Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/13466 E. 2010/9978 K. 18.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13466
KARAR NO : 2010/9978
KARAR TARİHİ : 18.10.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 14.07.1983 ve 22.02.1992 tarihlerinde doğan iki çocuğundan dolayı 5510 sayılı Yasa gereğince doğuma dayalı borçlanma yapabileceğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 14.7.1983 ve 22.2.1992 tarihlerinde doğan iki çocuğundan dolayı, 5510 sayılı Yasanın 41/1-a maddesi gereğince doğuma dayalı borçlanma yapabileceğinin tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının sigortalı çalıştığı işten ayrıldıktan sonraki 300 gün içinde doğum yapmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, 5510 sayılı Yasanın 41/1-a maddesi ile düzenlenen ve kısaca “doğuma dayalı borçlanma” olarak nitelendirilebilecek borçlanma hakkının ne şekilde kullanılabileceği ve işten ayrıldıktan sonraki 300 gün içinde doğum yapma şartının davada aranıp aranmayacağı noktasındadır.
5510 sayılı Yasanın “sigortalıların borçlanabileceği süreler” başlıklı 41/1-a maddesinde:
“Bu kanuna göre sigortalı sayılanların, kanunları gereğince verilen ücretsiz doğum ya da analık izni süreleri ile 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalı kadının, iki defaya mahsus olmak üzere doğum tarihinden sonra iki yıllık süreyi geçmemek kaydıyla hizmet akdine istinaden işyerinde çalışmaması ve çocuğun yaşaması şartıyla talepte bulunulan süreleri, ….kendilerinin veya hak sahiplerinin yazılı talepte bulunmaları ve talep tarihinde 82. maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt ve üst sınırları arasında olmak üzere, kendilerince belirlenecek günlük kazancın % 32 ‘si üzerinden hesaplanacak primlerini borcun tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde ödemeleri şartı ile borçlandırılarak, boçlandırılan sürelerin sigortalılıklarına sayılacağı bildirilmiştir.
Doğuma dayalı borçlanma hakkından yararlanabilmek için kişinin geçmişte hizmet aktine dayalı olarak sigortalılık tescilinin yapılmış olması, bu haktan yararlanması için yeterli olup, diğer şartlar ise borçlanma süresi içerisinde hizmet aktine tabi olarak çalışmaması ve çocuğun yaşamasıdır. Görüldüğü gibi, yasal düzenlemede, işten ayrıldıktan sonraki 300 gün içerisinde doğum yapılması gerektiği şeklinde bir düzenleme bulunmamakta olup, Kurumun uygulamaya ilişkin hazırladığı “Tebliğ ” ile getirdiği düzenlemenin yerinde olmadığı gibi, Kurumun tek taraflı olarak hazırladığı “Tebliğ”‘in mahkemeyi bağlamayacağı, aksinin kabulünün ise genel yasa kurallarına aykırılık oluşturacağı açıktır.

Somut olayda, ilk kez 506 sayılı Yasa kapsamında 23.11.1981 tarihinde zorunlu sigortalı olduğu anlaşılan davacının 14.7.1983 ve 20.2.1992 tarihlerinde gerçekleştirdiği doğumlar nedeniyle toplam 4 yıllık süreyi borçlanmak için Kuruma müracaat ettiği, talebinin işten ayrıldıktan sonra 300 gün içersinde doğum yapmadığı gerekçesi ile reddedildiği görülmektedir. Yapılan yasal düzenlemeler ve yukarıda yapılan açıklamalar gereği, halen yaşadıkları ve doğum tarihlerinden itibaren hizmet akdi ile çalışmadığı anlaşılan davacının yaptığı iki doğuma ilişkin bu talebinin kabulü gerekirken, mahkemece yerinde olmayan gerekçe ile reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 18.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.