YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/795
KARAR NO : 2007/2177
KARAR TARİHİ : 05.03.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalılar aleyhine 30.07.1997 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davalı … aleyhindeki davanın kabulüne dair verilen 28.03.2001 günlü hükmün kesinleşme şerhinin iptali davalı … vekili tarafından istenilmekle, mahkemece bu talebin REDDİNE, dair 13.09.2006 tarihli ek kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı … vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava geçit hakkı tesisi istemiyle açılmıştır.
Mahkemece dava kabul edilmiş, hükmün kesinleştiğinden söz edilerek de ilama 19.03.2002 tarihinde kesinleşme şerhi verilmiştir.
Davalı 12.09.2006 günlü dilekçesiyle hükmün kendisine tebliğini ve kesinleşme şerhinin karardan kaldırılmasını istemiştir.
Mahkemece davacının bu istemi 13.09.2006 günlü ek kararla reddedilmiştir.
Davalı mahkemenin esasa ilişkin hükmüyle birlikte 13.09.2006 günlü isteminin reddine dair ek kararı temyiz etmiştir.
Bu davadan önce davacının eşi olduğu anlaşılan … tarafından yine geçit hakkı tesisi istemiyle aynı yer Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/735 Esasında kayıtlı davanın açıldığı o dava sırasında davalıya, dava dilekçesi ve duruşma gününün … Köyü No:37 …/… adresine çıkartıldığı, ancak yurtdışında olduğunun saptanması üzerine yöntemince tebliğ işleminin yapılamadığı görülmektedir.
Eldeki davada ise davalıya tebilgat babasının oturmakta olduğu … Köyü … adresine gönderilmiştir. Bu yerin davalının tebligat adresi olmadığı, tebligat adresinin … Köyü olduğu önceden açılan davada yapılan işlemlerle saptanmıştır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu ve bu kanun uyarınca çıkartılan tüzükle tebilgat işlemlerinin belli kurallara bağlanmasından amaç tebliğ olunacak her nevi evrakın gerçekte tebliğ edilecek kimselere verilmesinin sağlanmasıdır.
HUMK.nun 73. maddesine göre de, mahkemenin iki tarafı usulen davet edip iddia ve savunmalarını belirlemeden hüküm kurma olanağı yoktur. Aksi halde hasım tarafın yasaların koruması altındaki savunma hakkı bertaraf edilmiş olur.
Bu anlatımlara göre davalı Gülser Kılıç’ın belli olan adresi yerine babasının oturduğu Kızılcakeçili Köyü adresine tebliğ yapılarak, davalının davada geçersiz olan bu tebliğ işlemi ile yöntemince davet edildiğinin kabulüne olanak yoktur. Aslında tebliğ işlemlerindeki geçersizlik nedeniyle kesinleşmemiş olan bir hükme kesinleşme şerhi verilmesi de hasım tarafa bir hak sağlamaz.
Bu saptamalardan sonra mahkemenin davalının istemini reddeden 13.09.2006 tarihli ek kararının kaldırılmasına karar verildikten sonra işin esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine geçildi;
Az yukarıda sözü edildiği üzere geçit hakkı tesisi davalarında aleyhine geçit kurulacak taşınmaz maliki veya maliklerinin bütünüyle davada yer alması gerekir. Davalı gösterilecek bu kişilerin davada yer almaları ise kendilerine yöntemince çağrı kağıdı gönderilmesi halinde olanaklıdır. Davalı Gülser Kılıç’a yapılan tebligat, tebligat yapılacak gerçek adresi yerine babasının ikametgahı … Köyü adresinde yapıldığından, davalı bu işlemle davada usulen yer almış sayılmaz. Mahkemece taraf teşkili tamamlanmadan savunma hakkının kısıtlanması suretiyle çekişmenin esasının incelenmesi yasaya uygun olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 05.03.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.