Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2021/6237 E. 2022/5584 K. 30.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6237
KARAR NO : 2022/5584
KARAR TARİHİ : 30.11.2022

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik verilen hüküm davacı vekilince duruşmalı temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde şirket yetkilisi … ve Avukat … ile davalı vekili Avukat …’ın gelmeleriyle duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, sözleşmenin davalı idarece haksız feshedildiği iddiasına dayalı olarak mahrum kalınan kârın, kesin teminatın irat kaydedilmesinden doğan alacağın, davacıya haksız olarak ihalelere katılmaktan yasaklama kararı verilmesi ihtimali nedeniyle oluşacak maddi ve manevi zarar ile sözleşmenin feshi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı idare tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesince davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı yüklenici tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve HMK 355. maddedeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Taraflar arasında 17.06.2015 tarihinde düzenlenen “Anadolu Otoyolunun Ankara/Gümüşova kesimi ile Ankara Çevre Otoyolunda bulunan muhtelif kilometrelerdeki betornarme köprülerin ve diğer sanat yapılarının bakımı ve onarımının yapılması işine ait sözleşme” uyuşmazlık konusu değildir. Davacı yüklenici, davalı idaredir.
Davada, sözleşme süresinin dolmasına 8 ay 25 gün süre olduğu halde davalı idare tarafından 21.01.2016 tarihinde fesih kararı alındığı belirtilerek sözleşmenin haksız feshi sonucunda uğranılan maddi ve manevi zararların, kâr kaybının, idarece irat kaydedilen teminat mektubu bedelinin tahsili talep edilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 473. maddesinin 1. fıkrası hükmüne göre; yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya sözleşme hükümlerine aykırı olarak işi geciktirmesi ya da iş sahibine yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkan gecikme yüzünden bütün tahminlere göre yüklenicinin işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa, iş sahibi teslim için belirlenen günü beklemek zorunda olmaksızın sözleşmeden dönebilir. Böyle bir fesih halinde sözleşmenin haksız feshinden söz edilemeyecektir.
Somut olayda mahkemece alınan 01.12.2016 tarihli asıl ve bu rapora ek olarak alınan üç raporda bilirkişiler Türk Borçlar Kanunu’nun 473. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen teslim için belirlenen günü beklemeden sözleşmeden dönme koşullarının oluşup oluşmadığı konusunda inceleme yaparak değerlendirmede bulunmamışlardır.
Bu durumda mahkemece HMK’nın 266 ve devamı maddeleri uyarınca yeniden oluşturulacak konusunda uzman bilirkişi kurulundan, idarece işin feshedildiği tarih itibariyle dosya kapsamındaki deliller, tutanak ve belgelere göre işin kalan kısmını da gözönünde tutarak davalı yüklenicinin, fesih tarihi ile işin teslimi gereken süreye kadar tamamlayıp tamamlayamayacağı konusunda gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre değerlendirme yapılarak davadaki talepler konusunda bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 371. maddesi uyarınca temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nın 373. maddesi hükümleri gözetilerek dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesine, karardan bir örneğin ise İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 30.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.