Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2008/300 E. 2008/5193 K. 16.04.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/300
KARAR NO : 2008/5193
KARAR TARİHİ : 16.04.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.11.2005 gününde verilen dilekçe ile meraya elatmanın önlenmesi, birleştirilen davada ise meranın aidiyetinin tespiti istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne dair verilen 30.10.2007 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı-davalı köy vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 15.04.2008 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden … Köyü vekili Av…. … ve … … ile karşı taraftan davalı-davacı … vekili Av…. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Tüzel Kişiliği, “… yurdu, …, … …, … tepe, … suyu” ile bilinen hattın batısının köylerine ait kadim mera olduğunu, 2005 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında bu alanın davalı köyün kadastro çalışma alanı içinde bırakılması nedeniyle davalı köyün kadim meralarına elattığını ileri sürerek elatmanın önlenmesini istemiştir.
Birleştirilen davada ise; Davalı – davacı … Tüzel Kişiliği kadastro çalışmaları sırasında Koyunören Köyü Tüzel Kişiliğine ait olduğu belirtilmek suretiyle tespiti yapılan 115 ada 26 parsel sayılı taşınmazın kadim mera sınırları içinde kaldığını ileri sürerek köylerine aidiyetinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulü ile bilirkişi raporunda kahverengi çizgi ile gösterilen sınır taşından başlayarak kuzeye doğru ve … tepe olarak belirtilen noktadan geçip
Koyunören ve Otlutepe Köyleri kadastro çalışma alanı sınırına kadar inen hattın doğusunda kalan alana Koyunören Köyünün elatmasının önlenmesine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı – davalı … Tüzel Kişiliği tarafından temyiz edilmiştir.
Davada taraf köyler, kadim yararlanma hakkına dayanmışlardır.Yapılan araştırmada taraf köylerin kadim köyler olduğu ve adlarına tahsisli mera bulunmadığı saptanarak, çekişmenin kadim yararlanma durumuna giderilmesine karar verilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve soruşturma hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; Davacı – davalı … Tüzel Kişiliği kadim merası olduğunu ileri sürdüğü alanın sınırlarını dava dilekçesinde hudutlarını da belirtmek suretiyle açıklamıştır. Mahkemece çekişmeli bu alanın sınırları yerel bilirkişi beyanlarına göre saptanarak … bilirkişisine raporunda işaret ettirilmemiş ve öncelikle çekişmeli taşınmaz belirlenmemiştir.
Hal böyle olunca; mahkemece yerel bilirkişiler aracılığı ile yeniden mahallinde keşif yapılarak Davacı – davalı … Tüzel Kişiliğinin dava dilekçesinde hudutları belirtilen … ayrıntılı olarak yerel bilirkişilerden sorularak bu hudutlar memleket haritasında yazılı noktalardan da yararlanılmak suretiyle … bilirkişine memleket haritasında işaret ettirilmelidir. Bu belirlenen alanın kadastro çalışmaları sırasında hangi parsellere isabet ettiği de kadastro çapı ablike edilerek memleket haritası üzerinde … bilirkişisi tarafından gösterilmesi sağlanmalıdır. Taraf köyler arasında çekişmeli olan … bu şekilde tereddüde mahal vermeyecek şekilde tespit edildikten sonra, varsa taraflar köylerin yayla evleri, mezarlıkları v.s. de krokide işaret ettirilmelidir. Öte yandan, Kadim yararlanmanın başlangıcı bilinmeyen zamandan beri kullanma biçimi olduğu gözetilerek kadim kullanma durumu ve biçimi yerel bilirkişilerden zeminde de gösterilmeleri sağlanmak suretiyle tereddüde mahal vermeyecek şekilde saptanmalıdır.
Bundan ayrı; taraflar köyler arasındaki Tortum Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.01.1936 … 10/47 sayılı ilamının çekişmeli yere ait olduğu ve davacı köy tarafından açılan davanın reddedildiği savunulduğuna göre, anılan mahkeme kararı ve krokisi keşifte uygulanmak suretiyle nizalı yere ait olup olmadığı da belirlenerek, nizalı yere ait olduğunun saptanması halinde taraflar açısından kesin hüküm teşkil edeceği göz önüne alınarak sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Tüm bu yönler gözetilmeden eksik araştırma ve soruşturma ile asıl davanın reddi ile birleştirilen davanın kabulüne karar verilmesi doğru
olmadığından karar bozulmalıdır.
Kabule göre de; HUMK.nun 74. maddesi uyarınca, hakim kural olarak iki tarafın iddia ve savunmaları ile bağlı olup talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez . Birleşen davada; Otluktepe köyü tüzel kişiliği 115 ada 26 parsel sayılı taşınmazın kadim merası olduğunu ileri sürerek aidiyetinin köylerine ait olduğunun tespitini talep ettiği halde, talep aşılmak suretiyle … bilirkişisi raporunda kahverengi ile işaretli çizginin doğusunda kalan alana davacı – davalı … köyünün elatmasının önlenmesine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle ; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 550.00 YTL. Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalı – davacı … Tüzel Kişiliğinden alınarak davalı – davacı … Tüzel Kişiliğine verilmesine, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 16.04.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.