Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/7998 E. 2007/8736 K. 04.07.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/7998
KARAR NO : 2007/8736
KARAR TARİHİ : 04.07.2007

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 1.11.2006 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.3.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, taşınmazının doğusundan başlayıp ana yola bağlantı sağlayan, 1263 ve 1213 parsel sayılı taşınmazlar arasından geçen yolun bir kısmının 2010 parsel sayısı ile davalılar …, …, … ve … adına 8.8.2006 tarihinde tescil edilmesi üzerine yolun daraldığını, bu yoldan geçemediğini, nispi geçit ihtiyacı içinde bulunduğunu belirterek davalı parsellerden geçit hakkı kurulmasını istemiştir.Davalılar davanın reddini savunmuş,mahkemece davanın kabulüne, 1269 parsel lehine, 1213 ve 2010 parsel sayılı taşınmazlar aleyhine geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 ( önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir.Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır.
Medeni Kanunun 747.maddesine göre, genel yola çıkmak için “yeterli” yolu olmayan taşınmaz sahibi komşularından geçit hakkı isteyebilir.
Komşu taşınmazdan geçit isteyebilmek için, maddenin öngördüğü bu yeterli yol kavramını, ” zaruret hali ” olarak anlamak gereklidir. Çünkü bu istem, neticede karşı tarafın mülkiyet hakkını sınırlayıcı bir taleptir. O nedenledir ki, gerek öğreti de, gerekse uygulamada geçit zaruretinin iki şekilde ortaya çıkabileceği kabul edilmektedir. Buna ( geçit yoksunluğu ) veya ( mutlak geçit zarureti ) denilmektedir. İkinci durum ise ( geçit yetersizliği ) dir ki, bir başka anlatımla ( nispi geçit zarureti ) şeklinde ifade edilmektedir.
Geçit hakkı isteminin ileri sürülmesi halinde, mahkemece öncelikle bu iki halden hangisinin söz konusu olduğuna bakılmalıdır.
İstemin, mutlak geçit yoksunluğuna dayalı olması durumunda, hiç yolun bulunmaması sebebiyle, çekişmenin çözümü, sadece en uygun yolun neresi olacağının belirlenmesi noktasında düğümlenir.
Geçit yetersizliğine dayalı olarak istemde bulunulması halinde ise, konu daha karmaşık ve çok boyutludur. Çünkü, öncelikle geçit yetersizliği kavramının değerlendirilmesi zorunludur. Yani, mevcut yolun yeterli olup olmadığının mahkemece takdiri gerekmektedir. Bu yetersizlik, çeşitli nedenlere dayandırılabileceğinden çözüm de ancak dayanılan bu neden veya nedenlerin kabul edilebilir olup olmadığının etraflıca tartışılıp irdelenmesinden sonra ortaya çıkabilir. Bu sebepledir ki, mahkemece önce bu yetersizliğin gerçekten söz konusu olup olmadığı üzerinde durulmalı. Bu husus her yönüyle incelenip araştırılmalı, gerekli görülürse uzman bilirkişi veya bilirkişilerin düşüncelerinden de yararlanılmak suretiyle sonuca ulaşılmalıdır. Böylece, bir geçit zaruretinin mevcut olduğu kabul edilirse, ondan sonra en uygun yolun neresi olacağının araştırılmasına geçilmelidir. Ayrıca yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Eldeki davada yapılan inceleme ve araştırma, açıklanan ilkeler doğrultusunda hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.Hükme esas alınan 13.3.2007 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide yol olarak belirtilen kısmın geçide elverişli olup olmadığı incelenmemiş, ayrıca geçit tesis edilen kısmın eni ve uzunluğu açıklanmamıştır. Bu nedenle mahkemece yeniden keşif yapılarak yukarıda açıklandığı şekilde davacının gerçekten geçit yetersizliği içerisinde bulunup bulunmadığının araştırılması ve sonucuna göre bir karara varılması gerekecektir.
Tüm bu yönler üzerinde durulmadan, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine, 4.7.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.