Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/468 E. 2006/853 K. 06.02.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/468
KARAR NO : 2006/853
KARAR TARİHİ : 06.02.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 3.9.2002 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydına vakıf şerhinin yazılması istenmesi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; on yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmayan davanın reddine dair verilen 6.10.2004 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı idare vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R

Dava tapu kayıtlarına vakıf şerhinin yazılması istemi ile açılmış, davanın kabulüne dair hüküm Dairemizce kadastro tespitinin kesinleştiği tarihle davanın açıldığı tarih arasında 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesindeki 10 yılın geçirildiği, bu süre içerisinde kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı dava açılmamışsa kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağından davanın reddine karar verilmek üzere bozulmuştur.
Dosya kapsamından ve özellikle geri çevirme kararı ile gönderilen kadastro tutanağından dava konusu taşınmaza “… Vakfından” şerhinin işlendiği, bu şerhin kadastro tutanağına uygun biçimde oluşturulan tapu kaydına da geçirildiği, ancak her nasılsa kayıtlardaki vakıf şerhinin silindiği, silinme tarihi ve nedeninin de bilinemediğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.
Görülüyor ki, davada esasen kayıtlarda var olan fakat, silinme yoluyla hukuki bir nedene dayanılmadan ortadan kaldırılan şerhin yeniden yazılması istenmekte, kadastrodan önceki hukuki bir sebebe dayanılmamaktadır. Bu hali ile somut uyuşmazlıkta 3402 sayılı Kadasro Kanununun 12/3 maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulama olanağı yoktur. Dairemizin bozmaya dair kararı da maddi hataya dayalıdır. Yargıtay uygulamalarında maddi hata kavramı dar anlamda düşünülmemektedir. Kararın esasına etkili bir kanunun araştırılmamış olması (dava konusu taşınmaza ait kadastro tutanağının sonradan getirilmesi) da maddi hata kavramı içinde kabul edilmelidir. Şayet,
./..
-2-

2006/468-853
böyle yapılmamış karar hata sonucu onanmış veya bozulmuşsa bu tür bir ilam taraflar için kazanılmış hak oluşturmaz. Daha açığı maddi hata kavramı kazanılmış hak kuralının istisnalarındandır. (6.H.D. 8.3.1991 tarih 2131-3143 sayılı kararı gibi) Böyle olunca, mahkemece dava kabul edilmek üzere karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 6.2.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.