YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2766
KARAR NO : 2006/5381
KARAR TARİHİ : 08.05.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 1.7.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu kayıtlarında vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 9.11.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kayıtlarındaki vakıf şerhinin terkini istemiyle açılmıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne dair hüküm Dairemizin 1.11.2004 günlü ilamında yazılı nedenlerle bozulmuş, bozmaya uyulmasından sonra da dava kabul edilmiş, hükmü davalı … Genel Müdürlüğü temyiz etmiştir.
Hükmüne uyulan Dairemizin 1.11.2004 günlü bozma kararında 524, 525, 649, 650, 651, 652, 653, 28, 29, 512, 837 ve 526 parsellerin elbirliği mülkiyet rejimine tabi olduğu davacılar dışındaki maliklerinde davaya katılmalarının sağlanmasında yasal zorunluluk bulunduğuna işaret edilmiştir.
Gerçekten Elbirliği halinde mülkiyette (somut olayda olduğu gibi) mirasçılar arasında ortaklık bağı vardır. Bu kişiler mirasçı sıfatı ile bir mala veya hakka birlikte malik olmak durumundadır. Medeni Kanunun 701-703 maddeleri uyarınca bu tür mülkiyetin “ortaklığın” tüzel kişiliği bulunmadığından ortaklardan herbirinin eşya üzerinde doğrudan bir hakkı da yoktur. Bu anlatımın doğal sonucu olarak da mülkiyet bütünüyle ortakların tümüne aittir. Elbirliği mülkiyetinde malikler mülkiyet payını ayırmadığından eşya üzerinde paydaş değil, ortaktır. Yine bu tür mülkiyette işin özelliği gereği ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. Şayet davalı olacaklarsa davanın ortakların tümü aleyhine açılması gerekir. Medeni Kanunumuzda bir ortağın tek başına dava açabileceği, nevarki, açtığı bu davanın devam edebilmesi için öteki ortakların açılan davaya olur vermeleri ya da davanın miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile sürdürülebileceği kural olarak benimsendiğinden ve dava ehliyetinin varlığı Mahkemece resen araştırılması gereken hususlar arasında bulunduğundan davaya katılmayan ortakların olurları alınmaksızın veya Medeni Kanunun 640. maddesi uyarınca miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülebileceği gözardı edilerek anılan parsellere ilişkin çekişmenin esasının incelenip dava kabul edildiğinden karar bozulmalıdır.
Diğer taraftan, bozma kararından sonra mahkemece vakfın türü bakımından bilirkişi incelemesi yaptırılmış bilirkişi Hikmet Erkoyuncu 10.10.2005 günlü raporunda …. Vakfı’nın sahih vakıflardan olduğu, taviz bedeli ödenmeden kayıtlardaki vakıf şerhinin silinemeyeceğini gerekçeleriyle belirtmiştir. Bu raporda ortaya konan görüşleri temyiz incelemesi aynı gün yapılan Uzunköprü Asliye Hukuk Mahkemesin 2004/342 Esasındaki bilirkişi … …..’da düzenlediği raporunda doğrulamıştır. Bu şekilde … Vakfı’nın sahih vakıflardan olduğu, taviz bedeli ödenmeksizin şerhin terkin edilemeyeceği ortaya çıktığından mahkemece 70-599-600 ve 601 parsellerle ilgili davanın reddi gerekirken konusunda uzman kişilerce düzenlenen raporlardaki görüşler bir yana bırakılarak bu parsellerle ilgili davanın kabul edilmesi de doğru olmamıştır.
Karar bu nedenle de bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 8.5.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.