YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1607
KARAR NO : 2006/2826
KARAR TARİHİ : 13.03.2006
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 22.9.1999 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.7.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar … ve . vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 (önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir.Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantası sağlanır.Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur.Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı vekili, müvekkiline ait 629 parsel sayılı taşınmazı lehine davalılara ait 588 ve 630 parsel sayılı taşınmazlardan geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Mahkemece, davacıya ait taşınmaz yararına davalı 588 parsel sayılı taşınmazın ortasından geçit hakkı kurulmasına dair verilen ilk hüküm, davalı 588 parsel sayılı taşınmaz malikinin temyizi üzerine dairemizce, davalı taşınmazın ekonomik ve geometrik bütünlüğünü bozacak şekilde geçit hakkı kurulması doğru görülmediğinden bozulmuş, bozmaya uyan mahkemece, 18.09.2002 tarihli bilirkişi raporunda alternatif olarak belirlenen 3 numaralı güzergahtan geçit hakkı kurmak için depo kararı verilmişse de davacı tarafından aynı raporda “A” ve “B” harfi ile gösterilen yolun ıslahının aşırı masraflı olması nedeniyle yatırılmaması nedeniyle mahkemece davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafından kararın temyiz edilmesi neticesinde 3 numaralı güzergahın aynı gerekçe ile geçit hakkı kurulmasına uygun olmadığı, diğer güzergahların incelenerek 627 parsel taşınmazın davacıya ait olması gözetilerek, 629 parselden geçerek 627 parsele ve oradan genel yola ulaşılması için 540 ve 628 parsel sayılı taşınmazların incelenmesi, 630 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki “C” harfi ile gösterile n briket duvarın yıkılması
halinde yapının kalan kısmında zarar meydana gelip gelmeyeceği araştırılmadığından karar verilmesi doğru görülmediğinden hüküm bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak, yapılan keşif neticesinde “A” ve “B” harfi ile gösterilen yolun ıslah edilerek parke döşeli yol haline getirildiği tespit edilmiş, bilirkişinin 01.07.2005 tarihli raporu doğrultusunda 630 ve 588 parse l sayılı taşınmazlardan geçen 5 numaralı güzergahtan geçit hakkı
kurulmasına karar verilmiş, hüküm davalılar 588 parsel maliki. ve 630 parsel maliki . tarafından temyize getirilmiştir.
Geçit hakları kurulurken tarafların yarar ve zarar dengesi, fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesine göre belirlenmeli, genel yola çıkmak için davacının ihtiyacını karşılayacak birden fazla seçenek varsa mutlaka ona en yararlı ve an az masraflı olacak yerden değil, geçit hakkı vermekle yükümlü olanlardan da en az zarar görecek olanın veya olanların da durumu dikkate alınarak ulaşılacak sonuca göre karşılanmalıdır.
Mahkeme hükmüne esas alınan ve uzman bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 01.07.2005 havale tarihli gerekçeli rapor ve krokide, parke döşeli yol olarak gösterilen yola sınırı bulunan 627 parselin davacıya ait olduğu ve davacı tarafından 627 parsel sayılı taşınmazına bu yolu kullanarak geçtiği tespit edildiğine göre, mahkemece üzerinde fırın bulunan 588 parsel de dahil 5 numaralı güzergahtan geçit hakkı tesis etmesi yukarıda belirtilen ilkelerden fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi ile çelişeceğinden, 627 parsel sayılı taşınmaza bilirkişi raporunda gösterilen 1 numaralı güzergahtan 630 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı tesis edilmek ve geçidin genel yola kesintisiz ulaşmasını sağlamak için davacıya ait 627 parsel sayılı taşınmazından akdi irtifak kurulması suretiyle geçit hakkı tesis edilmesi gerekirken, fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gözetilmedin verilen hükmün yukarıdaki gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 13.3.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.