Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/11591 E. 2012/20077 K. 27.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11591
KARAR NO : 2012/20077
KARAR TARİHİ : 27.09.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, TÜMTİS’in yetki alması ve çoğunluk kararını işyerine bildirmesinden sonra davacı ile birlikte sendika üyesi olan işçilere karşı baskı yapılmaya başlanıldığını ve … Şubesinde çalışan bazı sendika üyesi işçiler ile davacının iş akitlerinin feshedildiğini ve davalının bu şekilde Toplu İş Sözleşme sürecini sona erdirmeye çalıştığını ve davacının iş akdinin feshinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesine uygun olmadığını belirterek; davacının iş sözleşmesinin feshinin geçersizliğine ve işe iadesine, davacının süresi içerisinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının; sendikal sebepten dolayı en az oniki aylık ücret tutarı olarak belirlenmesine ve kararın kesinleşmesine kadar boşta geçen süreler için dört aya kadar ücret ve diğer hakların ödenmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Davalı vekilleri, davacı işçinin işten çıkarıldığı tarih itibarı ile davalının… şubelerindeki toplam işçi sayısının 30 işçi sayısının altında olduğunu ve bu sebeple dava şartının oluşmadığını, davacı dışındaki diğer işçiler tarafından Mahkememize açılan davaların 03.05.2011 ve 04.07.2011 tarihlerinde dava şartı yokluğu ve feragat gerekçeleri ile ayrı ayrı reddedildiğini ve bu açıdan bekletici mesele yapılmalarına gerek olmadığını, Kahramanmaraş Merkez İstasyonunda meydana gelen ve Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığına intikal eden kavga olayı nedeni ile davalının ihtar aldığını ve bu nedenle Securitas Özel Güvenlik Şirketi ile sözleşme yapıldığını belirterek; davacının işe iadesi talebinin reddine karar verilmesine talep ettikleri anlaşılmıştır.
Mahkemece, davacının davalı işyerinde meydana gelen kavga olayından dolayı savunmasının alınmadığı ve olaydaki eylemlerinin neden ibaret olduğunun belirlenmemiş bulunduğu, söz konusu olaya karışan kişi sayısı itibarı ile sadece bir veya iki güvenlik görevlisinin olayı engellemesinin fiilen mümkün olmadığı ve bu açıdan davalı işveren tarafından yapılan özel güvenlik hizmetleri sözleşmesi ile çalıştırılacak vardiyalı güvenlik
görevli sayısının da aynı durum karşısında yetersiz olduğu/olacağı, bu sebepe davacının mevcut görevine devam etmesinde fayda ve davalı işverenin amacı açısından zaruret bulunduğu, davacının vasfı sebebi ile güvenlik görevi dışında bir başka görevde de çalıştırılmasının mümkün olduğu, davacının nelerden ibaret olduğu belirlenemeyen iddia konusu eylemlerinin işverene derhal fesih hakkı vermediği, orantılılık, ölçülülük, iş sözleşmesinin feshinin son çare olması ilkeleri, dikkate alındığında hizmet sözleşmesinin geçerli sebebe dayanılmaksızın feshedildiği anlaşıldığından davacının davalı işverence yapılan iş akdinin feshinin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmiştir.
Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
…. Taşıt ve Muayene İstasyonları Yapım İşletim A.Ş. ile … Güney Taşıt Muayene İstasyonları Yapım ve İşletim A.Ş. arasındaki alt işverenlik sözleşmesinden ….Taşıt Muayene İstasyonları Yapım ve İşletim A.Ş.’nin kendi işçilerini alt işveren yanında çalıştırabileceği, alt işverenin işçilerini de kendi işyerlerine devredebileceği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında asıl işverenin alt işverene yazdığı yazılardan ve tutanaklardan 2011 yılının Mart ayında alt işverene ait işyerinde müşterilerle personel arasında yaşanan kavga olayı sebebiyle asıl işveren alt işverendeki güvenliğin yeterli olmadığını, güvenlik görevlilerinin donanımlı olmadığını, bu konuyu çözmelerini yazıyla bildirdiği, bunun üzerine alt işveren Securitas isimli şirkete 22.04.2011-21.04.2012 tarihleri arasında şirketin güvenlik işinin verildiği, Davacının iş akdi 25.04.2011 de feshedildiği anlaşılmaktadır.
Davalı işyerinde fesih tarihi itibariyle 30 işçi çalışıp çalışmadığı ve davalı şirket ile…. Güney Taşıt Muayene İstasyonları Yapım ve İşletim A.Ş. arasındaki asıl işveren-altişveren ilişkisinin muvazaalı olup olmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı Kanunu’nun 2. maddesinin altıncı ve yedinci fıkralarına göre asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçerli olup olmadığı veya muvazaaya dayanıp dayanmadığına yönelik re’sen yapılması gereken yargısal denetim, ilişkinin taraflarının, yani asıl işveren ve alt işverenin davada yer almalarını ve kendi hukuklarını koruyacak açıklama ve ispat haklarını zorunlu kılmaktadır. Aksince bir düşünce Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkına ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesinde öngörülen hukuki dinlenilme hakkına aykırılık teşkil eder. Buna göre, işe iade davalarına özgü olarak, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin söz konusu olduğu davalarda, davalı taraf yönünden bir çeşit şekli (usûlî) bakımdan mecburi dava arkadaşlığının mevcut olduğu kabul edilmelidir.
Görüldüğü üzere, bu çözüm tarzı hem işçi hem de işveren yönünde hukuka uygun maddî ve usûlî bakımdan her iki tarafın haklarını korumasını sağlayan bir çözümdür.
Böyle olunca, işe iade davasının yalnızca asıl işveren veya alt işveren aleyhine açılması durumunda, mahkemece, dava hemen reddedilmemeli, davalı olarak gösterilmeyen asıl işveren veya alt işverene davanın teşmili için davacı tarafa süre verilmeli, verilen süre içinde, diğer dava arkadaşına teşmil edilirse davaya devam edilmeli, aksi halde dava usulden reddedilmelidir.
Taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına yönelik olarak yapılacak inceleme sonucunda, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçersiz veya muvazaaya dayanması nedeni ile feshin geçersizliğine yönelik karar gerçek işveren hakkında kurulmalı, geçersiz veya muvazaaya dayalı ilişkinin diğer tarafı hakkında sıfat yokluğu davanın reddine karar verilmelidir. Ancak, HMK’nın 327. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca taraf sıfatı olmadığı halde, davacıyı, davalı sıfatı kendisine aitmiş gibi yanıltarak kendisine karşı dava açılmasına sebebiyet verdiği için, davanın sıfat yokluğu nedeni ile hakkındaki davanın reddine karar verilen taraf lehine vekâlet ücreti takdir edilmemelidir. Davalılar arasında geçerli bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunması durumunda ise iş sözleşmesinin feshinin geçersizliğine karar verilen davacının alt işverene ait işyerine iade edilmesi, işe iadenin mali sonuçlarından ise 4857 sayılı Kanun’un 2/6-7. maddesi gereğince asıl işverenin alt işverenle birlikte sorumluluğuna karar verilmesi gerekir.
Somut olayda, TÜVTURK Güney Taşıt Muayene İstasyonları Yapım ve İşletim A.Ş.’nin asıl işveren olduğu … sürüldüğünden davanın TÜVTURK Güney Taşıt Muayene İstasyonları Yapım ve İşletim A.Ş.’ye teşmili için davacıya süre verilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kanuna uygun kurulup kurulmadığı veya muvazaaya dayanıp dayanmadığı belirlendikten sonra feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığına karar verilmelidir. Bu yön gözetilmeksizin karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek olması halinde ilgiliye iadesine, 27.09.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.