YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1462
KARAR NO : 2006/2344
KARAR TARİHİ : 03.03.2006
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 7.1.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25.2.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı; 610 parsel sayılı taşınmazı davalılardan …’nin diğer davalı …’yi, …’ninde kendisine satımını vaad ettiğini belirterek Tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuştur.
Mahkemece …’a ait 360/7200 hissenin iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hüküm davalılardan … tarafından, satım sözleşmesine konu olmayan payında iptaline karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek temyiz edilmiştir.
Kaynağını Borçlar Kanunun 22.maddesinden alan satış vaadi sözleşmeleri Borçlar Kanununun 213.maddesinde Türk Medeni Kanunun 706 ve Noterlik Kanununun 89.maddesi uyarınca Noter önünde resen düzenlenmesi gerekir. Bir başka anlatımla, geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kalınan tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaad alacaklısı taşınmaz vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Medeni Kanunun 716.maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Dava konusu 610 parsel de pay sahibi bulunan …’ın mirasçılarından …, … ve …, muris …’ın ölümü ile kendilerine intikal eden miras hak ve hisselerini 3.11.1989 günlü biçimine uygun düzenlenen sözleşme ile davalı …’a satmayı vaad etmiş, … de 8.6.1999 tarihli sözleşme ile adı geçen ilk sözleşmeye dayanarak bu hakkı …, …’de 11.1.2000 tarihli biçimine uygun sözleşme ile aynı hakkı davacıya satımını vaad etmiştir. … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/938-2004/376 sayılı ilamında davalı …’in az yukarıda sözü edilen 3.11.1989 tarihli satış vaadi sözleşmesine dayanarak açtığı davada, 240 payın adına tesciline karar verildiği görülmektedir. Bu payın yanında … ayrıca 120 payı satış senedi ile edindiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla mahkemece satış vaadi sözleşmesine konu …’dan gelen miras payın davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken satış vaadine konu olmayan …’in …’dan satın aldığı payında iptaline karar verilmesi doğru olmadığından hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın temyiz eden yararına BOZULMASINA, peşin harcın yatırana iadesine, 3.3.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.