Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2008/3065 E. 2008/10186 K. 14.10.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3065
KARAR NO : 2008/10186
KARAR TARİHİ : 14.10.2008

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, tahsisen tescil suretiyle davalı şirket adına kaydedilen 302 ve 819 parsel sayılı taşınmazların taraflar arasında düzenlenen 02.9.2003 tarihli protokole aykırı olarak tescil edildiğini, işlemin yolsuz tescil niteliğinde olduğunu ileri sürerek, tapu iptal, tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalılar, iddiaların yersiz olduğunu, davacı şirketin muvafakatı ile taşınmazların tescil işleminin yapıldığını bildirip, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazların 02.9.2003 tarihli protokol kapsamında yer almamasına rağmen davacı şirketin onayına istinaden tahsisen tescil edildiği, yolsuz tescilin koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 14.10.2008 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat…ile temyiz edilen vekili Avukat … … geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

-KARAR-

Dava, tapu iptal ve tescil isteğiyle açılmış olup, mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davalı …’ne husumet yöneltilemeyeceği gözetilmek suretiyle bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Ancak, niza konusu 302 (yeni 32) ile 819 (yeni 33) parsel sayılı taşınmazlar davacı … A.Ş. (…)’ye ait iken, davacı şirketin bünyesinde faaliyetini sürdüren Bursa İşletme Müdürlüğünün 4946 Sayılı … Piyasası Yasasının geçici 3/a maddesi uyarınca özelleştirilmek üzere tüzel kişiliği yapılandırıldığı ve Bursa … … Tic. ve Taah. A.Ş. (…) adını aldığı, daha sonrada … … Kurulunun 16.9.2002 tarih ve 2002/47 sayılı kararı ile … kapsamına alındığı dosya kapsamıyla sabittir.
Bu süreç içerisinde davacı … arasında 02.9.2003 tarihinde yapılan protokolde diğer hususların yanında protokole ek sözleşmenin 4. maddesinde hangi taşınmazların davacı tarafından davalıya devredileceği hususu hüküm altına alınmıştır. Bu maddeye göre, davalıya devredilmesi gereken taşınmaz “Bursa şehrini besleyen şehir 2.CA istasyonu ile Bursa şehir beslenmesi dışında Bursa ………. istasyonlarını kontrol eden sistemlerin bulunduğu ve mevcut iç tel çit ile çevrili bölümün kontrol binası ile birlikte (telekom ve scoda ekipmanları hariç) ” olduğu kararlaştırılmıştır. Görüldüğü gibi davalıya devredilmesi gerekli taşınmaz bu maddede belirtilen kısım olup, 23.7.2007 tarihli teknik bilirkişi krokisinde sarı ile taralı olarak gösterilen ve B harfi ile işaretlenen 5741.52 m2 lik kısmı kapsadığı gerek dosya kapsamından, gerekse alınan bilirkişi rapor ve krokisinden anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davalı adına tapuda yapılan devir işleminin hukuken geçerli olmasının taraflarca düzenlenen protokole uygun olmasına bağlı olacağı tartışmasızdır. Başka bir ifadeyle, protokol dışında yapılan temliklerin yolsuz tescil niteliğinde olacağı kuşkusuzdur.
Her nekadar, davalı bu protokolün daha sonra genel müdürlük oluru ile değiştirildiğini ve tüm niza konusu taşınmazın protokol kapsamına alındığını ve … idaresince şirketin envanterinde gösterildiğini savunmakta ise de; dosyadaki belgeler bu savunmayı doğrulamamaktadır.
Dosya içerisinde bulunan ve Bursa kısım şefi … adlı kişi tarafından düzenlenerek davacı idareye gönderilen ve protokole uygun olarak devirlerin yapılmasına ilişkin yazının altında yetkilendirilen kişiler tarafından yazılan 24.9.2003 tarihli şerhte aynen “… 02.9.2003 tarihinde imzalanan devir protokolüne uygundur,ekler ile…” denilmiştir. Görüldüğü gibi, bu şerh ile daha önce taraflar arasında düzenlenmiş bulunan ve taşınmazların devri ile ilgili hususlarıda içeren 02.9.2003 tarihli protokol değiştirilmemiş aksine devri gereken taşınmazların protokole uygun olduğu belirtilmiştir.
O halde, taraflar arasında yapılan protokolün yetkili organlarca değiştirildiği söylenemez. Bu durumda, taraflar arasındaki çekişmenin çözüme kavuşturulması davalı adına yapılan tapudaki temliklerin protokole uygun olup olmadığının belirlenmesi ile mümkün bulunmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, yukarıda değinildiği üzere mahkemece toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davalıya devredilmesi gereken yerin sadece eski 302 yeni 32 parsel sayılı taşınmazın 23.7.2007 tarihli rapora ekli krokide sınırları sarı ile gösterilen ve B harfi ile işaretli 5741.52 m2 lik kısım olduğu açıktır. Öyleyse, bu yerin dışında kalan ve davacının eldeki davada dava konusu ettiği bölümlerin davalı adına tescilinin geçerli bir hukuki sebebinin bulunduğu söylenemez. Değişik anlatımla sicilin oluşumu yolsuz tescil niteliğindedir.
Diğer taraftan, protokol dışındaki taşınmazların … İdaresince şirketin envanterinde gösterilmesinin ve satışının davalı yararına tescil yönünden bir hak bahşedeceğini de söyleme olanağı yoktur.
Hal böyle olunca; 302 (yeni 32) parselin niza konusu edilmeyen 5741.52 m2 lik kısmı dışında kalan bölümle, 819 (yeni 33) parselin tamamı hakkında açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile bu yerler bakımından davanın reddedilmiş olması doğru değildir.
Davacının, bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.12.2007 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 550.00.-YTL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 14.10.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.