Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/15997 E. 2007/1333 K. 14.02.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/15997
KARAR NO : 2007/1333
KARAR TARİHİ : 14.02.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 29.1.2002 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil, olmazsa tazminat, 8.3.2002 tarihinde ecrimisil (karşı dava) istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın kabulüne, karşı davada karar verilmesine yer olmadığına dair verilen 5.7.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı (k.davacı) vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece inanç ilişkisinin varlığı kabul edilerek dava konusu bağımsız bölüm tapu kaydının iptali ile davacılardan … adına tesciline, taraflar diğer isteklerini … bıraktıklarından onlar hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hükmü davalı … temyiz etmiştir.
İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı işlemin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından kullanılma, yönetilme ve inanana iade şartlarını içeren borçlandırıcı bir işlemdir.
5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; İnanç sözleşmesi ancak, yazılı delil ile kanıtlanabilir. Kuşkusuz bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
Ancak, taraflar arasında yazılı sözleşme olmasada yanlar arasındaki uyuşmazlığın bütün ayrıntılarını kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı taraf elinden çıkmış yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin bulunması halinde de inanç ilişkisinin HUMK.nun 292.maddesi uyarınca tanık dahil her türlü delil ile ispat edilebileceği Dairemiz uygulamasında kabul edilmektedir.
Davacı olayda, muris …tarafından arkadaşına gönderdiği 17.03.1993 ve 06.12.1996 tarihli iki ayrı mektubu dosyaya sunmuş mahkemece bu mektuplar yazılı delil başlanğıç olarak kabul edilerek dinlenen tanık sözleri ile istem hüküm altına alınmıştır. Ne var ki; incelenen mektup içeriğinden murisin dava konusu bağımsız bölümün alınmasında eşi …’nin katkı payının olduğunu kabul ettiği, inanç ilişkisi ile ilgili bir beyanda bulunmadığı, yaptığı katkılardan dolayı eşi …’ye taşınmazda pay temliki yapmak arzusunda olduğunu beyan ettiği görülmektedir.
Az yukarıda sözü edildiği üzere, inanç sözleşmesi inanan ile inanılan arasında yapılan onların hak ve borçlarını belirleyen inançlı işlemin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından kullanılma, yönetilme ve inanana iade şartlarını içeren işlem olup murisin yazılı delil başlangıcı kabul edilen mektuplar metninde bununla ilgili bir beyanı yoktur. Dolayısı ile inanç sözleşmesinin varlığı yazılı delil başlangıcı niteliğindeki mektuplar nedeniyle tanık sözleri ile kanıtlanmış sayılmaz.
Şayet; murisin eşi davacı … mektup metinlerinde murisin beyan ettiği üzere dava konusu taşınmazın alımına katkı vermişse katkı payının alacak olarak tahsili istenebilir. Verilen katkıdan ötürü mülkiyet nakli talep edilemeyeceğinden davanın reddi yerine inanç ilişkisi kanıtlanmışcasına istemin hüküm altına alınması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 14.2.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.