YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6567
KARAR NO : 2022/5532
KARAR TARİHİ : 27.09.2022
7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16/02/2009 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 02/02/2021 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak davacı vekili, duruşmasız olarak incelenmesi katılma yoluyla temyiz eden davalı vekili tarafından istenilmekle tayin olunan 27/09/2022 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili … Halıcılık Kuyumculuk Tur. Tic. Ltd. Şti. adına vekili Av. … ile karşı taraftan davacı kendisi … geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_ K A R A R _
Dava, çaplı taşınmaza doğrudan tecavüz ve komşuluk hukukuna aykırılık nedeniyle elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Davacı, davalının komşu parsellerde yaptırdığı otel inşaatının ruhsatsız, kaçak ve komşuluk hukukuna aykırı olduğu gibi kendisine ait 19 no’lu parsele de tecavüzlü olduğunu, 1 ve 20 parsellerdeki binaların kaçak olarak birleştirilip, güçlendirme yapılarak statik risk oluşturduğunu, davalının inşaatı nedeniyle hava akımının kesildiğini ve güneş görmediğini, 155 ada 1 ve 20 parselde yapılan kaçak güçlendirme, birleştirme, yapılaşma faaliyetleri nedeniyle verilen idari yıkım kararlarının uygulanması gerektiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Davalı vekili davacının parseline müdahalenin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 01.10.2013 tarihli 2012/15394 Esas, 2013/13740 Karar sayılı ilamı ile “…davacı taşınmazına fiili elatmanın olup olmadığının, varsa tecavüzün giderim şeklinin ve tecavüzlü kısmın yıkımı halinde kalan binanın durumunun duraksamaya yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulması, daha önce alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi, sonra komşuluk hukuku bakımından bir taşkınlık olup olmadığı konusunda bilirkişi heyetince bir araştırma ve inceleme yapılarak, davalının 1 ve 20 sayılı parsellerdeki yapılanmaları nedeniyle komşuluk hukukuna aykırı durumların neler olduğunun tek tek belirlenmesi, gerçekten de bir tecavüz var ise hak ve nesafet ölçüleri gereğince zararın giderilmesi için alınacak önlemleri gösteren bilimsel verilere dayalı gerekçeli bilirkişi raporunun alınması infazı sağlamaya yarar kroki düzenlettirilmesi, sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmişlerdir.
Somut olayda; mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma gereği yerine getirilmemiştir.
Mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi yönünden alınan bilirkişi raporu çelişkilidir. Bozma ilamından önce aldırılan bilirkişi raporunda, 20 sayılı parsel üzerine davalı tarafından yapılan yeni yapının 0,007 m2’lik (yani 5 cm ile 13 cm’lik) kısmının davacıya ait 19 no’lu parsele taşkın olduğu, bu tecavüz miktarının tecvizi hata dahilinde kaldığı ve inşaat sırasında kalıp şişmesi nedeniyle oluşmasına rağmen ruhsatsız ve projesiz inşa edilen bu kısımdaki tecavüzün traşlanarak giderilebileceğini bildirdikleri halde; ek raporlarında, 20 sayılı parseldeki projesiz ve ruhsatsız binanın 0,007 m2’lik kısmının traşlanarak giderilmesinin yasal olarak mümkün olmadığını, Encümen Kararına istinaden ruhsatsız ana yapının tamamının yıkılarak eski hale getirilmesi gerektiğini, dolayısıyla 20 sayılı parseldeki ana yapıdaki tüm taşkınlıkların ana binanın tamamının kal’i halinde giderilebileceğini bildirmişlerdir.
Bozma ilamından sonra alınan 26.12.2016 tarihli bilirkişi raporunda 1 parsel sayılı taşınmazdaki binanın davacının 19 parsel sayılı taşınmazına bir tecavüzü bulunmadığı, davalıya ait 20 parsel sayılı taşınmazın davacının parseline 0,0065 m2 tecavüzünün olduğu belirtilmiş, 26.06.2018 tarihli rapor ve 03.11.2019 tarihli ek raporda davalıya ait 1 parsel ve 20 parsel sayılı taşınmazların davacıya ait 19 parsel sayılı taşınmaza fiili olarak tecavüzü bulunduğu belirtilmiştir.
Mahkemece bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Ayrıca hükmün gerekçe kısmında 155 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davacının taşınmazına müdahalesinin bulunduğu 03/11/2019 tarihli bilirkişi raporuna göre tecavüzün ve müdahalenin engellenmesine, dava konusu 155 ada, 20 parseldeki yapı yönünden talebin reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiş, hükümde 03.11.2019 tarihli rapora atıf yapılarak C, D, F bendinde davalıya ait 155 ada 20 parselin davacı parseline müdahalenin menine karar verildikten sonra, yine hükümde 20 parseldeki yapı yönünden talebin reddine karar verilerek, hem gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılması, hem de hüküm kendi içinde çelişkili hale getirilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de kal istemli elatma davalarında dava değeri taşınmazların elatıldığı bölümün ve kal’i istenen şeyin dava tarihindeki değerine göre belirlenmesi ve mahkemece alınacak harcında bu miktara göre hesaplanması gerekirken, davalıya ait parsellerin değerinin yarısı üzerinden hesaplanması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 8.400,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.09.2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.