YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/7985
KARAR NO : 2007/8764
KARAR TARİHİ : 04.07.2007
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 4.12.2006 gününde verilen dilekçe ile yola müdahalenin meni istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.12.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, köy yoluna elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Aynı yerle ilgili dava dışı … isimli kişi tarafından 17.07.2006 tarihinde dava açılarak köy yoluna müdahalenin meni istenmiş, açılan bu davayla ilgili olarak Göynük Sulh Hukuk Mahkemesinin 12.10.2006 gün 2006/104 esas, 2006/197 karar sayılı kararı ile, “davacının davasının husumetten reddine” karar verilmiş, söz konusu karar temyiz edilmeksizin 29.11.2006 tarihinde kesinleşmiştir.
Eldeki davada önceden açılan ve kesinleşen dava dosyasındaki delillere bakılarak hiç bir delil toplanmadan davanın kabulüne karar verilmiştir. Her iki dava farklı kişiler tarafından açıldığından, az yukarıda değinilen kesinleşen dosyadaki deliller sonradan açılan dava için, delil teşkil ederse de; tümüyle önceki dosyada bulunan delillere dayanılarak karar verilmesi doğru değildir.
Mahkemece yapılması gereken iş; taraflardan tüm iddia ve savunmalarına ilişkin delilleri istenerek bu davaya hasren bildirilen deliller toplandıktan sonra, keşif yapılıp, bildirilen taraf tanıkları da dinlenmek suretiyle saptanacak duruma göre bir sonuca ulaşmak yerine önceki dosyadaki delillere dayanılarak istemin hüküm altına alınması doğru olmamıştır.
Kabule göre de; H.U.M.K.nun 388 ve 389 maddeleri gereğince, hüküm fıkrasının infaza elverişli istek kalemlerini teker teker karşılayacak, infaz sırasında tereddüte yer vermeyecek şekilde kurulması gerekir. Aksi halde, taraflar arasındaki uyuşmazlık giderilmediği gibi, yeni anlaşmazlıklara sebebiyet verilir. Bu nedenlerle Mahkemece sadece “davacının davasının kabulüne” şeklinde hüküm kurulması H.U.M.K.nun 389.maddesine aykırı olmuştur.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 4.7.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.