Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/17435 E. 2012/20284 K. 28.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17435
KARAR NO : 2012/20284
KARAR TARİHİ : 28.09.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali, icra-inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili; kesinleşen işe iade davası sonrası müvekkilinin şeklen işe davet edildiğini fiilen işe başladığını görünürde finans elemanı görevi verilmiş ise de aslında kalite kontrol elemanı görevinin verildiğini, işçilik alacakları davası nedeniyle çalışmasının mümkün olmayacağının beyan edilerek istifa etmesi ya da davadan feragate zorlandığını, işe iade sonrasında çalışması karşılığı aylık ücretlerinin ödenmediğini, davalı işverenin kendisine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğinden ve gereği gibi işe başlatmaması sebebiyle geçersiz feshin sonuçlarından sorumlu olduğunu belirten ihtarname keşide edilerek, işe iade kararı gereği tazminatının ödenmesinin istendiğini, davalının ödeme yapmaması üzerine ilamsız takip yapıldığını, davalının haksız olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu bu sebeple itirazın iptalı davası açılmasına sebebiyet verdiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamını, haksız itiraz nedeniyle %40’dan az olmamak üzere icra-inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; kesinleşen işe iade kararı üzerine davacıya işe başlaması için ihtarneme çektiklerini başladığını, bu dava ile altı ay işe başlatmama tazminatı istendiğini, işe iade edildiği için isteyemeyeceğini, davacıya ihtarname gönderildiğini daha önce ödenen kıdem ve ihbar tazminatından dört ay boşta geçen süre ücret düşüldükten sonra kalan 9.611,68 TL’yi iş başı tarihini takip eden on gün içinde ödemesinin ihtar edildiğini davacının ödeme yapmadığını, ücret ödemelerinin ise şirketin içinde bulunduğu sıkıntı nedeni ile tüm çalışanlar için aksadığını, maaş ödemesi yapılmasına rağmen davacının üst üste iki gün işe gelmediğini tutunak tutulduğunu, davacının şirketten hiçbir alacağı bulunmadığı gibi 9.611,68 TL borcu bulunduğunu, ödeme emrindeki faizi kabul etmediklerini, davanın reddi gerektiğini savunarak, davacı aleyhine yüzde kırkdan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece davacı tarafından 2009/228 esas sayılı itirazın iptali davası açıldığı; davalı şirket tarafından ise davacıya ihtarname gönderildiği, daha önce ödenen kıdem ve ihbar tazminatından dört ay boşta geçen süre ücret düşüldükten sonra kalan 9611,68 TL yi iş başı tarihini takip eden on gün içinde ödemesi istendiği halde ödemediği için takip yapıldığı davacının itiraz etmesi üzerine 2008/263 E sayılı dosya ile dava açıldığı anlaşılmış, her iki dava arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğundan dosyaların birleştirilmesine karar verilmiştir. Davacının işyerinde işe iade kararının kesinleşmesinden sonra işe başlatıldığını, işyerinde olan olayların artık yeni bir fesih sebebi sayılabileceği gerekçesi ile mahkemece davacının 2009/228 E sayılı dosyada davasının reddine, davalının 2008/263 E sayılı dosya ile açılan karşı davasında bilirkişi raporu doğrultusunda itirazın iptali ile takibin devamına; icra inkar tazminat talebinin ise reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık; davacının işe başlatılıp başlatılmadığı, işe başlatma tazminatına hak kazanıp kazanmadığı ilk fesih tarihinde ödenen kıdem ve ihbar tazminatının davacıdan istenip istenemeyeceği noktasına ilişkindir.
Somut olayda; davacı kesinleşen işe iade kararı üzerine başlatıldığını ancak işçilik alacaklarına ilişkin davası sebebi ile;
1- Davacının 2009/ 228 esas sayılı dosyası yönünden;
Davacının dosya kapsamına göre işe başlatıldığı, çalışma şartlarında fesih öncesine göre farklılık olsa bile uzun süre bu duruma ses çıkartmaması karşısında davacının işe başlatıldığı yönündeki kabulün yerinde olduğu anlaşılmaktadır. Davacı işe iade üzerine işe başlatıldığına göre işe başlatmama tazminatı isteyemez. Bu sebeple davacınn kendi davasına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davalının 2008/263 esas sayılı dosyası yönünden;
Kesinleşen işe iade kararı sonrası davacının işe başlaması durumunda fesih sırasında ödenmiş olan ihbar ve kıdem tazminatının işçinin hak kazandığı, boşta geçen süreye ait ücretten mahsup edilmesinden sonra artan miktarın işverene iade edilmesi gerekir. Bu sebeple mahkemece mahsup sonucu kalan miktar bakımından davacının sorumluluğuna gitmesi esas itibari ile yerindedir. Ne var ki davacı fesih sonrası işe eski şartlar ile işe başlatılmadığını, işyerinde izole edildiğini ve bir aydan fazla çalışmasına karşın ücret ödemesi yapılmadığını iddia etmiş bu iddia bilgisine başvurulan tanık anlatımları ile doğulanmıştır. İşverenin sözkonusu davranışları işçiye derhal fesih hakkı veren hallerdendir. Davacı bu davranışlar sebebi ile işi bıraktığına göre iş sözleşmesini haklı sebeple feshetmiş olup kıdem tazminatına hak kazanmıştır. Hal böyle olunca davacının işi bıraktığı tarihte hak kazanacağı kıdem tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücretinin ilk fesih tarihinde ödenen kıdem ve ihbar tazminatından mahsup edilerek karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.