Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/3453 E. 2022/502 K. 17.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3453
KARAR NO : 2022/502
KARAR TARİHİ : 17.01.2022

Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin bozması sonrası ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum ve davalı İlci İnşaat San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21-43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını ya da kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değer de delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez. Bu halde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir.
Somut olayın incelenmesinde; davacının 12.06.1997- 21.11.2008 tarihleri arasında davalı şirkete ait işyerindeki çalışmalarının tespitini talep ettiği eldeki davada, dosya kapsamında yer alan hizmet döküm cetvelinden davacının dava konusu dönemde davalı şirkete ait iş yerlerinden, 31.08.2001-30.09.2001, 10.01.2002-08.02.2002, 01.03.2002-15.10.2002, 10.11.2003-31.01.2005, 08.02.2005-09.03.2005, 09.03.2005-06.05.2005, 06.05.2005-10.09.2006, 01.11.2006-31.03.2007, 01.04.2007-03.04.2007, 04.04.2007-25.05.2007, 26.05.2007-30.11.2007, 10.12.2007-11.03.2008, 12.03.2008-31.07.2008, 01.08.2008-20.11.2008 tarihlerinde giriş çıkış yapılmak kaydıyla kısmi bildirimlerinin olduğu, yine davacı adına, 07.08.2000, 10.01.2002, 10.11.2003, 10.12.2007 tarihlerinde davalı şirkete ait işyerlerinde işe başladığına ilişkin, birden fazla işe giriş bildirgesinin mevcut olduğu, davacıya yönelik davalı şirketin kaşe ve imzasının yer aldığı vizite kağıdı fotokopisinde, davacının santral operatörü olarak, işe giriş tarihinin 12.06.1997 olarak belirtildiği, Mahkemece bozma sonrası kararında; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu hükme dayanak kılınarak, dinlenen tanık beyanlarına itibarla, davacı adına düzenlenen vizite kağıdının işe giriş bildirgesi ile eşdeğer olduğu kabul edilerek, 12.06.1997 tarihinde başlayan çalışmalarının hak düşürücü süreye uğramadığı belirtilerek, davacının 12.06.1997-07.08.2000 tarihleri arasında davalı şirkette çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, 29.01.2009 tarihinde açılan eldeki davaya göre; davacı yanın talebinin 12.06.1997- 21.11.2008 tarihleri arasında davalı şirkete ait işyerindeki sürekli çalışmalarının tespitine yönelik olması, giderek 07.08.2000 tarihinden başlamak üzere, davacı adına 10.01.2002, 10.11.2003, 10.12.2007 tarihli işe giriş bildirgelerinin mevcudiyeti ile 07.08.2000 tarihli işe giriş bildirgesi hariç, davacının bir kısım hizmetlerinin bahse konu bildirgelere dayalı olarak , 31.08.2001 tarihinden itibaren talep sonuna kadar davalı şirkete ait işyerlerinden giriş çıkış yapılmak suretiyle bildirilmesi, yine bozma sonrası Mahkemenin kabulune konu kararına yönelik olarak davacı yanın temyiz talebinde bulunmaması karşısında, bildirge ve bildirime konu olmayan 12.06.1997-07.08.2000 tarihleri arasındaki dönemin hak düşürücü süreye uğradığı dikkate alınmaksızın, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur.
O hâlde, davalı Kurum ve davalı İlci İnş. San. ve Tic. A.Ş. vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, 17/01/2022 gününde oybirliği ile karar verildi.