Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/14153 E. 2010/13185 K. 27.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14153
KARAR NO : 2010/13185
KARAR TARİHİ : 27.12.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinin tespiti ile maddi manevi zararlarının giderilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davalıların tüm davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir
Mahkemece iş kazası tebiti davası konusuz kaldığından karar verişmesine yer olmadığına, davacının maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir
Davacı sigortalının, dava devam ederken 5.10.2008 tarihinde ölen davalıya ait plastik boru üretimi işyerinde çalışıtığı sırada 27.8.2005 günü boruyu makineden alırken sol elini makinaya kaptırması sonucu %36 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, Kurumca iş kazası kabul edilen olayda sigortalının %50, davalı işverenliğin %50 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalıya verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına 25.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 10.000,00TL’sına hükmedilmesi Öte yandan S.G.K.Başkanlığı tarafından sigortalıya bağlanan gelirlerde katsayı değişmesi nedeniyle meydana gelen artışlar sonucu yeniden hesaplanan peşin sermaye değerinin zararı karşıladığı hallerde, davacının dava açarken bu hususları bilmesi mümkün bulunmadığından, maddi tazminat isteminin reddi nedeniyle davalı yararına avukatlık ücreti takdir edilemeyeceğinden somut olayda davacının maddi tazminat istemi Kurumca bağlanan gelirlerin tüm peşin sermaye değeri ile karşılandığından maddi tazminatın reddi nedeniyle davalı işveren yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinerek yerine,
“1- İş kazası tesbiti davası konusuz kaldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına
2- Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, vekil ile temsil edilen davalı Kurum yararına 575,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı Kuruma verilmesine
3-Davacının maddi tazminat davasının reddine
4-Davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 25.000,00 TL manevi tazminatın 27.8.2005 olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı mirasçılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine , fazla istemin reddine
5-Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, vekil ile temsil edilen davacı yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarları üzerinden hesaplanan 2.900,00TL avukatlık ücretinin davalı mirasçılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, red olunan manevi tazminat miktarı üzerinden aynı Tarife uyarınca 600,00 TL avukatlık ücretlerinin davacıdan alınarak davalı mirasçılara verilmesine
6- Davalılara ait 1374 sayılı parsel üzerine konulan tedbirin karar kesinleşinceye kadar devamına
5-Davacı tarafından yapılan toplam 908,50-TL yargılama giderinden ret ve kabul oranına göre takdiren 649,00-TL sının davalı mirasçılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerine bırakılmasına
5-Alınması gereken 1.350,00-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 472,50-TL nispi harcın mahsubuyla bakiye 877,50-TL nisbi harcın davalı mirasçılarından müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından peşin yatırılan 472,50-TL nisbi harç ile 11,20- TL başvuru harcı olmak üzere toplam 483,70-TL harc giderinin davalı mirasçılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine, 27.12.2010 gününde oybirliğiyle ile karar verildi.