YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/4029
KARAR NO : 2006/5295
KARAR TARİHİ : 05.05.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 31.10.2005 gününde verilen dilekçe ile zorunlu mecra hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın husumet nedeniyle reddine dair verilen 20.1.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalılardan …..A.Ş. vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı şirketi temsilen vekili mülkiyeti davacı şirkete ait bulunan 7758 parsel numaralı taşınmaz üzerine plan ve projesine uygun biçiminde akaryakıt dolum ve dağıtım tesisi yaptırmakta olduğunu, Aliağa limanına deniz nakliye araçlarıyla getirtilen petrol ürünlerinin yapılmakta olan tesislere ulaşımının ana kara üzerinde döşenecek olan boru hattıyla mümkün bulunduğunu, bu amaçla döşenecek boru hattı için en uygun zeminin 1796 parsel numarasıyla kayıtlı taşınmaz üzerinden olanaklı olmakla Medeni Kanunun 744 maddesi uyarınca bu parsel üzerinden uygun mecra hakkı tesisine karar verilmesini talep etmiştir. 1796 parsel orman cinsiyle hazine adına kayıtlıdır. Dava, Çevre ve Orman Bakanlığı taraf gösterilmek suretiyle açılmıştır. Mahkeme, Medeni Yasanın düzenleme biçimine göre irtifak haklarının ve bu cümleden olarak onun bir türü olarak mecra hakkının tapu siciline yazımında zorunlu bulunduğundan söz ederek bu tür davaların kayıt malikine yöneltilmesi gerekli bulunduğunu, eldeki davanın ise kayıt maliki olan hazineye yöneltilmesi gerekli ve zorunlu bulunmakla hazineye yöneltilmeyen davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
7831 sayılı yasa hükümleri gereğince ormanların bakımı, korunması, bunlardan yapılacak üretim ve ormanı ilgilendiren her türlü faaliyetler Orman Bakanlığı ve Orman Genel Müdürlüğü görevleri arasında sayılmakta olup açılan dava idareye yüklediği bu hak ve görevleri yakından ilgilendirdiğinden Orman ve Çevre Bankalığının davada taraf olmasının da gerekli ve zorunlu kılar. Ne var ki mülkün sahibi olarak hazinede bu tür davalardan zorunlu taraflardan birisi olarak da bulunmalıdır. Burada idare ile Hazinenin davanın diğer yanında zorunlu birlikteliği söz konusudur…… böylesi durumlarda eksik yönetildiği anlaşılır ise dava reddedilmeyip davada yer almayan zorunlu diğer yanın davaya katılması için davacıya yeterli süre ve imkan verilmelidir. Davada Çevre ve Orman Bakanlığı hiç yer almaz düşüncesinden hareketle davanın reddi doğru değil ise de; orman cinsi ile tapuya bağlı taşınmazlar için benzer konularda orman üzerinden irtifak tesisi için hangi hallerin istemi olumlu karşılama gerektiğine dair düzenleme 6831 sayılı yasanın 17 maddesinde düzenlenmiş olup bu maddenin düzenleme biçimine göre sadece turizm amaçlı haller için irtifak tesis edilebileceği öngörülmüş olup bunun dışında başka bir amaç için irtifak tesisine olanak tanınmamıştır. Açıklanan bu madde kapsamına göre orman üzerinden boru hattı tesisi için irtifak tesisi olanaklı görülmediğinden Medeni Kanunun irtifak için düzenlediği madde hükümleri yanında özel düzeleme getiren orman yasasının 17 maddesinin hak ve olanak tanımadığı istem hakkında davanın reddine karar vermek gerekeceğinden ortada eksik olan husumet tamamlansa bile dava sonuç itibariyle redde mahkum bulunduğundan mahkemece verilen hüküm sonuç itibariyle doğru görülerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile sonuç itibari ile doğru olan mahkeme hükmünün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine, 5.5.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.