YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/10105
KARAR NO : 2008/10255
KARAR TARİHİ : 15.10.2008
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ,YIKIM
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki bulunduğu 1826 ada 4 parsel sayılı taşınmaza komşu parsel maliki davalıların taşkın bina yapmak suretiyle tecavüz ettiğini ileri sürüp elatmanın önlenmesi ve yıkım istemiştir.
Davalılar, davacının taşınmazına tecavüzleri bulunmadığını bildirip davanın reddini savunmuşlar, yargılamanın devamı sırasında temliken tescil talep etmişlerdir.
Mahkemece, davalıların iyiniyetli oldukları ve bina değerinin tecavüzlü arsa değerinden fazla olduğu gerekçesiyle elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinin reddine, savunma yoluyla ileri sürülen temliken tescil taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı ve davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dava,çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkin olup davalılar tarafından temliken tescil savunmasında bulunulmuştur.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; özellikle keşfen elde edilen bilirkişi raporundan 1826 ada 4 sayılı parselin davacı adına kayıtlı olduğu, komşu 396 ada 32 sayılı parsel maliki davalıların taşınmazlarında yaptırdıkları dört katlı binanın 19 m2 , bahçe olarak 9.70 m2 olmak üzere toplam 28.70 m2 yerin davacının taşınmazına tecavüzlü olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinin reddine; çekişme konusu kısmın bedeli karşılığında davalıların taşınmazına eklenmek suretiyle davalılar adına tesciline karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, taşkın yapıları düzenleyen Türk Medeni Kanununun 725. maddesinin uygulanabilmesini haklı gösterecek en önemli koşul yapı malikinin iyiniyetli olmasıdır.
Bu madde de iyiniyetin tanımı yapılmamışsa da iyi niyetin aynı kanunun 3. maddesinde de hükme bağlanan subjektif iyiniyet olduğunda kuşku yoktur.Yapı malikinin kendinden beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşın, sınırı aştığını bilmesi veya bilecek durumda olmaması veya sınırı aşmasında yasa ile korunabilecek bir nedenin bulunması onun iyiniyetini gösterir.Yapı yapan kişinin iyiniyetli olmaması aşırı zarar bulunup bulunmadığına bakılmaksızın taşan kısmın yıkılması sonucunu doğuracağından iyiniyet üzerinde önemle durulmalı, olaylar, karineler, tüm taraf delilleri bir arada özenle değerlendirilmelidir. Kural olarak iyiniyetin ispatı 14.2.1951 tarih, 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca taşkın yapı malikine ait ise de iyinilet sav ve savunması def’i olmayıp itiraz niteliği taşıdığından ve kamu düzeni ile ilgili bulunduğundan mahkemece kendiliğinden (re’sen) gözönünde tutulmalıdır.
Somut olayda, davalılar bina inşaatına başlamadan önce mirasbırakanları Mehmet Kaya’ nın ölçüm yaptırdığını savunmuşlar ancak, mahkemece bu husus üzerinde durulmamıştır.
Hal böyle olunca, davalıların savunması doğrultusunda tapu sicil müdürlüğüne Belediyeye veya Kadastro Müdürlüğüne başvurup ölçüm yaptırıp yaptırmadıklarının araştırılması, yapılmışsa belgelerin getirtilmesi ve mahalline uygulanarak binanın ölçüme uygun inşa edilip edilmediğinin saptanması ve bu şekilde davalının iyiniyetli olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, aksi takdirde iyiniyetten sözedilemeyeceğinden elatmanın önlenmesi ve yıkım davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacının temyiz itirazları yerindedir.Kabulüyle hükmün HUMK.’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,15.10.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.