YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6818
KARAR NO : 2009/15320
KARAR TARİHİ : 12.10.2009
Mahkemesi :İş Mahkemesi
No :
Dava, davacının Eylül 1999- Eylül 2006 tarihleri arasında sigortalı sayılması ile aynı tarihlerdeki isteğe bağlı Tarım sigortalılığının geçerli olmadığının ve su sigortalılık nedeniyle icra yolu ile talep edilen sigorta primleri ve faizlerinden dolayı borçlu olmadığının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği üzere davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, … okulunda Eylül 1999 ile Eylül 2006 tarihleri arasında okulun temizlik, yemek yapma,öğrencilere yedirme ve yemek ile ilgili diğer işlemleri yapmış olduğunu ancak okul müdürünün yönlendirmesi ile 2925 sayılı Yasaya tabi sigortalı olduğunu, bu sigortaya ilişkin primlerini de ödeyemediğinden icra takibi başlatıldığını iddia ile zorunlu … kapsamındaki çalışmalarının tesbiti ile isteğe bağlı Tarım sigortalılığının geçerli olmadığı ve bu sigortalılığı nedeniyle borçlu bulunmadığının tesbitine karar verilmesini talep etmiştir.
01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın geçici 7/1. maddesi hükmünde “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” düzenlemesinin yer alması ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun, giderek 79. madde olduğu kabul edilmelidir.
1-Davacı, … Bakanlığına bağlı köy ilköğretim okulunda çalışmış olduğu sürelerin tesbitini talep etmiş olup, yargılama sırasında elde edilen delillere göre davacının bir kısım çalışmaları karşılığı ücretlerinin … … tarafından, bir kısmının … tarafından, bir kısmının ise … tarafından ödendiği anlaşılmıştır. Husumet dava şartlarından olup, mahkemece resen gözönünde tutulmalıdır.3294 sayılı … Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununun 7. maddesinde belirtildiği üzere, mülki idare amirlerinin vakfın tabii başkanı olduğundan hareketle, taraf sıfatının …, ayrıca dava … Bakanlığına karşı açılmış ise de …, Bakanlığı temsile yetkili olmadığı bu nedenle de temsilcide yanılan davacının dava dilekçesinin … Bakanlığına da tebliği ile davaya iştiraki sağlanmalı ve tarafların göstereceği deliller de toplandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
2-Davanın esası yönünden ise; 506 sayılı Yasanın 2. maddesinde bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar sigortalı sayılmışlardır. Hizmet akdi, öğretide de kabul edildiği gibi iş görme, bağımlılık ve ücret unsurlarından oluşmaktadır. Burada söz konusu olan iş, ekonomik bakımdan iş olarak değerlendirilebilen her türlü çalışmayı ifade etmektedir.
Çalışmaların geçtiği iddia edilen işyerleri Kamu kuruluşları olup, Kamu kuruluşlarında çalıştırılanların hizmetlerinin kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıldır. Dava dışı … Yardımlaşma ve Dayanışma … tarafından, vakıf bünyesinde, davacının işçi statüsünde çalışmaya başlamasına dair bir onay veya başlayış yazısı olmayıp, bordro üzerinden bir ücret verilmediğini ve ödeme yapılmadığını, vakıftan yardım talebi üzerine yardım yapıldığını bildirmiş ise de; tüm dosya kapsamından davacının vakıftan yardım aldığı hükme konu sürelerde davalı kamu kurumlarında çalıştığı, yaptığı çalışmaların iş görme ve bağımlılık unsurlarını içerdiği, zira davacının bu kuruluşlarda iş gördüğü ve bunu söz konusu müdürlükler bünyesinde aldığı talimatlar doğrultusunda yani bağımlılık ilişkisi içinde gerçekleştirdiği, bu sırada vakfın, yapmış olduğu yardım karşılığında davacıyı adı geçen müdürlüklerde çalışmaya sevk ettiği görülmektedir. Gerçekte vakfın anılan yardımı bir … yardım olup karşılıksız olması gerekirken dava konusu olayda, bu ödeme için bir karşılık mevcuttur. Bu halde anılan ödemenin … yardım niteliği ortadan kalkmakta ve davacının söz konusu çalışmalarının karşılığını oluşturmaktadır ki, bu durumda, bahse konu ödemeyi ücret olarak nitelendirmek mümkün olur.
Bu durumda yapılacak değerlendirmede, vakfın, 4857 sayılı İş Kanununun 7.maddesinde düzenlenen geçici iş ilişkisi kavramı içerisinde, davacıyı davalı işyerlerine iş görme edimini yerine getirmek üzere geçici olarak devrettiği, bu tür ilişkilerin üç kişinin yani işçi, onun iş akdiyle bağlı olduğu işveren ve bu işverenle geçici işçi sağlama sözleşmesi yapan diğer (geçici) işverenin iradeleriyle oluşan üçlü bir ilişkiye dayandığı, bu ilişkiye dayanılarak işçinin yapmakta olduğu işe benzer işlerde çalıştırılması koşuluyla başka bir işverene iş görme edimini yerine getirmek üzere geçici olarak devredilebildiği, bu bağlamda, gerçek işverenin vakıf olduğu, işin görüldüğü yerin vakfa ait olmamasının bu durumu değiştirmeyeceği; anılan düzenlemede yer alan, “…Geçici iş ilişkisi altı ayı geçmemek üzere yazılı olarak yapılır, gerektiğinde en fazla iki defa yenilenebilir…” hükmü ile aynı maddede yer alan geçici iş ilişkisinin kurulabilmesi için işçinin “devir sırasında yazılı rızasını alma” koşullarının bulunmamasının vakıf ile sigortalı arasında devam eden varsayımsal (farazi) bağımlılık sebebiyle sigortalılık haklarını etkilemeyeceği düşünülerek, davacının iş görme edimini başkasına sunmasının anılan bağımlılık ilişkisine zarar verebilecek yoğunluğa ulaşıp ulaşmadığı incelenmeli ve farazi bağımlılık ilişkisinin varlığını koruduğu sürece davacının vakıfa bağlı sigortalılığının süreceği gözetilmelidir.
Davacının bir kısım ödemelerinin ise ,… Müdürlüğü tarafından yapıldığı, okul müdürlüğü ile 18.09.2002 ,14.09.2004 ile12.09.2005 tarihleri arasında imzalanan sözleşmeler ve hizmetin geçtiği yer dikkate alındığında işverenin … Bakanlığı olacağı gözetilerek , tarafların göstereceği deliller birlikte değerlendirildikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
3-Kabule göre de;davacının 01.09.1999-01.09.2006 tarihleri arasında ilköğretim okulunda ,eğitim ve öğretimin olmadığı zamanları da içine alacak şekilde sürekli çalıştığının kabulüne karar verilmiş olması isabetsizdir.
Mahkemece, yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar gözetilip, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulmuş olması, usule ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.