Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/9344 E. 2007/10684 K. 25.09.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/9344
KARAR NO : 2007/10684
KARAR TARİHİ : 25.09.2007

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 13.9.2006 gününde verilen dilekçe ile komşuluk hukukuna aykırılık nedeniyle elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 8.5.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalılara ait 214 parsel sayılı taşınmazın sınırına dikilen kavak ağaçlarının 213 parsel sayılı taşınmazında bulunan mahsulüne zarar verdiğini ileri sürerek, ağaçların kesilmesi suretiyle elatmanın önlenmesini istemiştir.
Davalılar, taşınmazların imar planı içinde kaldığını ve tarım arazisi olmadığını savunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi isteğine ilişkindir. Medeni Kanunun 683. (önceki Medeni Kanunun 618.) maddesi “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.” hükmü ile malikin mülkiyet hakkının yasal sınırlar içinde kullanabileceğini düzenlemiştir. Anılan Kanunun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen “Komşu hakkı” bölümünde yer alan 740. maddesi, başkasının mülküne geçip zarar veren dal ve köklerin, zarar gören mülk sahibi tarafından kesilebileceği hükmünü içermektedir. Bu madde ile de mülkiyetin aşkın kullanımına kısıtlama getirilmiştir. Mülk sahibi bu hakkını kendisi kullanabileceği gibi bu zararın mahkeme aracılığıyla da giderilmesini isteyebilir.
Burada esaslı unsur, zarar görmedir. Mahkemece, davalı taşınmazındaki bitkilerin gölge yaparak ya da köklerin geçmesi nedeniyle, davacı taşınmazında verim kaybının olup olmadığı saptanmalıdır. Zararın varlığının saptanması halinde ise, uzman bilirkişiler aracılığı ile hangi ağaçların (bitkilerin) zarar verdiği, bunların kökünden yada dalları kesilerek mi zararın giderileceği saptanarak, zararın giderim şekli hükümde açıkça gösterilmelidir.
Somut olayda: Davalılara ait kavak ağaçlarının davacıya ait taşınmaza zarar verip vermediğinin saptanması H.U.M.K.nun 275 maddesi uyarınca bilirkişi oy ve görüşüne başvurularak saptanabilir. Bu konuda bilirkişi incelemesi yaptırılmış, oy ve görüşüne başvurulan ziraat bilirkişisi 20.3.2007 tarihli raporunda, sınıra 93 ila 305 cm arasında değişen uzaklığa 3 sıra halinde dikili selvi kavak ağaçları ile söğüt ağaçlarının sınıra 5 metre uzaklığa dikilmesi gerektiğini, aksi taktirde gölgeleme yapmak suretiyle fotosentezi engelleyeceğinden söz ederek toplam 418 adet bu ağacın kesilmek suretiyle kökleri ile birlikte kaldırılması gerektiğini belirtmiş ise de; az yukarıda açıklandığı gibi davalının somut zararının olup olmadığı açıklanmamıştır. Bu nedenle, H.U.M.K.nun 284 maddesinin hakime tanıdığı yetki kullanılarak ve yeni bir uzman ziraat mühendisi atanmak suretiyle ile mahallinde yeniden keşif yapılarak, davalılara ait taşınmazda tarımsal faaliyette bulunup bulunmadığı, hangi mahsullerin yetiştirildiği, dava konusu ağaçlar nedeniyle bu mahsulde verim düşüklüğü olup olmadığı , verim düşüklüğünün var ise ağaçların davalı taşınmazının hangi kesimlerine gölge yaptığı,somut zararın miktarı ve bu zararın ağaçların dallarının kesilmesi suretiyle giderilip giderilemeyeceği hususunda ayrıntılı rapor alınarak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Tüm bu yönler bir yana bırakılarak yetersiz bilirkişi raporuna istinaden istemin hüküm altına alınması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 25.9.2007 tarihinde oy birliği ile karar verildi.