YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/11730
KARAR NO : 2022/20756
KARAR TARİHİ : 12.12.2022
Nitelikli hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal etme suçlarından sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h, 143/1, 35 ve 116/4. maddeleri uyarınca 5 yıl 7 ay 15 gün ve 1 yıl hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair Yalova 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/01/2020 tarihli ve 2019/346 esas, 2020/35 sayılı kararının istinaf edilmeksizin kesinleşmesini takiben, hükümlünün yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin Yalova 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/10/2021 tarihli ve 2019/346 esas, 2020/35 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına dair YALOVA 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/11/2021 tarihli ve 2021/1235 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 04.08.2022 gün ve 94660652-105-77-5945- 2022-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.10.2022 gün ve 2022/112011 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, hükümlünün yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin Yalova 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/10/2021 tarihli ek kararına karşı yapılan itiraz üzerine, Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/11/2021 tarihli kararı ile, suçun gece vakti işlendiği kabul edilmiş olmasına rağmen, 28/06/2014 tarihli 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen nitelikli hırsızlık suçunun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150/3 ve 196/2 maddeleri uyarınca, sanığın müdafii huzurunda savunmalarının alınması gerektiğinden bahisle itirazın kabulüne karar verildiği anlaşılmış ise de,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22/11/2016 tarihli ve 2016/950 esas, 2016/436 karar sayılı ilamında yer alan; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150/3. maddesinde alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada şüpheli veya sanığa müdafii görevlendirilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlandığından, şüpheli veya sanığa zorunlu müdafii görevlendirilmesinde temel cezanın gözetilmesi gerekli olup hapis cezasının belirli bir oranda artırılmasını öngören nitelikli haller dikkate alınmayacağı, kanun koyucunun iradesinin, alt sınırı beş yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda, cezada belirli bir oranda artırım öngören nitelikli hallerin de bu madde kapsamında dikkate alınması gerektiği yönünde olması halinde, bu hususu açıkça düzenleyeceği şeklindeki görüşün değiştirilerek,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 14/10/2021 tarihli ve 2021/2-35 esas, 2021/473 karar sayılı ilamında yer alan; çağdaş ceza adaletini tam manasıyla temin etmek, savunma hakkının daha etkin bir şekilde kullanımına imkan sağlamak bakımından aleyhte yorumda bulunmak için haklı ve gerektirici bir nedenin olmaması, Kanun’da aksi yönde bir düzenlemeye de yer verilmemesi karşısında, ceza adalet sistemimizde, bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekillerinin, aynı suç sayılacağı ilkesi de gözetildiğinde, aynı suç sayılan bir suçun nitelikli hâlinin ve benzer şekilde fiilin ağırlaştırıcı neden altında işlenen şeklinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150/3. maddesinde belirlenen ve zorunlu müdafi atanması için gerekli olan beş yıllık sürenin belirlenmesinde esas alınması gerektiği, ancak 15/6/1949 tarihli ve 4-11 sayılı içtihadı birleştirme kararında belirtildiği üzere, yargısal içtihat değişikliklerinin kural olarak geriye yürümeyeceği, yorum farklılığı sebebiyle içtihadın değişmiş olmasının, usul ve maddi hukuka aykırılık taşımayan karara yönelik, olağanüstü kanun yollarına başvuru nedeni oluşturmayacağının kabulü gerektiği şeklindeki görüşün benimsendiği nazara alındığında,
Somut olayda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2. maddesinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçu için öngörülen cezanın alt sınırı beş yıl olup zorunlu müdafii görevlendirilmesinde suçun nitelikli halleri göz önünde bulundurulması gerektiği, zorunlu müdafii görevlendirilmeden yargılamaya devam olunarak hüküm kurulmasında isabet görülmemiş ise de, Yalova 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/01/2020 tarihli kararının, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 14/10/2021 tarihli kararından önce verilmiş olması nedeniyle bu durumun olağanüstü kanun yollarına başvuru nedeni oluşturmayacağı gözetilerek yapılan incelemede,
Yalova 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/01/2020 tarihli kararının kesinleşmesinden sonra, hükümlünün yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin Yalova 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/10/2021 tarihli ek kararına karşı yapılan itiraz üzerine, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150/3 ve 196/2 maddeleri uyarınca, sanığın müdafii huzurunda savunmalarının alınması gerektiği hususunun 5271 sayılı Kanun’un 311. maddesi kapsamında sayılan yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden biri olmadığı gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22/11/2016 tarihli ve 2016/950 E., 2016/436 K. sayılı kararında, 5271 sayılı CMK’nın 150/3. maddesinde alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada şüpheli veya sanığa müdafii görevlendirilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlandığından, şüpheli veya sanığa zorunlu müdafii görevlendirilmesinde temel cezanın gözetilmesi gerekli olup hapis cezasının belirli bir oranda artırılmasını öngören nitelikli hallerin dikkate alınmayacağı, kanun koyucunun iradesinin, alt sınırı beş yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda, cezada belirli bir oranda artırım öngören nitelikli hallerin de bu madde kapsamında dikkate alınması gerektiği yönünde olması halinde, bu hususu açıkça düzenleyeceği belirtilmekte iken Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/10/2021 tarihli ve 2021/2-35 E., 2021/473 K. sayılı kararında, TCK’nın 142/2-h, 143. maddelerinde öngörülen hırsızlık suçunun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 150/3. maddesi uyarınca anılan nitelikli hırsızlık suçundan yapılan yargılamalarda sanıklara zorunlu müdafii atanması gerektiği belirtilerek içtihat değişikliğine gidilmiştir.
Dosya kapsamına göre, hükümlü … hakkında Yalova 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/01/2020 tarihli ve 2019/346 Esas – 2020/35 Karar sayılı kararı ile hırsızlık suçundan 5237 sayılı TCK’nın 142/2-h, 143 ve 35/1-2. maddeleri uyarınca 5 yıl 7 ay 15 gün ve konut dokunulmazlığının ihlali suçundan 116/4. maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezaları ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan kararın istinaf edilmeksizin kesinleşmesini müteakip, hükümlünün yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunduğu ve bu talebinin reddine ilişkin Yalova 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/10/2021 tarihli ve 2019/346 Esas – 2020/35 Karar sayılı ek kararına karşı hükümlü tarafından yapılan itiraz üzerine Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/11/2021 tarihli ve 2021/1235 D. İş sayılı kararında, suçun gece vakti işlendiği kabul edilmiş olmasına rağmen, 28/06/2014 tarihli 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK’nın 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen nitelikli hırsızlık suçunun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak 5271 sayılı CMK’nın 150/3. ve 196/2. maddeleri uyarınca, hükümlünün müdafii huzurunda savunmalarının alınması gerektiğinden bahisle, anılan Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/10/2021 tarihli kararına uygun olarak yapılan değerlendirme sonucu itirazın kabulü ile Yalova 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/10/2021 tarihli ve 2019/346 Esas – 2020/35 Karar sayılı ek kararının kaldırılmasına karar verilmiş ise de; 15/06/1949 tarihli, 1948/4 Esas – 1949/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme kararında “tevhidi içtihat kararlarına dayanılarak daha önce müstekar bir surette tatbik olunan içtihatlar dairesinde muhkem kaziye teşkil etmiş olan kararlar hakkında karar tahsisi yoluna gidilemeyeceği” şeklinde yer alan hüküm uyarınca içtihat değişikliklerinin kesinleşmiş kararlarda geriye yürümeyeceği ilkesi nedeniyle, yukarıda zikredilen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/10/2021 tarihli kararından önce zorunlu müdafii atanmaksızın savunma alındığı anlaşıldığından bu hususun 15/06/1949 tarihli İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca olağanüstü yasa yolu olan kanun yararına bozmaya konu edilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
İçtihat değişikliği uyarınca hükümlünün müdafii huzurunda savunmalarının alınması gerektiğine ilişkin hususun 5271 sayılı CMK’nın 311. maddesi kapsamında sayılan yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden biri olmadığı gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (YALOVA) 1. Ağır Ceza Mahkemesinden kesin olarak verilen 25/11/2021 tarihli ve 2021/1235 D. İş sayılı kararın 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (a) bendi uyarınca sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 12/12/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.