bir tarih yazmadan imza atmıştır. Davacı eğitimli ve kariyerli bir çalışan olup imzaladığı belgenin içeriğini ve oluşturacağı sonuçları onlayabilecek durumdadır. Fesih bildirim yazısında farklı bir tarih belirtilmediğinden fesih bildiriminin davacıya 07/05/2010 tarihinde tebliğ edildiğinin kabulü gerekir. Bu tarihe göre 4857 sayılı İş Kanun’un 20. maddesinde öngörülen ve hak düşürücü nitelikte olan bir aylık süre geçtikten sonra 09.06.2010 tarihinde açılan davanın bu nedenle reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalıdır.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 30,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 27/02/2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.