YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/12526
KARAR NO : 2007/14398
KARAR TARİHİ : 16.11.2007
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 29.06.2007 gününde verilen dilekçe ile hükmün tavzihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; tavzih isteminin reddine dair verilen 09.07.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil tahsili istemine ilişkindir.
Davacı, 14635 ada 6 parsel sayılı taşınmaza davalıya ait aynı ada 5 parsel sayılı taşınmaz tarafından elatıldığını ileri sürerek önlenmesini ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1000.00 YTL ecrimisilin davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi isteminin kabulüne, ecrimisil isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükme ilişkin kısa kararda “davacının davasının kısmen kabulü ile 780.00 YTL ecrimisil bedelinin bilirkişi raporunda belirtilen tarihlerden itibaren davalıdan alınarak davacıya verilmesine”, gerekçeli kararın hüküm kısmında ise “davalının 8.30 metrekarelik yerden müdahalesinin menine ve 780.00 YTL ecrimisilin davalıdan tahsiline” kesin olarak karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından taşınmazın mülkiyeti ile kararların kesin olamayacağı gerekçesiyle bu yöndeki hüküm kısmının tavzih yolu ile düzeltilmesi istenmiş, bu istemin mahkemece reddine dair verilen karar bu kez davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Bir kararın temyiz edilip edilemeyeceği kanun tarafından belirlenir. Kural olarak, ilk derece mahkemelerinin vermiş oldukları bütün nihai kararlar temyiz edilebilir. İstisnai olarak, bazı nihai kararların temyiz edilemeyeceği kabul edilmiştir. Bu istisnalarda daima bir kanun hükmüne dayanır. HUMK’nun 427/II. maddesinde yazılı kesinlik sınırı menkul (taşınır) mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar ile ilgilidir. Yasada taşınmaz mallardan kaynaklanan davalara ilişkin bir sınırlama getirilmemiştir. Şu duruma göre eldeki dava taşınmaz mala ilişkin elatmanın önlenmesi ve ecrimisil bedelinin tahsili istemi ile ilgili olduğundan, böyle bir dava sonucunda verilecek hükmün kesin olması yasaya göre olanaklı değildir. Hakimin temyizi … bir kararın temyiz edilemeyeceğini hükmünde bildirmiş olmasının hukuki bir değeri yoktur. Bununla birlikte davalı vekilinin hükmün kesin olduğuna dair bölümünün tavzih yolu ile düzeltilmesine ilişkin isteminin mahkemece reddine karar verilmiş olmasıda hukuki bir değer taşımaz.
Bütün bu açıklamalardan sonra davalı vekilinin tavzih isteminin reddine dair kararın temyizini içeren dilekçesinin hükme yönelik temyiz istemi olduğu kabul edilerek temyiz itirazlarının incelenmesi gerekmiştir.
Az yukarıda açıklandığı üzere mahkemece tefhim olunan kısa karar ile gerekçeli kararın farklı olduğu görülmüştür.
10.4.1992 tarih 1991/7-1992/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı ile kısa kararla gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni oluşturacağı; bozmadan sonra yerel Mahkemenin önceki kısa kararla bağlı olmasızın çelişkiyi kaldırmak kaydı ile vicdani kanaatine göre karar verebileceği öngörülmüştür.
Bu itibarla kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olması nedeniyle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 16.11.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.