Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/14280 E. 2007/15253 K. 30.11.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/14280
KARAR NO : 2007/15253
KARAR TARİHİ : 30.11.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar tarafından, davalı aleyhine 16.9.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.12.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı mirasçısı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Satış vaadi borçlusu … dayanılan sözleşmenin ikinci eşi olan …’den mal kaçırmak amacıyla düzenlendiğini, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava kabul edilmiştir.
Hükmü davalı …’in mirasçılarından … temyiz etmiştir.
Gerçekten, kaynağını Türk Medeni Kanununun 22.maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri iki tarafa borç yükleyen sözleşme türlerinden olup, mülkiyet devir borcu yüklenen satıcı edimini yerine getirmezse edimin hükmen yerine getirilmesi vaad alacaklısı tarafından açılan davada istenebilir.
Somut olayda, vaad borçlusu ve davacıların babası olduğu anlaşılan davalı …’in 12.5.2006 tarihinde öldüğü, mirasçısı olarak davacılar ile ikinci eşi olan …’nin kaldığı anlaşılmaktadır.
Kural olarak da, taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin satış amacı ile değil muvazaalı olarak yapıldığının savunulması her zaman olanaklıdır. Kısaca ifade etmek gerekirse, muvazaa irade ile beyan arasında kasten yaratılmış aykırılıktır. Böyle bir savunma ileri sürülmüşse, mahkemenin dayanılan sözleşmedeki tarafların gerçek ve müşterek amaçlarını Borçlar Kanununun 18.madde hükmünden yararlanarak açıklığa kavuşturması gerekir. Zira, bu gibi durumlarda, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin ivazlı (bedel karşılığı) yapıldığından değil de, bağış amaçlı veya mirasçıların bazılarından mal kaçırmak amacı ile yapıldığı kabul edilir. Böyle olunca da, uyuşmazlıkta 1.4.1974 tarih ve 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uygulama yeri bulur.
Davalı vaad borçlusu ve temyiz eden davalının ikinci eşi olan … sözleşmedeki gerçek amacının mirasçılardan mal kaçırmak olduğunu ve sözleşmenin muvazaa ile illetli bulunduğunu savunduğundan mahkemece gerçek amacın belirlenebilmesi için sözleşmenin yapıldığı tarihteki murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın tüm mal varlığına oranı, murisin temlikle elde edilecek satış bedeline ihtiyaç durumu ve bu bedelin makul kalacak bir sınırda olup olmadığı dikkate alınmalı, bu arada yine aynı davacılar tarafından aynı nedene dayalı olarak başka parsellerin tescili için açılan … 6.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/1008 esasında kayıtlı dava dosyası HUMK.nun 45.maddesi hükmünce eldeki dava dosyası ile birleştirilmeli, savunmada bildirilen nedenler açıklığa kavuşturularak istem her iki dava dosyası bakımından sonucuna uygun bir hüküm kurulmalıdır.
Karar yukarıda değinilen hususlar göz ardı edilerek eksik inceleme ve araştırmayla kurulduğundan bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 30.11.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.