YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4155
KARAR NO : 2008/4929
KARAR TARİHİ : 10.04.2008
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 07.03.2005 ve 13.02.2006 gününde verilen dilekçeler ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davalı … … aleyhine açılan davanın kabulüne dair verilen 26.04.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı, 343, 344, 345, 346 ve 347 parsel sayılı taşınmazların genel yola bağlantısı bulunmadığını ileri sürerek davalılara ait taşınmazdan geçit hakkı tesisi isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazlar yararına 342 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı tesis edilmiştir.
Hükmü davalı … … temyiz etmiştir.
Dava, açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Türk Medeni Kanunu’nun 671 … maddesi uyarınca geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Geçit hakkı davalarını, genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunmasına rağmen mevcut bu yol ile ihtiyacı karşılanmayan taşınmaz maliki açabilir.
Bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyacı veya geçit yoksunluğu, ikincisine nisbi geçit ihtiyacı veya geçit yetersizliği denilebilir.
Geçit ihtiyacı olan kişi, davasını öncelikle taşınmazların önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltilmesi gerekir.
Geçit hakkı verilmesi isteğine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından, leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmazın müşterek mülkiyete konu olması halinde, paydaşlardan bir ya da bir kaçı dava açabilir.
Ülkemizde arazi düzenlemesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın doğrudan yol ihtiyacının karşılanmamış bulunması, geçit davalarının kaynağını oluşturmaktadır. Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi ilkesi gözönünde tutulmalıdır. Geçit hakkı, taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, bir anlamda özünü komşuluk hukukundan almaktadır denilebilir. Bunun doğal sonucu olarak da yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri de esas alınmalıdır.
Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı, davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara göre belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi de gözetilmelidir.
Bu nedenlerle de bir taşınmaz için 2,5-3 metre genişliğindeki bir yolun yeterli olacağı kabul edilmelidir.
Davacı yararına tesis edilen geçidin, genel yola kesintisiz ulaşması sağlanmalıdır.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel de yine objektif kriterlere, taşınmazın niteliğine göre atanacak bilirkişiler aracılığı ile saptanmalıdır. Saptanan bu bedel, hükümden önce depo ettirilmeli, böylece geçit bedelinin geç ödenmesinden doğabilecek sakıncalara meydan verilmemelidir. Aksinin kabulü, maddenin amacı ile de çelişir.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 672. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Davanın niteliği gereği, yargılama giderleri de davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Geçit hakkına ilişkin bu genel açıklamalardan sonra somut olaya döndüğümüzde; davacıya ait taşınmazların genel yola bağlantısının bulunmadığı sabittir. Mahkemece taşınmazların geçit ihtiyacının belirlenmesi için taşınmaz başında keşif yapılmış ve keşifte alınan rapora göre geçit tesis edilmiştir. Hükme dayanak yapılan rapor incelendiğinde;
1-Kabul edilen seçeneğin genel yola değil, kadastro harici yere bağlandığı bu durumun geçit hakkı kurumunun amacıyla çeliştiği,
2-Davacıya ait taşınmazlar arasında bağlantının kurulmadığı böylece geçit irtifakının kesintisiz olması gerektiği ilkesinin de ihlal edildiği anlaşılmıştır.
Açıklanan aykırılıkların giderilerek az yukarıda değinilen ilkeler doğrultusunda geçit hakkı tesisi için mahkemece yapılması gereken iş;
Taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak genel yola bağlantı oluşturabilecek uygun alternatifin saptanması, bu alternatif saptandıktan sonra davacıya ait taşınmazlarda öncelikle davacı tarafından tapuda irtifak hakkı tesisi olanağı üzerinde durulması bu yol tercih edilmediği takdirde davacıya ait taşınmazlar arasında da bağlantı kurularak geçit hakkının bu şekilde tesis edilmesi yoluna gidilmesi olmalıdır. Tüm bu yönlerin gözardı edilmesi doğru olmadığından, karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 10.04.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.