YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8865
KARAR NO : 2022/12311
KARAR TARİHİ : 24.11.2022
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibine karşı borçlunun icra mahkemesine başvurusunda; ödeme emrinin usulsüz tebliğine ilişkin şikayeti ile beraber bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince, 04.10.2021 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak imza itirazının kabulüne ve takibin durdurulmasına karar verildiği, tarafların istinaf yoluna başvurması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, tarafların istinaf taleplerinin ayrı ayrı esastan reddine hükmedildiği, kararın alacaklı tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır.
İmza itirazında, imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti, takibe başlayarak imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir (HGK’nun 26.04.2006 tarih ve 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı).
Somut olayda; mahkemece hükme esas alınan, adli belge inceleme uzmanı tarafından düzenlenmiş 04.10.2021 tarihli bilirkişi raporunda, takibe konu senet üzerinde atılı bulunan imzaların borçlunun elinden çıkıp çıkmadığı hususunda teknik incelemeye dayalı olarak herhangi bir kanaat beyanında bulunulabilmesinin mümkün olamadığının bildirildiği, söz konusu raporun alacaklı vekiline tebliğinden itibaren alacaklı vekili tarafından, süresi içerisinde rapora karşı, yeni bir rapor alınması gerektiğinden bahisle itiraz edildiği, alacaklı vekilinin, 18.11.2021 tarihli duruşmadaki beyanı ile de rapora itirazlarını tekrarla adli tıptan rapor alınması taleplerini yinelediği, İlk Derece Mahkemesince rapor borçlu lehine değerlendirilerek, Bölge Adliye Mahkemesince de Adli Tıp Kurumunun imza incelemesinde son merci olmadığı ve raporun hüküm kurmaya yeterli olduğu belirtilerek sonuca gidildiği görülmüştür.
Mahkemece hükme esas alınan 04.10.2021 tarihli bilirkişi raporu ile bu rapordan daha önce Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan 16.3.2020 tarihli bilirkişi raporunda; imzanın borçlunun eli ürünü olup olmadığı hususunda net bir görüş bildirilmemiş olup, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, bu rapor hükme esas alınarak itirazın kabulüne karar verilmiş ise de, ispat yükü üzerinde olan alacaklının süresi içerisinde rapora itirazı ile beraber yeni bir rapor alınması talebi bulunduğundan, kesin kanaat bildirmeyen raporlara göre sonuca gidilmesi isabetsizdir.
O halde, alacaklı tarafından yeni bir bilirkişi incelemesi yapılması talep edildiğine göre; mahkemece ispat yükünün alacaklıda olduğu da nazara alınarak yeniden uzman bilirkişilerden oluşturulacak kuruldan rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ :Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nin 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddesi uyarınca, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi’nin 12.5.2022 tarih ve 2022/949 E. – 2022/1157 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, Ankara 9. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 18.11.2021 tarih ve 2019/944 E. – 2021/927 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.11.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.