YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12889
KARAR NO : 2022/20042
KARAR TARİHİ : 01.12.2022
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
…
…
1-Sanık hakkında resmi belgede sahteiclik suçundan kurulan hükme yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Sanığa yüklenen “resmi belgede sahtecilik” suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, sanığın suça konu çeki katılana vererek kullandığı 15.11.2005 olan suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanığın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
2-Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz taleplerinin incelenmeisnde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
Sanığın katılan …’den aldığı mallar karşılığında suça konu çeki vermesi, dosya kapsamındaki beyanlara göre bu alışveriş sırasında suça konu çek dışında başka çeklerin de verilmesi, Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/308 Esas, 2012/75 karar sayılı dosyası ile birleşen aynı Mahkemenin 2011/70 Esas sayılı dosaysında tarafları aynı ve aynı alışverişe konu başka bir çek hakkında karar verilmiş olması karsısında; dolandırıcılık suçu yönünden somut olaylarda mağdurun aynı gerçek kişinin olması karşısında; bahse konu dosyanın ve varsa aynı alışverişe konu edilen dava konusu edilmiş başka dosyaların da getirtilip dosya arasına alınması suretiyle yapılacak inceleme ile sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesinin uygulama şartlarının oluşup oluşmadığı, belgelerin aynı alışveriş nedeniyle aynı anda verilmesi halinde TCK’nin 61. maddesi kapsamında artırım yapılması gerekip gerekmediğinin tartışılması, kesinleşen hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 15/03/2016 tarih ve 2014/847 Esas, 2016/128 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezaların mahsup edilmesi gerektiği gözetilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Yasaya aykırı,
3-5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 01.12.2022 tarihinde sanığının eyleminin sübutu halinde TCK’nin 158/1-son fıkrasının uygulanması ihtimaline göre CMK’nın 226/1 ve devamı maddeleri uyarınca ek savunma hakkının hatırlatılmaması sebebiyle hükmün bozulması gerektiğine dair Başkan Vekili … …’ın ek gerekçesiyle oy birliği ile karar verildi.
(E.G)
EK GEREKÇE
Dairemizin yukarıda tarih ve sayıları belirtilen ilamında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmünün bozulmasına dair çoğunluk görüşüne ek gerekçeyle katılıyorum.
A) TARTIŞMANIN KONUSU:
Sayın çoğunlukla ortaya çıkan uyuşmazlık sanık hakkında TCK’nın 158/1-f. maddesi sevkiyle kamu davası açılırken iddianamede aynı maddenin son fıkrasına yer verilmemesi halinde (TCK’nin 158/1-f, son maddesinin uygulanması ihtimali binaen CMK’nin 226/1, 2 maddeleri kapsamında ek savunma verilmesinin zorunlu olup olmadığına ilişkindir.
B) İDDİA:
Sanık hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 05/08/2012 tarih 2012/29450-2406 sayılı iddianamesi ile resmi belgede sahtecilik suçu yanında, bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan kamu davası açılırken TCK’nin 158/1-f maddesine yer verilmiş, buna karşılık atılı eyleme tertip edilen ceza miktarını belirleyen son fıkrasına yer verilmemiştir.
C) YARGILAMA SÜRECİ:
İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesince 27/11/2014 tarih 2013/256 Esas, 2014/380 Karar sayı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçu yanında TCK’nin 158/1-f-son, 62, 52/2, 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 24.160,00 TL APC ile cezalandırılması karar verilmiştir.
Anılan yargılamada TCK’nin 158/1-f, son maddesinin uygulanmasına binaen ek savunma verilmediği gibi iddia makamının esas hakkındaki mütaalasında da 158/1-f, son maddesine yer verilmemiş, hükümde de “son” fıkrasına temas edilmeksizin mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
D) KONUYA İLİŞKİN YASAL DÜZENLEME:
1-Sanığın eylemi TCK’nin 158/1-f bendinde bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle, dolandırıcılık suçu olarak tanımlanmıştır.
Anılan bentte sadece fiilin tanımına yer verilmiş, fiile tertip edilen ceza ise aynı maddenin son fıkrasında üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası olarak belirlenmiş; ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırının dört yıldan, adli para cezasının miktarının ise suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağı belirtilmiştir.
2-CMK’nin 226/1. maddesinde; sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez şeklinde düzenlemeye yer verilirken 2. fıkrasında ise; cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında da ek savunma verileceği emredici bir şekilde düzenlenmiştir.
E) KONUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Bir fiil nedeniyle dava açıldığının kabul edilebilmesi, o fiilin iddianamede açıkça gösterilmesine bağlıdır. Dolayısıyla dava açan belgede (mahkemece kabulüne karar verilmiş iddianame) hem suçun adı, hem eylemi oluşturan olaylar hem de eyleme uygulanacak yasa maddelerinin açık ve duraksamaya yer verilmeksizin belirtilmesi zorunludur.
İddianamede anlatılan fiilin dışına çıkılarak davaya dâhil edilmeyen bir fiil nedeniyle yargılama yapılması ve bu fiilden dolayı hüküm kurulması davasız yargılama olmaz ilkesinin ihlaline yol açar.
Bu sebeple iddianamede sadece suç teşkil eden fiilin anlatılması yeterli olmayıp maddi olayın tamamen açıklanması zorunluluk arz etmektedir.
Başka bir deyişle iddianamenin ayrıntılı olması, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiilin nelerden ibaret olduğunun hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde ortaya konulması gerekmektedir.
CMK’nın 225 inci maddesinin 2 nci fıkrasına göre mahkeme, fiili nitelendirirken iddia ve savunmalarla bağlı değildir. Dolayısıyla yargılama sürecinde iddianamede gösterilen “fiilin hukuki niteliğinin” değişmesi söz konusu olabilir. Bununla birlikte “cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâllerin ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkması” da mümkündür.
İddianamede gösterilen fiilin hukuki niteliğinin değişmesi ve cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâllerin ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkması durumlarında CMK’nın “Suçun niteliğinin değişmesi” başlıklı 226 ncı maddesi ile kanun koyucu, sanığa “ek savunma hakkı” verilerek değişen duruma göre bir hüküm kurulmasına imkân sağlamıştır.
Yukarıda içeriği belirtilen iddianamede TCK’nin 158/1-f maddesinde tanımlanan atılı fiil belirtilmiş, ancak bu fiile uygulanacak hürriyeti bağlayıcı ceza ile adli para cezası miktarlarını belirleyen son fıkrasına yer verilmemiştir.
Dolayısıyla sanık iddianamede belirtilen sevk maddesi kapsamında kendisine atılı fiili öğrenmekte buna karşılık fiilin yaptırımını teşkil eden cezalar konusunda hiç bilgilendirilmemiştir. Bu noksanlığın CMK 226/1, 2. maddeleri kapsamında ek savunma verilerek tamamlanması gerekirken gözardı edilerek hüküm kurulmuştur.
F) SONUÇ:
TCK’nin 158/1-f, son fıkrasının iddianamede yer almaması, iddia makamının esas hakkındaki mütaalasında da ifade edilmemiş olması karşısında, CMK’nin 226/1 ve 2 maddeleri uyarınca ek savunma hakkı hatırlatılmaksızın cezalandırılmasına karar verilmek suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlandığı görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden bozma görüşüne ek gerekçeyle birlikte katılıyorum. 01.12.2022
…
11. Ceza Dairesi Üyesi