Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/1217 E. 2007/2507 K. 12.03.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1217
KARAR NO : 2007/2507
KARAR TARİHİ : 12.03.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı ve dahili davalılar aleyhine 23.05.2005 gününde verilen dilekçe ile Türk Medeni Kanunun 724. maddesi gereğince temliken tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 03.10.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma isteminin dava değeri yönünden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

_K A R A R_

Dava, Türk Medeni Kanunun 724. maddesine dayalı temliken tescil istemiyle açılmıştır.
Mahkemece dava reddedilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanunun 718. maddesince arazi üzerindeki mülkiyet kapsamına bitkiler kaynaklar ve binalar da girer. Yasanın 724. maddesi mülkiyet kapsamının sınırlanmasıyla ilgilidir. Gerçekten, anılan hüküm tapuda kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde temelli kalması amaçlanarak bir yapı yapılmış ise, bazı koşulların varlığı halinde zemin ile üzerindeki yapı arasındaki bağlantı kesilir ve yapı sahibine üzerinde bulunan taşınmaza malik olabilme imkanı verir.
Bu tür davaların kabul edilebilmesi için aranan en önemli koşul kişisel hak sahibi olan yapı malikinin inşaatı başlangıcından bitimine kadar kendi malzemesi ile iyi niyetle yapmış olmasıdır. Uygulama ve doktirinde bu koşul «sübjektif şart» olarak bilinmektedir. Burada önemli olan bir taşınmazın biçimine uygun satın alınmış olunması veya mülkiyetin herhangibir şekilde bina sahibine geçirilmesi değildir. Önemli olan yapı sahibinin ileride zeminin kendisine geçeceği inancıyla hareket etmesi 05.07.1944 tarih 12/26 sayılı İçtihadı Birleştirme kararında belirtildiği gibi iyi inançlı olmasıdır.
Somut olayda, davacı üzerine bina yaptığı 62 parsel sayılı taşınmazı özel parselasyona tabi kılan «… Emlak» firmasından 27.09.1983 tarihinde satın aldığını, üzerindeki yapının bu tarihten sonra yapıldığını, ayrıca bu parseldeki hisseyi davalıların miras bırakanı …’na vekalet eden davalı …’dan da satın aldığını ileri sürmüştür. Dayanılan adi yazılı belgeler de satışı doğrulamaktadır. Dava dışı «… Emlak» ın 27.09.1983 günlü davacıya olan satışı Borçlar Kanunun 404 ve devamı maddelerinde düzenlenen tellallık ilişkisine dayalıdır. Anılan hükme göre tellal ücreti mukabilinde bir akit yapılması imkanına veya akdin icrasına aracılık eden kişidir. Davacıdan «… Emlak»ın hukuki durumuna dair deliller istenip, toplanarak incelenmeden tellallık ilişkisine dayalı iddianın yerinde görülmemesi eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Öte yandan, az yukarıda sözü edildiği üzere 5 ve 6 numaralı imar parsellerine giden ve 6 parselde 10/995 payı bulunan davalılar miras bırakanı …’nun vekili sıfatıyla hareket ederek 62 parselde pay satan davalı …’nun satışına da dayanılarak 24.03.1988 tarihili adi yazılı belgeyi sunan davacının bu satışın biçim koşulu bir yana bırakılarak delilleri toplanmaksızın kötüniyetli olduğunun kabulü de yine eksik inceme ve araştırma sonucudur.
Mahkemece davacının dayandığı deliller toplanarak sübjektif koşulun varlığı hakkında ondan sonra bir kanıya varılması, temliken tescil davalarının kabulünde aranan diğer yönler üzerinde de durularak sonucuna uygun bir hüküm kurulması yerine istemin yazılı olduğu şekilde reddi doğru olmamış, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 12.03.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.