YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/14117
KARAR NO : 2008/15282
KARAR TARİHİ : 05.12.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı-Birleşen davanın davalısı … vekili tarafından, davalı-birleşen dava davacısı … aleyhine 26.02.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, birleştirilen dava elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davacının davasının kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen 23.09.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı-birleşen dava davacısı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalının 1931 parsel sayılı taşınmazının 1500 m2’lik kısmını harici satış senedi ile satın aldığının ve zilyetliğinin devredildiğini belirterek, bu yer üzerine betonarme ev, besihane, samanlık vs. gibi yapılar yaptığını, bu yapıların değerinin arazi değerinden fazla olduğunu ileri sürerek Türk Medeni Kanununun 724. maddesi gereğince bu kısmın 1931 parselden ifrazı ile adına tapuya tescilini istemiştir.
Davalı ve birleşen dava davacısı, dava konusu edilen yerin ifrazının mümkün olmadığını, davalının da bunu bilerek aldığını ve ifrazı mümkün olmayan bu yere yapı yapmasının doğru olmadığını, davacının iyiniyetli olmadığını belirterek davasının reddine, kendi açtığı müdahalenin önlenmesi ve kal istemli davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının açmış olduğu davanın kabulüne karar verilmiş, birleşen dava hakkında bir karar verilmemiş, hükmü davalı-tevhit davacısı temyiz etmiş, bunun üzerine mahkemece verilen karar Dairemizin 13.05.2008 tarih 2008/5379 – 6199 esas ve karar sayılı ilamı ile davalı-tevhit davacısının açmış olduğu eldeki dava ile birleştirilen dava hakkında olumlu veya olumsuz
bir karar verilmemesinin doğru olmadığından bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyularak ve yapılan yargılama sonucunda davacı-tevhit davalısı …’in temliken tescil istemli davasının kabulüne, harita mühendisi bilirkişinin raporunda “A” harfi ile gösterilen 1500 m2’lik kısmın 1931 parselden ifrazı ile davacı-tevhit davalısı adına tapuya tesciline, davalı-tevhit davacısı …’in müdahalenin önlenmesi ve kal istemli davasının reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı-tevhit davacısı vekili temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayanılarak açılmıştır. Bu madde uyarınca mülkiyetin geçirilmesi için iki önemli koşulun birlikte gerçekleşmiş olması gerekir. Bunlardan ilki öğretide ve uygulamada “objektif unsur” diye anılan arsa-arazi üzerine yapılan yapı değerinin temliki istenen arazi değerinden oldukca farklı olması hususudur. İkinci unsur ise; “subjektif unsur” denilen yapıyı yapan ve somut olaya göre davacı safında yer alan kişinin iyiniyetli olması halidir. Davaya konu 1931 parselin yanlar arasında haricen düzenlenen 1500 m2’lik satıştan çok önce çapa bağlandığı ve davalı adına tapulu olduğu anlaşılmaktadır. 5000 m2 yüzölçümünde olan bu taşınmaz, Beyovası Köyü sınırları içinde en yakın belde olan “Temelli” beldesinin mücavir alanı sınırları dışında bulunmaktadır. Dosya içerisindeki Harita Mühendisi bilirkişi … Bozacı tarafından düzenlenen 06.06.2007 tarihli rapora göre, 16.01.2001 tarihli zilyetlik devir sözleşmesinde davacıya teslimi yapılmış 1500 m2’lik taşınmaz bölümünün imar planının mevcut olmaması nedeniyle ifrazının mümkün olmadığı bildirilmiştir. Sözü edilen taşınmaz bölümü üzerine yapı ve eklentilerinin davacı tarafça yapıldığı ve bunların değerinin 77.286,06 YTL. olduğu, satışa konu 1500 m2’lik bölümün arsa değerinin ise 10.000 YTL. olduğu inşaat ve mülk bilirkişilerinin birlikte düzenlediği raporda belirtilmiştir. Değere ilişkin bu olgu az yukarıda tanımı yapılan objektif unsurun gerçekleştiğini göstermekte ise de, yapı ve eklentilerinin yapıldığı taşınmaz parçasının ana taşınmazdan ifrazının hukuka uygun olma şartını da beraberinde taşıması gerekir. Taşınmazın ifrazının olanaksız olduğu anlaşıldığına göre davacı …’in açtığı davanın reddine karar verilecek yerde yazılı gerekçe ile kabulü doğru değildir.
Karşı davaya ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; yukarıda ilk dava için belirlenen bozma nedenine göre her iki istem hakkında yeni bir hükmün kurulması gerekeceğinden bu aşamada bağlayıcı biçimde görüş oluşturmak hukuk tekniğine uygun düşmeyeceğinden arazi sahibi davalı
ve karşı davacı …’in davasının reddi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 05.12.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.