YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/15107
KARAR NO : 2007/16258
KARAR TARİHİ : 25.12.2007
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 30.05.2007 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.09.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
İsim düzeltme davaları, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK.nun 13.maddesi uyarınca, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda isim düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanısıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702.maddesinin son fıkrası ile ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de, tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu tür davanın, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde, yetkiye dayanılarak dava açan kişinin, aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı, dava konusu 3,6 ve 201 parsel numaralı taşınmazlara ait tapu kayıtlarının mülkiyet hanesinde malikin “” olarak yazılı bulunan soyisminin “Tunç” olarak düzeltilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazlara kadastro tutanaklarının edinme sebebine ilişkin bölümünün incelenmesinde; 201 parsel numaralı taşınmazın 1980 yılında yapılan tespit çalışmaları arasında senetsizden 1938 doğumlu … Köyünde ikamet eden … oğlu … adına 6 parselin ise … oğlu … zilyetliğinde iken 1965 yılında ölümü ile karısı … ve evlatları …, …’ye intikal ettiği bunların arasında yaptıkları taksim sonucu bu parselin … kızı 1320 doğumlu … ve … oğlu 1944 doğumlu …’ye isabet ettiği, 3 parselin de 6 parseldeki nedenlerle … oğlu 1940 doğumlu … ‘a kaldığı belirtilerek tespit işlemi yapılmıştır. Gelen tapu kayıtlarına
göre taşınmazlar 05.04.1993 tarihinde … kızı … , … çocukları … , … ve … adına paylı olarak tescil edilmiştir.
Mahkeme yapılan araştırma sonucu, taşınmazlar maliki olduğu iddia edilen … ve … kızı … dışında başkaca … () kaydı bulunmadığı da dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Yukarıda da belirtildiği üzere, bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir. Bu nedenle kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydının tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmesi ve değerlendirilmesi zorunludur. Eldeki davada, taşınmazların malikleri adına tesciline ilişkin 05.04.1993 tarih ve 191 yevmiye nolu işlemin dayanağı belirli olmamakla beraber, tapu maliki olduğu iddia edilen kişinin nüfus kaydındaki eş ve çocuklarına ilişkin bilgiler ile adına tespit yapılan kişiler (tespit malikleri) arasında bağlantı sağlanmaktadır. Kadastro tutanaklarında bu kişilerin Bağdaşt Köyünde ikamet ettikleri belirtilerek vergi kaydı ve zilyetlik esaslarına göre tespit yapıldığıda dikkate alınarak, vergi kayıtlarından da yararlanılmak ve Bağdaşt Köyü kayıtlarının da araştırılmak suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 25.12.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.