Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/4759 E. 2007/4701 K. 30.04.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4759
KARAR NO : 2007/4701
KARAR TARİHİ : 30.04.2007

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.6.2006 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine karşı davanın kabulüne dair verilen 17.10.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi istemiyle açılmış, davacı mülkiyet hakkı sahibi 12.10.2006 günlü dilekçesinde davasını ıslah ederek uyuşmazlık konusu samanlığın kaldırılması isteminde bulunmuştur.
Davalı karşı davasında 366 parselin tapu kütüğü beyanlar hanesinde “bu yer üzerindeki ahşap samanlığın yarısı …’a aittir” şerhi bulunduğunu, ancak mülkiyet hakkı sahibi davacının tel çit çekerek taşınmazdan yararlanmasına engel olduğunu, ortaya çıkan muarazanın giderilmesini talep etmiştir.
Mahkemece mülkiyet hakkına dayanılarak açılan davanın reddine, intifa hakkına dayalı elatmanın önlenmesi davasının ise kabulüne karar verilmiş, hükmü mülkiyet hakkı sahibi davacı temyiz etmiştir.
Gerçekten, mülkiyeti davacıya ait 366 parsel sayılı taşınmazın tapu kütüğü beyanlar hanesinde “bu yer üzerindeki ahşap samanlığın yarısı …’a aittir” şerhi bulunmaktadır. Bu şerhin taşınmaz kaydına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 19.maddesine dayanılarak taşınmaz zemini bir başkasına ait olduğundan konulduğu kuşkusuzdur. Uygulamada kısaca “muhtesat şerhi” olarak bilinen bu tür işlemlerle genellikle hak sahibi kişinin durumunun üçüncü kişilere duyurulması veya bildirilmesi amaçlanır. Muhtesat şerhine konu hak eğer bir yapıya ait ise o yapının yakılması veya yanması gibi bazı sebeplerin ortaya çıkması ile sona erer. Bu tür haklar yeniden kurulamayacağı gibi yapı sahibinin hakkın doğduğu sıradaki muhtesatı yıkarak yeni bir yapı yapması -somut olayda yeni bir samanlık imal etmesi- olanağı da yoktur. Şayet muhtesat söylenen şekilde bir nedenle yok olmuşsa Türk Medeni Kanununun 1026.maddesi uyarınca hakkın yok olması ile şerh hukuki değerini yitireceğinden yüklü taşınmaz malikinin talebi üzerine terkin edilebilir.
Somut olaya gelince; az yukarıda sözü edildiği üzere davacı mülkiyet hakkı sahibinin 12.10.2006 günlü dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar davayı ıslah niteliğinde olup samanlık binası harabe haline geldiğinden muhtesat şerhinin terkini istemini içermektedir. İnşaat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 03.10.2006 günlü raporda dava konusu samanlığın 50 yaşlarında olduğu, çatısının yıkık içerisinin harebe şeklinde bulunduğu ekonomik değer ifade etmediği, ancak enkaz değeri taşıdığı vurgulandığından ve konunun özel ve teknik bilgiyi gerektirmesinden ötürü HUMK.nun 275.maddesince bilirkişi raporuna bağlı kalınarak ve davacının 12.10.2006 günlü ıslah dilekçesi değerlendirilip istemin muhtesat şerhinin terkini ve bu suretle müdahalenin meni olarak kabulü ile asıl davanın hüküm altına alınması karşı davanın ise reddi yerine delillerin yanılğılı değerlendirilmesi sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 30.4.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.