Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2008/11348 E. 2008/12199 K. 23.10.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/11348
KARAR NO : 2008/12199
KARAR TARİHİ : 23.10.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 20.07.2006 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil, tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 27.12.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 724.maddesine dayalı temliken tescil, ikinci kademedeki istek ise malzeme bedeli olan 120.000,00 YTL’nin tazminat olarak tahsili istemlerine ilişkindir.
Davalılar savunmada bulunmamıştır. Davaya, taşınmazda 394/2400 pay sahibi … … harçsız dilekçe ile dahil edilmiştir.
Mahkemece, dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan çekişme konusu 94 parsel sayılı taşınmaza ait tapu kayıt örneğinden başlangıçtaki kayıt malikinin davalılardan … … olduğu, imar planı olmayan yerlerde bulunan taşınmazın tarla niteliğinde ve 6100 m2 yüzölçümünde olduğu, taşınmazdaki 2006/2400 payın 24.04.2006 tarihinde davalı … ’a, 394/2400 payın ise 14.12.1993 tarihinde dahili davalı … …’a kayıt maliki … tarafından temlik edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı, 94 parsel üzerindeki yapının babası olan …’nın yaptığı paylaştırma sonucu izni ile 1992 yılında inşa edildiğini iddia etmiştir. Eldeki dava, …’nın temlik işleminden sonra 20.07.2006 tarihinde taşınmazın yeni malikine karşı açılmıştır. Gerçekten, mahkemece doğru olarak saptandığı üzere malzeme sahibinin Türk Medeni Kanununun 724.maddesine dayanarak arazi maliki aleyhine temliken tescil istemiyle açacağı davanın inşaat yapılırken
taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı açılması gerekir. Çünkü, Türk Medeni Kanununun 724.maddesinin malzeme sahibine tanıdığı hak kişisel nitelikteki bir haktır. Ne var ki, Dairemizin kararlılık kazanan uygulamasına göre taşınmaza sonradan malik olan kimseye yapılan temlik, malzeme sahibinin Türk Medeni Kanununun 724.maddesi uyarınca kazandığı kişisel hakkı bertaraf etmek kastıyla yapılmış ve yeni malik bu durumu bilen veya bilmesi gereken kişi ise malzeme sahibi olan kimse, bu hakkını yeni malike karşı da ileri sürebilir. Eldeki uyuşmazlıkta, davacının babası olan eski malik …, taşınmazın önemli bir payını ikinci eşi …’a, bir kısım payını da yeğeni dahili davalı … …’a temlik ettiğinden bu kişilerin durumun gereğine göre iyi niyet iddiasında bulunmaları Türk Medeni Kanununun 2.maddesindeki dürüst davranma kuralına uygun düşmez. Esasen, gerek davalı … gerekse davaya dahil edilen … … böyle bir savunmada da bulunmamıştır. Diğer taraftan, davacının 94 parsel üzerindeki yapıyı iyi niyetle yaptığı, kısaca 05.07.1944 tarih ve 12/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere mülkiyetin ileride kendisine geçirileceği inancı ile hareket ettiği, olayda temliken tescil davalarında aranan sübjektif koşulun gerçekleştiği tanık sözleriyle sabittir. Ne var ki, taşınmazın ifrazının olanaklı bulunmadığı yetkili merci tarafından bildirilmiştir. Öte yandan, 3194 Sayılı İmar Kanununun 18/son maddesince taşınmazın arsa ve parsellere hisselendirilerek tescil olanağı da bulunmadığından davacıya pay tescili yapılması da mümkün değildir.
Açıklanan tüm bu nedenlerle davacının mülkiyet aktarımına ilişkin temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır. Ancak;
Davacı ikinci kademede 94 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yaptığı bina nedeniyle tescil olanaklı görülmezse, malzeme bedelinin tahsilini talep etmiştir.
Gerçekten, malzeme maliki koşulları varsa arazi malikinden arsa ve inşaatın mülkiyetine geçirilmesini isteyebileceği gibi, tazminat talebinde de bulunabilir.
Arazi sahibinin yapılan inşaatın kaldırılmasını istememesi veya talep etmesine rağmen aşırı zarar doğması sebebiyle yapı yıkılmadığı takdirde arazi malikinin mamelekinde sebepsiz bir zenginleşme meydana geleceğinden, bu zenginleşmeye karşılık taşınmaz malikinin malzeme malikine muhik bir tazminat ödemesi gerekir.
Türk Medeni Kanunu’nun 723.maddesi uyarınca ödenecek olan tazminatın tutarı malzeme malikinin iyiniyetli olup olmamasına göre değişir.Üzerine inşaat yaptığı arazinin kendisine ait olmadığını bilmeyen veya bilmesi gerekmeyen kişi kural olarak iyiniyetlidir. İnşaatı arazi sahibinin açık
veya örtülü muvafakatı ile yapan malzeme sahibi iyiniyetli sayılır. Buna karşılık, üzerinde inşaat yaptığı arazinin kendisine ait olmadığını bilen veya bilmesi gereken kişi kötüniyetlidir (Prof.Dr…. T.Gürsoy, Fikret Eren, Erol Cansel. Türk Eşya Hukuku. … 1978.sh.610).
Malzeme maliki ve arazi sahibi iyiniyetli ise malzeme sahibine muhik bir tazminat ödenmelidir. Muhik tazminatın tespit ve takdiri hakime ait bir görevdir.Olayın özelliğine göre malzemenin dava tarihindeki değeri gözetilerek takdir edilir. Bu değer inşaat nedeniyle taşınmazda meydana gelen objektif değer artışı oranı olmayacağından burada da olayın özelliğine göre hakimin geniş takdir yetkisi bulunmaktadır (TMK.m.4). Kuşkusuz malzeme sahibi lehine bir tazminata hükmedebilmek için onun bu konuda talebinin bulunması gerekir.
Mahkemece, bu saptamalar doğrultusunda malzeme sahibi davacının tazminat isteminin takdir ve değerlendirilmesi gerekirken bu konuda olumlu ya da olumsuz karar verilmemesi doğru olmamıştır.
Diğer yandan, dosya kapsamından … …’ın davaya dahil edildiği (davanın ihbar edildiği) görülmektedir. Aslında, usul hukukunda kural olarak davanın açılması suretiyle davanın taraflarının belirlenmesinden sonra “davaya dahil etme” adı altında hasmın yaygınlaştırılması olanağı yoktur. Bilindiği üzere, davanın ihbarı ise; dava sonunda verilecek hüküm konusunda kendisine rücu edilecek veya herhangi bir şekilde hakkı halele uğraması olası kişiye dilerse gelip davaya katılması (fer’i müdahale), dilerse ihbar edenin yerine geçip onun temsilcisi olarak davayı takip etmesi suretiyle davaya ıttıla eylemesi ve savunmada herhangi bir ihmal ile bu yüzden zarara uğradığını ileri sürmesini önlemek amacıyla kabul edilmiş bir usul kurumudur. Yargılama sonunda verilecek hüküm, davanın tarafları ile ilgili olacağından yasaya aykırı bir yöntemle herhangi bir şekilde davaya dahil edilmiş kişi, davanın tarafı sayılmayacağından … … yararına davanın tarafı imiş gibi avukatlık ücreti yükletilmesi de doğru olmamıştır.
Karar, bu nedenle de bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 23.10.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.