YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/803
KARAR NO : 2006/8558
KARAR TARİHİ : 17.07.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.5.2005 gününde verilen dilekçe ile mera kaydının iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.11.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davada Mera Komisyonunca mera olarak sınırlandırılması yapılan ve davalılardan…Köyü Tüzel Kişiliğine tahsis edilen 2807 mera parselinin 1.11.2005 tarihli krokide işaretlenen bölümünün tescili istenmiştir.
Mahkemece, dava kabul edilmiş, 2807 parsel sayılı taşınmazın krokide kırmızı boyalı 3189 metrekare yüzölçümlü yerinin davacı adına tesciline karar verilmiş, hükmü davalılardan Hazine temyiz etmiştir.
Dosya kapsamında bölgede mera komisyonu çalışmaları yapıldığı, 2807 parselin 23.1.2004 tarihinde mera olarak sınırlandırıldığı, mera komisyon kararının 12.3.2004 tarihinde kesinleşerek 2807 parselin mera niteliği ile özel siciline yazıldığı anlaşılmaktadır. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından köy yerleşim alanı olarak bırakılan alan ise krokide 2808 parsel adı altında gösterilmiştir.
Bir taşınmaz malın kazanma yollarının ne olduğu Türk Medeni Kanunun 706 ve devamı maddelerinde sıralanmıştır. Somut olayda davacının taşınmaz mülkiyetini kazanma nedeni olarak ileri sürdüğü husus dava konusu taşınmaza ev yapabileceğinin köy muhtarı tarafından bildirilerek izin verilmesi ve buraya 1999 yılında ev inşa edilmesidir. Burada öncelikle belirtmek gerekir ki, 4342 sayılı Mera Kanununun 4. maddesi gereğince meralar devletin hüküm ve tasarrufu altındaki özel mülkiyete konu teşkil etmeyecek yerlerdir. Diğer yandan, meraların amacı dışında kullanma olanağı bulunmadığı gibi zaman aşımı hükümleri uygulanarak kazanılmalarına da olanak yoktur. Kaldı ki, mera olan bir yeri meranın sınırları içerisinde kaldığı köy muhtarının özel mülkiyete özgülenecek biçimde bir kişiye tahsis yetkisi de bulunmamaktadır. Kanuna aykırı bir yöntemle taşınmazın bulunduğu yer köy muhtarı mera üzerine bina inşa etmek üzere hiç kimseye izin veremeyeceğinden davacının ileri sürdüğü vakıa kendisine hak sağlamaz. Esasen az yukarıda sözü edildiği üzere zilyetlikle iktisabı olanaksız mera üzerinde ev yapmış olması hiçbir şekilde davacıya mülkiyet hakkı kazandırmayacağından davanın reddi yerine yasaya aykırı biçimde istemin hüküm altına alınması bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 17.7.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.