YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15044
KARAR NO : 2022/26127
KARAR TARİHİ : 27.12.2022
KARAR
Silahla tehdit suçundan sanık …’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/2-a ve 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresi belirlenmesine ve suçta kullanılan tabanca ve şarjörün 5237 sayılı Kanun’un 54. maddesi gereğince müsaderesine dair … 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/06/2015 tarihli ve 2015/204 esas, 2015/499 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/09/2015 tarihli ve 2015/716 değişik iş sayılı kararı sonrasında, sanığın denetim süresi içerisinde suç işlemediğinden bahisle hakkındaki hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının düşürülmesine, ancak suçta kullanılan silahın iadesine yönelik talebin reddine dair … 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/01/2021 tarihli ve 2020/583 esas, 2021/4 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03/11/2022 gün ve 2022/122288 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında;
Dosya kapsamına göre, müsadere kararının hükme bağlı olduğu, somut olayda da sanık hakkında … 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/06/2015 tarihli kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verilmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde suç işlemediğinden bahisle düşme kararı verildiği, müsadere kararının hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar ile birlikte verildiği, anılan kararın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda denetim süresinde suç işlenmemesi üzerine kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının artık hukuken mevcut bulunmadığı, müsadere kararının hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara bağlı olarak verildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleşmesinin ardından, denetim süresinde suç işlemediği anlaşılan sanık hakkında kesin hükümle sonuçlanmış bir mahkumiyet kararının artık bulunmadığı ve müsadere kararına konu tabancanın sanığın görevi nedeniyle şahsına tahsis edildiği de nazara alındığında, söz konusu tabanca ve eklerinin gerekli işlemlerin yapılması için idareye teslimine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
Denetim süresi içinde suç işlenmemesi ya da yükümlülüklere uyulması nedeniyle verilecek düşme kararıyla birlikte hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın bütün hüküm ve sonuçları ile ortadan kalkacağı gözetildiğinde, verilecek düşme kararı ile birlikte suçta kullanılan eşyanın akıbeti hakkında da yeniden bir karar verilmesi gerekir.
Düşme kararı, CMK.nın 223/8. maddesinde “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması halinde davanın düşmesine karar verilir.” şeklinde tanımlanmıştır. Sanığın CMK’nın 231/8. maddesinde düzenlenen 5 yıllık denetim içerisinde suç işlememesi ya da yükümlülükleri yerine getirmesi, kovuşturmanın devamına engel olmakla bu husus bir kovuşturma şartına dönüşmektedir. Bu durumda CMK.nın 231/10. maddesine göre verilecek düşme kararı da aynı Kanunun 223/8. maddesi kapsamında değerlendirilmelidir. Bu niteliği itibariyle düşme kararı, sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren nedenlerden birisini oluşturmaktadır. Dolayısıyla hakkında düşme kararı verilen kimsenin hukuk düzeni açısından hüküm giymiş gibi kabul edilerek bir suç işlediği gerekçesiyle hakkında doğrudan ceza (hapis veya adli para cezası) olmasa da güvenlik tedbiri biçiminde cezai sonuçlar da uygulanması mümkün değildir.
Yukarıda belirtildiği üzere bir güvenlik tedbiri olan müsaderenin uygulanabilmesi için kişinin suç işlediğinin kesinleşen bir mahkeme kararı ile ortaya konulması gerekir. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 2009/7 – 96 Esas, 2009/188 Karar sayılı kararında da, sanıklardan ele geçirilen ve bizatihi müsadereye tabi olmayan eşyaların müsaderesine karar verilebilmesi için öncelikle işledikleri eylemlerin suç teşkil etmesinin gerekli olduğu vurgulanmıştır.
İnceleme konusu somut olayda; … Asliye Ceza Mahkemesinin 11/06/2015 tarih ve 2015/204 esas, 2015/499 sayılı kararı ile sanık …’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/2-a ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, Adli Emanetin … sırasında kayıtlı … seri numaralı 1 adat … marka tabanca ve Şarjör’ün aynı Kanunun 54. maddesi gereğince müsaderesine, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, sanığın 5 yıllık süre sonunda düşme kararı verilmesi ve silahın iadesi talepli dilekçesi üzerine, … Asliye Ceza Mahkemesinin 05/01/2021 tarih ve 2020/583 esas, 2021/4 sayılı kararıyla 5 yıllık denetim süresinin dolduğundan bahisle sanık hakkındaki hükmünün ortadan kaldırılmasına karar verilmesi karşısında, talebe konu taşıma ruhsatlı silahın gerekli işlemlerin yapılması için idareye teslimi yerine, talebinin reddine karar verilmesi hukuka aykırıdır.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- Tehdit suçundan sanık … hakkında, … Asliye Ceza Mahkemesinin 05/01/2021 tarihli ve 2020/583 esas, 2021/4 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- Bozma nedenine göre karardaki hukuka aykırılığın, CMK’nın 309. maddesinin 4-d fıkrası uyarınca Yargıtay tarafından düzeltilmesi gerektiğinden; kararın 3. fıkrasının çıkarılarak yerine “Adli Emanetin … sırasında kayıtlı tabanca ve eklerinin Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 3. ve 17. maddeleri uyarınca işlem yapılmak üzere idareye teslimine” ibarelerinin yazılmasına dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27/12/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.