Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/12174 E. 2007/15540 K. 06.12.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/12174
KARAR NO : 2007/15540
KARAR TARİHİ : 06.12.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 2.6.2006 ve 11.1.2007 gününde verilen dilekçeler ile menfi tespit, tazminat ve tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.3.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, İcra İflas Kanununun 72. maddesi uyarınca açılmış menfi tesbit, birleştirilen dava ise taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemlerine ilişkindir.
Mahkemece 23.8.2002 günlü biçimine uygun düzenlenmiş taşınmaz satış vaadi sözleşmesi kapsamında kalan 195 ada 7 ve 8 numaralı parseller ile 196 ada 2 parsel sayılı taşınmazların davacı adına tesciline, davalıların satış bedelinden kalanının tahsilini teminen giriştikleri icra takibinden ötürü davacının borçlu olmadığının tesbitine karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar temyiz etmiştir.
Kaynağını Borçlar Kanununun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri bir satım akdi değil, alacaklısına ileride satış akdi yapmak üzere satış vaadi borçlusunu ifaya zorlama yetkisi sağlayan bir ön akit (akit yapma vaadi) dir. Gerçekten; satış vaadi borçlusu iradi olarak ön aktin konusunu teşkil eden borcunu yerine getirmezse vaad alacaklısı Türk Medeni Kanununun 716. maddesinden yararlanarak ifanın hükmen yerine getirilmesini mahkemeden isteyebilir. Eldeki taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı ferağa icbar yoluyla tescil isteminin dayanağı Türk Medeni Kanununun 716. maddesidir.
Somut uyuşmazlıkta 23.8.2002 günlü taşınmaz satış vaadi sözleşmesinde davalılar yüzölçümleri belli bir taşınmazın satışını değil, sözleşme konusu olan 195 ada 7 ve 8, 196 ada 2 parseldeki “mevcut hak ve hisselerin” satışı vaadinde
bulunmuştur. Sözleşmenin düzenlendiği 23.8.2002 tarihinde satış vaadine konu 196 ada 2 parsel sayılı taşınmaz hakkında davalıların iradesi dışında gerçekleşen ve davacısının hazine olduğu, mahkemenin 1997/105 esasında kayıtlı davanın bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı davalıların hile kullanarak 196 ada 2 parsele ilişkin davanın varlığının gizlendiğini iddia ve ispat etmediğinden, davacı vaad alacaklısının sözü edilen bu davayı bilerek satış vaadi sözleşmesi yaptığının kabulü hayatın olağan akışına uygun düşer. Kısacası, davacı vaad alacaklısı eldeki derdest davanın bulunduğunu bilerek ve sonuçlarına tahammül etmek koşuluyla satış vaadi sözleşmesi yapmıştır. Hazinenin 196 ada 2 parsel ile ilgili olarak açtığı davanın kısmen davacı vaad alacaklısı aleyhine sonuçlanmasında davalıların kusurları olduğu da düşünülemez. Davalı vaad borçluları da az önce sözü edildiği üzere 195 ada 7 ve 8, 196 ada 2 parseldeki muayyen bir yüzölçümünde taşınmazın satışını değil, taşınmaz maldaki mevcut hak ve hisselerin satışını vaad ettiklerinden kararlaştırılan satış bedelinin tümüyle ödenmesi gerekir.
Yine az yukarıda sözü edildiği üzere taşınmaz satış vaadi sözleşmesi gayrimenkul satımına ilişkin yapılmış asıl akit olmayıp bir ön sözleşme olduğundan olaya kıyas suretiyle Borçlar Kanununun menkul ve gayrimenkul satımına ilişkin satımında uygulanması zorunlu hükümlerin ve bu arada mahkemenin karar gerekçesinde yazdığı 194. madde hükmünün uygulanma olanağı da bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; davacının İcra İflas Kanununun 72. maddesine dayanılarak açılmış davasının reddi gerekir. Mahkemece bütün bu yönler bir yana bırakılarak uygulama olanağı bulunmayan yasa hükmünden de söz edilmek suretiyle istemin yazılı olduğu şekilde hükme bağlanması doğru değildir.
Karar açıklanan nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın iadesine, 06.12.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.