Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/1586 E. 2006/2858 K. 13.03.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1586
KARAR NO : 2006/2858
KARAR TARİHİ : 13.03.2006

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 28.9.2005 gününde verilen dilekçe ile şahsi hakka dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 19.12.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Medeni Kanun’un 724. maddesi (Önceki Medeni Kanunun 650. Maddesi) uyarınca açılan temliken tescil isteğine ilişkindir.
Medeni Kanun’un 718/2 (önceki Medeni Kanunun 644/2.) maddesine göre, arazi üzerindeki mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. Medeni Kanunun 724. maddesinde bu kuralın istisnalarından birisi düzenlenmiş olup, zemin ile üzerindeki yapı arasındaki bağlantı kesilmiş ve aşağıdaki koşulların oluşması halinde ise, yapı sahibine üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır. Bunun için:
Tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde, temelli kalması amacıyla bir yapı yapılmış olmalıdır.
Anılan maddede bina sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Bu yapıyı kendi malzemesi ile yapan kişinin, inşaatın başlangıcından bitimine kadar iyi niyetli olması, diğer bir anlatımla zeminin kendisine ait olduğu, ya da 5.7.1944 tarihli 12/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi mülkiyetin ileride kendisine geçirileceği inancıyla hareket etmesi gereklidir. (subjektif koşul) Yapının, dava tarihine göre hesaplanacak değeri, zemin değerinden, açıkça daha fazla olmalıdır. (objektif koşul)
Yapının bulunduğu arazi parçası davalıya ait taşınmazın bir kısmını kapsıyor ise, tescile konu olacak yer, inşaat alanı ile zorunlu kullanım alanını kapsar. Mahkemece iptal ve tescile karar verebilmek için de bu kısmın ana taşınmazdan ifrazının mümkün olması gereklidir.İptale konu olacak zemin bedelinin arsa sahibine ödenmesine karar verilmeli, önceden ödenmiş bedel var ise bu miktar, ödenecek bedelden mahsup edilmelidir.Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;Bir davada olayları anlatmak davanın taraflarına anlatılan olaylara uygun ve uyuşmazlıkla uygulanması zorunlu yasa hükümlerini bulup uygulamak ise hakime ait bir görevdir. Davacının dava dilekçesindeki açıklamaları HUMK.nun 76. maddesi çerçevesinde değerlendirilirse davanın mahkemenin kabul ettiğinin aksine, tapulu yeri haricen satın aldığı iddiası ile açılan tapu iptali tescil davası değil Türk Medeni Kanunun 724 maddesine dayanılarak açılmış temliken tescil olduğu görülür. Davacının haricen satın alma iddiası iyi niyetin (subjektif koşul) kanıtlanması amacı ile ileri sürülmüştür. O nedenle mahkemece Türk Medeni Kanununun 724 maddesine dayalı olarak açılan temliken tescil davasının yukarıdaki yönteme uygun incelenmesi, özellikle dava konusu taşınmaz bölümünün ana taşınmazdan ifrazının mümkün olup olmadığı yönü üzerinde durulması gerekir. Mahkemece tüm bu yönler bir yana bırakılarak istemin eksik inceleme ve araştırma ile reddi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 13.3.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.