YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6523
KARAR NO : 2008/11688
KARAR TARİHİ : 15.10.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 07.06.1999 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne, müdahale isteminin reddine dair verilen 18.01.2008 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı ve müdahil vekilleri tarafından istenilmekle, tayin olunan 14.10.2008 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av…. geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. … karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, biçimine uygun olarak düzenlenmiş taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı vaad borçlusu, satış vaadi sözleşmesinin alacağın teminatı olmak üzere yapıldığını ve geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Yargılamalar sırasında …, satış vaadi sözleşmesinin kendisine ait borcun teminatını teşkil etmek üzere düzenlendiğini ileri sürerek davaya müdahil olarak katılmış , satış vaadi sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti ile davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, müdahale talebinin reddi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ile müdahil temyiz etmiştir.
Dosya içinde bulunan bilgi ve belgelerden, davalı ile müdahil … arasında düzenlenen 7.8.1996 tarihli arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi uyarınca dava konusu taşınmaza inşa edilecek binada zemin katta bulunan dükkanlar ile 5 adet bağımsız bölümün arsa maliki olan …’a bırakıldığı, bu sözleşmeye dayalı olarak taşınmazın tapusunun davalı …’ye devredildiği, 2.3.1998 tarihinde biçimine uygun düzenlenen satış vaadi sözleşmesi ile de davalı …’nin arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi uyarınca …’a bırakılan dava konusu iki adet işyeri ve iki adet konut niteliğindeki bağımsız bölümlerin satışını davacı …’e vaad ettiği, davacı ile müdahil arasında düzenlenen aynı tarihli “ tutanak” başlıklı sözleşme ile de “…’e verilmiş iki dükkan ve iki dairenin 1998 Haziran ayı sonuna kadar yukarıda kod numaraları yazılı aksesuarları olan 98 model Mercedes marka E 200 Avangard … alındığında 2 daire ve 2 dükkanın …’e iadesinin kabul ve taahhüt edildiği, 1998 Haziran ayı sonuna kadar … teslim edilmediği takdirde, 99 model aynı … alınarak 1998 sonuna kadar teslim edilmediği takdirde daire ve dükkanların satış vaadinin geçerli olacağı ve tutanağın geçerliliğinin kalmayacağı ” kararlaştırılmıştır.
Görüldüğü üzere , … yukarıda yazılı “ tutanak “ başılıklı sözleşme ile davacı …’e sözleşmede vasıfları yazılı aracın teslimini borçlanmış, aracın tesliminin teminat altına alınması içinde arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi uyarınca kendisine bırakılan dava konusu bağımsız bölümlerin, onun talimatı ile davalı … tarafından 2.3.1998 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile davacıya satışı vaad edilmiştir.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle taraflar arasındaki ilişkinin vasıflandırılması gerekir.
Borçlu olan kişinin, borcuna karşılık teminat oluşturmak amacıyla rehin tesis etmek yerine taşınır veya taşınmaz malını alacaklıya satım sözleşmesi ile devretmesi teminat amacıyla yapılan temlikleri oluşturur. Borcun ödenmesi veya alacaklının herhangi bir şekilde tatmin edilmesi sonucu, mülkiyetin yeniden borçlu olan mal sahibine iade edileceği şeklinde bir anlaşma yapılması ve bu anlaşmaya göre iadenin sağlanmasına ise teminat amacıyla taşınır veya taşınmaz malın inançlı devri denir. Burada inanan, alacaklıyı (inanılanı) kanunda düzenlenen rehin hakkı sahibinden daha güçlü bir konuma getirerek rehin hakkının tesisinde ve paraya çevrilmesindeki güçlüklerden kurtarmak için taşınır veya taşınmaz bir malının mülkiyetini ona geçirmektedir.
Türk Medeni Kanununun 873. maddesi hükmüne göre, alacağın muaccel olmasından önce yapılan borçlunun borcunu vadesinde yerine getirmediği takdirde alacaklıya taşınmaz mülkiyetini kazanma yetkisi sağlayan sözleşmeler geçersizdir. Buna Roma Hukukundan gelen söyleyiş ile “Lex Commissoria yasağı” denir. Yasa koyucu bu düzenleme ile alacağını elde edemeyen alacaklının rehin konusu nesnenin değerine yönelme dışındaki yollarla tatmini imkanını engellemek suretiyle borçluyu alacaklıya karşı korumak istemiştir.
Somut olayda; müdahil … davacıya 2.3.1998 tarihli “tutanak” başlıklı sözleşme ile tutanakta vasfı yazılı aracı teslim etmeyi borçlanmış, teminat amacıyla da aynı tarihli satış vaadi sözleşmesi ile dava konusu bağımsız bölümlerin satışı vaad edilmiştir. Bu durumda, taraflar arasındaki ilişkinin az yukarıda açıklanan inançlı devir ( inançlı temlik ) ilişkisi olduğunun kabulü gerekir. İnanan … 2.3.1998 tarihli sözleşme ile yükümlendiği aracı inanılan davacıya sözleşmede belirtilen sürede vermek , davacı da … kendisine teslim edildiğinde satış vaadi sözleşmesi uyarınca temlik edilen dava konusu taşınmazları iade etme borcu altına girmiştir. Dairemiz kararlarında vurgulandığı üzere , teminat amaçlı yapılan inançlı temlik işlemleri Türk Medeni Kanununun 873. maddesindeki Roma Hukukundan gelen “Lex Commisaria yasağı” kapsamında kalır.
Tüm bu açıklamalardan sonra , inançlı temliğin dayanağını teşkil eden 2.3.1998 tarihli “Tutanak” başlıklı sözleşme ile yükümlenen edimin yerine getirilip getirilmediği, bir başka deyişle sözleşmede vasıfları yazılı aracın davacıya teslim edilip edilmediğinin irdelenmesi gerekir. Çünkü, aracın teslim edilmesi halinde davacı inançlı temlike konu olan satış vaadi sözleşmesine dayanarak dava konusu taşınmazların adına tescilini talep edemeyecektir.
Dosya içinde bulunan … 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/41- 254 sayılı dosyasının incelenmesinden, … tarafından 2.3. 1998 tarihli satış vaadi sözleşmesinin iptali istemiyle açılan davanın yargılamaları sırasında …’un “Tutanak” başlıklı sözleşmede vasıfları yazılı aracı …’e teslim etmediği ve bedelini de ödediğini kanıtlayamadığı ve satış vaadi sözleşmesinin geçerli hale geldiği gerekçesi ile reddedildiği ve kararın derecaattan geçerek 7.5.2007 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı ile inançlı temlik sözleşmesi uyarınca davacıya verilmesi gereken ve vasıfları “Tutanak” başlıklı sözleşmede yazılı aracın davacıya verilmediği, davacının dayanak satış vaadi sözleşmesinin geçerli olduğu anlaşıldığından davalı ve müdahilin tüm temyiz itirazlarının reddi ile istemin kabulüne dair hüküm onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının hükmü temyiz eden davalı ile müdahilden alınmasına, 15.10.2008 tarihinde oy birliği ile karar verildi.