Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/8151 E. 2007/9001 K. 09.07.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/8151
KARAR NO : 2007/9001
KARAR TARİHİ : 09.07.2007

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 28.11.2006 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 3.5.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı 668 parsel maliki olduğunu, davalı tarafından yapılan yol çalışmalarında taşınmazına kısmen elatıldığını ve taş duvarının yıkılmasına neden olunduğunu ileri sürerek ortaya çıkan haksız elatmanın önlenmesini, 2000 YTL. yıkım giderinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı taşınmazın bulunduğu … köyü muhtarı olduğunu yapılan işlemlerin köy tüzel kişiliği adına yapıldığını, oysa davanın tüzel kişiliğe yönetilmediğini, hakkında açılan davanın husumet noktasından reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece bilirkişinin ölçtüğü davacının maliki bulunduğu 668 parseldeki 175 metrekare alana vaki elatmanın önlenmesini, 489.60 YTL.tazminatın davacıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
Bir davanın esas yönden başarı ile sonuçlanabilmesi için davanın doğru hasım tarafından doğru hasım aleyhine açılması, başka bir ifade ile o davada taraf durumunu alanların gerçekten davacı ve davalı sıfatını taşımaları gerekir. Bir kimsenin muayyen bir davada kendisine izafe edilen davacı ve davalı sıfatını haiz bulunup bulunmadığı hususu bir usul hukuku meselesi olmayıp maddi hukuka göre tayin edilen ve dava konusu hakkın özüne taalluk eden bir meseledir. Sıfatın bulunmaması halinde verilen karar davanın mesmu olmadığına dair olmayıp davanın esasına dair bir karardır (Prof.Dr.Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü 2.baskı 1968 sh.233). Uygulamada taraf sıfatı yokluğu “husumet” kavramı ile ifade edilmektedir.
Somut olaya gelince; davalı … köyünün muhtarıdır. 668 parsel sayısını alan taşınmaz bu köyün sınırları içerisindedir. Davacıya ait parsele köy yolunun yapımı sırasında tecavüz edildiği tüm dosya kapsamı ile sabittir. 442 sayılı Köy Kanununun 10. maddesi hükmünce muhtar köyün başıdır. Kanuna göre köy işlerinde söz söylemek, emir vermek ve emrini yaptırmak muhtarın hakkıdır. Ancak, muhtar tüm bu işlemleri köy adına yapacağından şahsi kusuru dışındaki iş ve işlemlerden kaynaklanan davalar dışındaki davanın tüzel kişiliği bulunan köye yöneltilmesi gerekir.
Yapılan bu açıklamalar karşısında, köy tüzel kişiliğine değil doğrudan köy muhtarına yöneltilen davanın husumet noktasından reddi yerine esasının incelenerek hüküm kurulması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 9.7.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.