Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2007/719 E. 2007/1242 K. 01.03.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/719
KARAR NO : 2007/1242
KARAR TARİHİ : 01.03.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
…, müdahil …ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Tercan Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 09.06.2006 gün ve 68/52 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı … ve davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, satın alma ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle 177 ve 178 parsellerin davalı Hazine üzerindeki tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Katılan …20.12.1991 tarihli ve harçlandırılan dilekçeleri ile, dava konusu taşınmazların satın alma ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik nedeniyle tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 177 parsel hakkında tefrik kararı verilerek, görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarıldığından, bu parsel hakkında karar verilmesine yer olmadığına; katılan … …’ın davasının açılmamış sayılmasına; davacı …’nın 178 parsele ilişkin davasının ispatlanamadığından reddine; davacı …’ın davasının … …terekesini temsilen kabulü ile , 178 parselin tapu kaydının iptali ile mirasçılık belgesindeki payları oranında … …mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı … ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 178 parsel, 1400 m2 yüzölçümü ve tarla niteliğiyle, senetsizden Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu, ……oğulları …, …, …, … … ve …’larca 1972 yılında işlenerek tarla haline getirildiği, tespit tarihine dek 1617 sayılı Yasada öngörülen zilyetlik süresinin dolmadığı gerekçesiyle 29.09.1984 tarihinde Hazine adına tespitle, tespite itiraz edilmesi üzerine komisyon kararı sonucu 20.03.1989 tarihinde kesinleşerek, sicil oluşmuştur.
Davacı …, dava konusu taşınmazın 21.06.1971 tarihinde düzenlenen ve 06.06.1972 tarihinde noter tasdiki yapılan senet ve 03.07.1971 tarih, 9 tahrir sayılı vergi kaydı ile …’den satın ve devralındığını açıklayarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Katılan … ve … ise dava konusu taşınmaz bölümlerini 26.07.1971 tarihli noterde düzenlenen zilyetliğin devri ve satış senedi ile katılan … … ile babası … … …tarafından …’den satın ve devralındığını, 74 tahrir vergi kaydının bu yere ait olduğunu, miras bırakanları … …’den taksimen kendilerine kaldığını belirterek tapu kaydının iptali ile ½ hisselerle adlarına tescilini istemişlerdir.Keşifde dinlenen yerel bilirkişiler ve liste dışı katılan tanığı …in dava konusu taşınmazın katılan … …ve miras bırakanı-babası … … …tarafından 1971 yılında …’den satın alındığını, …’ye de babasından kalmış olduğunu, … … …mirasçılarının zilyetliğinde iken, davacı … ile aralarında anlaşmazlık çıkması nedeniyle 10 yıldır ekilip, biçilmediğini, … … terekesinin taksim edilmediğini, katılanlara ait 26.07.1971 tarihli noter senedi ve 74 tahrir sayılı vergi kaydının davalı parsele ait bulunduğunu beyan etmeleri , ziraat teknisyeni bilirkişinin dava konusu parselin kuru tarım arazisi olduğunu bildirmesi üzerine; katılan … 28.04.2006 ve 09.06.2006 tarihli yargılama oturumlarına katılarak, dava konusu 178 parselin … … …mirasçılarına ait olduğu, taksim yapılmadığını, davayı bu şekilde ıslah ettiğini bildirmiş ve mahkemece katılanın davasının ispat edildiği gerekçesiyle … … mirasçıları adına iptal ve tescile karar verilmiştir.
Dava konusu taşınmazın öncesinde … zilyetliğinde olduğu hususunda davacı ve katılanlar arasında ihtilaf yoktur. Uyuşmazlık, taşınmazın … tarafından kime satıldığı ve zilyetliğin kimde olduğu noksında toplanmaktadır.Dava konusu taşınmaz Hazine adına senetsizden tespit edildiğine göre, uyuşmazlığın çözümünde zilyetlik maddi olgusunun ispatı önem taşımaktadır. Zilyetlik maddi olaylardan olup, ispatı yazılı ve sözlü her tür delille mümkündür. Davacı ve katılan tanık listelerini sunmuş bulunmasına rağmen, mahkemece taraf tanıkları usulüne uygun olarak keşfe çağrılmamış, yerel bilirkişi ve liste dışı katılan tanığının beyanlarına itibarla hüküm oluşturulmuştur. HUMK.nun 274.maddesine göre liste dışından tanık dinlenmesi mümkün bulunmadığı gibi, beyanına da değer verilemez. Mahkemece, usulünce belirlenecek yerel bilirkişi ile 25.03.1992 tarihli davacı ve 09.06.1992 tarihli katılan dilekçelerinde isimleri geçen tanıklar ve gösterildiği takdirde davalı Hazine tanıklarının HUMK.nun 258 ve devamı maddeleri uyarınca keşif mahalline çağrılarak dava konusu taşınmazın öncesinde …’in ne zamandan beri zilyedliğinde olduğu, …’den kime nasıl geçtiği, zilyetliğin kim tarafından ve ne şekilde sürdürüldüğü, tespit tarihine dek davacı ve katılan yararına zilyetlikle edinme koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda bilgilerine başvurulması, tanık beyanları arasında çelişki olduğu takdirde giderilmesine çalışılması, davacı ve katılan tarafından sunulan senetler ve vergi kayıtlarının yerel bilirkişi ve teknik bilirkişi tarafından uygulanması ve krokisine işaretlenmesi, toplanan tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Davacı … ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle ve HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 12,20 YTL peşin harcın istek halinde temyiz eden …’ya iadesine 01.03.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.