Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/1662 E. 2006/3212 K. 21.03.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1662
KARAR NO : 2006/3212
KARAR TARİHİ : 21.03.2006

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 3.6.2005 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 19.7.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Kaynağını Borçlar Kanunu’nun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanunu’nun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanunu’nun 706 (önceki Medeni Kanunun 634) ve Noterlik Kanunu’nun 89. madde hükümleri uyarınca noter önünde resen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaad alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Medeni Kanunun 716 (önceki Medeni Kanun 642) maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan davaların kabulüne karar verebilmek için sözleşmenin ifa olanağının bulunması zorunludur. Elbirliği mülkiyetine (Türk Medeni Kanunu m.701) konu bir taşınmazda elbirliği (iştirak halinde) ortaklarından birinin, ortaklık dışı bir kişiye satım vaadinde bulunması halinde, sözleşme bir taahhüt muamelesi olarak geçerli olmakla beraber birlikte elbirliği ortaklığı çözülünceye kadar sözleşmenin ifa olanağının varlığı düşünülemez.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığından; Davacı, davalı ile kardeş olduğunu, miras bırakanı ve tapu maliki . adına kayıtlı 452 parsel numaralı taşınmazdaki davalıya ait miras payını taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını belirterek davalıya ait payın adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece Borçlar kanunun 19 ve 20.maddeleri uyarınca satış vaadi sözleşmesi geçerli ise de mülkiyette topluluk devam ettiği sürece bir pay üzerinde tasarrufta bulunulamayacağından, borcun ifasının olanaklı olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. taraflar arasında düzenlenen ve davacının tescil isteğinin dayanağını oluşturan 14.11.1983 tarihli satış vaadi sözleşmesi biçimine uygun olarak düzenlenmiş olup geçerlidir. Bu olgu mahkemenin de kabulündedir.Dosyaya sunulan veraset ilamına göre, davacı … ile davalı … tapu maliki .un mirasçılarıdır. Elbirliği ortaklığına tabi taşınmazda ortaklar arasındaki temliki tasarruflar geçerli olup, mülkiyet durumunda bir değişiklikte olmayacağından sözleşmenin ifa olanağı vardır. Belirtilen nedenle davanın kabulüne davalının veraset ilamında belirtilen payının iptali ile davacı adına tesciline karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmiş olması doğru olmadığından hüküm bozulmalıdır.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatırana geri verilmesine, 21.3.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.