YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/12773
KARAR NO : 2009/15417
KARAR TARİHİ : 12.10.2009
Mahkemesi :İş Mahkemesi
No :
Davacı, 01.02.1995 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptaline ve kesildiği tarihten itibaren yaşlılık aylıklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde; 01.01.2004 tarihinden itibaren davacıya yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar vermiştir.
Hükmün, taraflarca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı Kurumun temyiz itirazlarının REDDİNE;
2-) Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Davalı Kurumun, yurtdışında geçen çalışma sürelerini 3201 sayılı Kanun hükümleri kapsamında borçlanan ve 01.02.1995 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanan davacının; 01.02.1995 – 31.12.2003 döneminde İsviçre Sigorta Kurumuna prim ödediği gerekçesiyle baştan yaşlılık aylıklarını iptal ettiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı olan Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında 3201 sayılı Kanunun 3. maddesinde yer alan ve borçlanma isteminde bulunabilmek için yurda kesin dönüş yapılması gereğini öngören düzenlemenin, Anayasa Mahkemesi’nin 12.12.2002 günlü, 2000/36 E. ve 2002/198 K. sayılı kararı ile iptal edilmesi üzerine bu konu, sözü edilen Kanunda değişiklik yapan ve 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanunun 56. maddesiyle yeniden düzenlenmiş ve halen yurtdışında bulunan Türk vatandaşlarının borçlanabilmeleri kabul edilerek, yurda kesin dönüş yapması koşulu öngörülmemiştir. Kanunun 6. maddesinin (A) bendi hükmü gereğince anılan koşul, borçlanan ve borcunu ödeyen sigortalılara yaşlılık sigortasından aylık tahsisi için varlığını korumakta ise de, özellikle Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından sonra bu koşulun “yurtdışı çalışma ilişkisinin sona ermesi” olarak anlaşılması zorunlu olup, bu kapsamda Türkiye dışındaki bir ülkenin sosyal sigorta kurumundan işsizlik sigortası veya hastalık sigortası yardımı alınması olgusu ya da emeklilik, malûllük gibi her hangi bir maaşa hak kazanabilmek amacıyla prim ödeme günü eksikliğini tamamlamak yönünde isteğe bağlı sigorta primi ödemek için yurtışında zorunlu ikamet edilmesi de, fiilen yurt dışında çalışma gibi değerlendirilmelidir. 6. maddenin (B) bendi hükmünde ise, aylık bağlananlardan tekrar yurt dışında çalışmaya başlayanların çalışmaya başladıkları tarihi izleyen aybaşından itibaren aylıklarının kesileceği hükmü açıkça düzenlenmiştir. Buna göre aylık kesme işleminin yapılabilmesi için tahsis işleminden sonra yurt dışına çıkılmış olması yeterli olmayıp, gidilen ülkede çalışıldığının, sosyal sigorta kurumundan işsizlik sigortası veya hastalık sigortası yardımı alındığının ya da zorunlu ikamet edilmesi gerektiğinin belirlenmesi zorunludur.
Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında dava değerlendirildiğinde; davacının, 01.02.1995 – 31.12.1996 tarihleri arasında “mecburi olmadan”; 01.01.1997 – 31.12.2003 tarihleri arasında “çalışma olmadan” İsviçre Sigorta Kurumuna prim ödediği anlaşılmaktadır.Bu yönde, anılan primleri ödemesinin mümkün olabilmesi için çalışma ilişkisi kapsamında değerlendirilmesi gereken davacının İsviçre’de ikamet mecburiyeti olup olmadığı araştırıldıktan sonra; ikamet mecburiyeti olduğunun belirlenmesi durumunda şimdiki gibi; aksi takdirde, anılan dönemlerde davacının yurtdışı çalışma ilişkisinin bulunmadığı, prim ödeme günü eksikliğini tamamlayıp maaşa hak kazanabilmek için sigorta korumasını sağlayabilmek amacı ile anılan dönemde isteğe bağlı nitelikte sigorta primi ödediği, böylelikle, maaş bağlama koşullarının değerlendirilmesinde, anılan dönemin “yurtdışı çalışma ilişkisi” niteliğinde değil, prim ödeme günü kapsamında olduğu belirlenmiş olmakla, bu durumun, 3201 sayılı Kanun hükümleri kapsamında borçlanan davacıya bağlanan yaşlılık aylığının kesilmesi nedenleri arasında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gözetilerek karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 12.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.