YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7711
KARAR NO : 2022/20051
KARAR TARİHİ : 01.12.2022
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
EK KARAR TARİHİ : 06.11.2007
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
…
…
Sanığın 15.11.2021 tarihli dilekçe içeriğine göre isteminin usulsüz tebligata dayanan temyiz talebi olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
UYAP sisteminde yapılan incelemede, sanığın sorgusunda beyan ettiği adrese tebligatın yapıldığı 14.08.2007 tarihinde Muğla E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olduğunun anlaşılması karşısında, sanığın ikametinde yapılan 14.08.2007 tarihli tebligat usulsüz ise de; 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 32. maddesinin “Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur.” ve CMK’nin 41/1. maddesinin “Eski hâle getirme dilekçesi, engelin kalkmasından itibaren yedi gün içinde, süreye uyulduğunda usule ilişkin işlemleri yapacak olan mahkemeye verilir.” şeklindeki hükümleri dikkate alındığında, sanığın 26.10.2007 tarihli dilekçesi ile usulsuz tebligat yapıldığı gerekçesiyle temyiz talebinde bulunduğu, mahkemenin 16.11.2007 tarih ve 2007/281 Değişik İş sayılı kararı ile temyiz talebinin reddine karar verildiği, bahse konu kararın 28.11.2007 tarihinde cezaevi kanalı ile usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, bu karara karşı sanığın temyiz başvurusunun bulunmadığı gibi bu ek kararın kesinleşmesinden sonra 24.05.2011 tarihli dilekçesi ile mahsup, 30.10.2019 tarihli dilekçesi ile de uzlaşma hükümlerinden yararlanma taleplerinde bulunduğu, bu defa temyiz talebinin reddine dair ek kararın kesinleşmesinden yaklaşık 14 yıl sonra yeniden temyiz isteminde bulunduğu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde ”Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz” şeklindeki emredici düzenleme ile kanun koyucu tarafından kişilere tanınan hakların belli sınırlar içinde kullanılması ve hakkın kötüye kullanılmasının da hukuk düzenince hiçbir şekilde korunmayacağının belirtildiği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, sanığın 15.11.2021 tarihli süresinden sonra sunulan temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK’nin 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 01.12.2022 tarihinde Yargıtay üyesi … ve …’un temyizin süresinde olduğunun kabulü ile hükmün esasına girilerek incelenmesi gerektiğine ilişkin karşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi.
(Karşı oy) (Karşı oy)
KARŞI OY
Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarından sanığın yokluğunda kurulan mahkumiyet hükümlerinin sanığa tebligat kanunu hükümlerine göre Muğla E tipi Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olması nedeniyle çıkartılan tebligatların usule uygun bulunmadığı ancak tebligat kanununun 32 ve CMK’nin 41/1 maddeleri uyarınca hükmü öğrendiği ve temyiz süresi geçtikten sonra 20.10.2007 tarihli dilekçe ile temyiz talebinde bulunduğu mahkeme tarafından 16.11.2007 tarihinde temyiz isteminin reddine karar verildiği bu kararında 28.11.2007 tarihinde cezaevinde bulunan sanığa usulüne uygun olarak tebliğ edildiği bu kararın tebliğinden sonra sanığın 24.05.2011 tarihinde mahsup, 30.10.2019 tarihli dilekçesi ile de uzlaşma hükümlerinin uygulanması talebinde bulunduğu ek kararın kesinleşmesinden 14 yıl sonra sanığın temyiz talebinde bulunduğu TMK’nın 2. Maddesine göre hakkın kötüye kullanılmasının hukuk düzenince korunamayacağından ek karara yönelik temyiz talebinin CMUK’ nin 317 maddesi uyarınca reddine ilişkin sayın çoğunluğun kararına katılmak mümkün bulunmamıştır, zira;
CMK’ nın 34/2 maddesi “Kararlarda başvurulabilecek kanun yolu, süresi mercii ve şekilleri gösterilir.” yine CMK’ nin 35/2 maddesi ” …mahkeme kararları hazır bulunmayan ilgilisine tebliğ olunur.” ve yine anılan Kanunun Eski hale getirme başlıklı 40/2 maddesi “Kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi halinde de, kişi kusursuz sayılır.” hükümleri nazara alındığında her ne kadar sanık hakkında kurulan mahkumiyetten sanığın mahsup ve uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerektiğine yönelik talepleri nedeniyle haberdar olduğu anlaşılabiliyor ise de; CMK’ nın 34/2 maddesi uyarınca hükümde yer verilen kanun yoluna başvuru süre, mercii ve yöntemine ilişkin açıklamanın da sanığa tebliği yada usulüne uygun olarak kendisine tebliğ edilmese bile bu açıklamayı öğrenmiş olması gerektiği, anılan kanunun 40/2 maddesine göre kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi halinde kişi kusursuz sayılır.” hükmüne göre bu hususun eski hale getirme nedeni olduğu, somut olayda sanığa temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararın usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen temyiz isteminin reddine ilişkin 16.11.2007 tarihli ek kararda kanun yolu süresi, mercii ve yöntemi hususunda hiç bir bildirimin yer almadığı bu hususun Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 40/2 ve CMK’ nın 232/6 maddelerinin emredici hükümlerine açıkça aykırılık teşkil ettiği, sanığın ek kararı eski hale getirme talepli olarak temyiz ettiği, sanığın hükmü öğrendiği kabul edilen mahsup ve uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkin talepler yönünden de karara ilişkin kanun yolu, süresi, mercii ve yönteminin bildirimine ilişkin bilgi bulunmadığı gibi, bu hususu haricen öğrendiğine ilişkin dosyaya yansıyan bir bilginin bulunmaması karşısında sanığın ek karara yönelik temyizinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 40/2, CMK’ nin 34/2, 35/2, 232/6 maddeleri uyarınca süresinde kabulü gerekeceği nitekim Yargıtay ve Dairemiz istikrarlı uygulamalarının da bu doğrultuda olup, sürekli ve duraksamasız Yargıtay uygulamalarının yasal değişiklik bulunmadığı sürece hukuki güvenlik ve istikrar yönünden uygulanmasında zorunluluk bulunduğu gözetildiğinde sanığın temyiz
isteminin reddine ilişkin ek karara yönelik temyizinin süresinde olduğu esasa girilerek inceleme yapılması görüşü ile sayın çoğunluğun temyiz isteminin reddine ilişkin kararına katılmak mümkün bulunmamıştır.
… …
Yargıtay Üyesi Yargıtay Üyesi