YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/12860
KARAR NO : 2008/15196
KARAR TARİHİ : 05.12.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 14.03.2008 gününde verilen dilekçe ile beyanlar hanesindeki belirtmenin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19.06.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, 52 parsel sayılı kat irtifakı taşınmazları kaydında “3194 sayılı Kanununun 32-42 maddeleri kapsamında bu parsel üzerindeki bina için ruhsat ve eklerine aykırı inşaat yapıldığından Bakırköy Belediyesince yıkım ve para cezası verildiği bildirilmiştir.” şeklinde belirtme bulunduğunu, bu belirtmenin yasal dayanağının olmadığını ileri sürerek terkin isteminde bulunmuşlardır.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlar, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, beyanlar hanesindeki belirtmenin terkini isteğine ilişkindir.
Türk Medeni Kanununun 997 ila 1027.maddeleri arasındaki hükümler, tapu siciline ilişkin bulunmaktadır. Bunlardan, 1008. madde tapu siciline kaydolunacak ayni hakları, 1900. madde sicile şerh verilebilecek kişisel hakları, 1010. ve 1011. maddeler ise temlik hakkının sınırlamaları ile geçici tescili düzenlemiştir.
Türk Medeni Kanununun 1012. ve Tapu Sicil Tüzüğünün 60 ila 64. maddelerinde yedi bölüm olarak düzenlenen “beyanlar” gerek tescillerden, gerekse şerhlerden farklıdır. Kütüğün beyanlar hanesine işlenen kayıt, kural olarak ne bir ayni hak ihdas eder ne de şahsi bir hakkı güçlendirmeye yarar. Beyanların fonksiyonu, gayrimenkulle ilgili bazı fiili veya hukuki durumlara ya da zaten mevcut bulunan bazı haklara aleniyet sağlamaktan ibarettir.
“Beyanlar” başlıklı 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 1012. maddesi; “Bir taşınmazın eklentileri, malikin istemi üzerine kütükteki beyanlar sütununa yazılır. Bu kaydın terkini, kütükte hak sahibi görünen bütün ilgililerin rızasına bağlıdır. Taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususlar tüzükle belirlenir. Özel kanun hükümleri saklıdır” şeklindedir.
Yasanın sözü edilen bu hükmü uyarınca genellikle tapu kütüğüne yazılarak alenileştirilmesinde fayda umulan hukuki ilişki ve fiili durum şeklinde tarif edilen her beyanın tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilebilme olanağı yoktur. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünün beyanlar hanesine “beyanda” bulunulabilmesi için ya Türk Medeni Kanununda bir hüküm olması veya özel kanunlarda bu konuda bir hükme yer verilmesi yahut Tapu Sicil Tüzüğünde bir düzenleme yapılmış olması gerekir.
Ayrıca, yasal düzenlemeler dışında yasal düzenlemelerdeki belirsizlikler nedeniyle Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü genelgeleri ile açıklayıcı nitelikteki bina yapılamaz beyanı, yıkım kararları, uygulanamayan mahkeme ilamları, orman içi binalar da beyanlar sütununa işaretlenebilir.
Birbirinden farklı konularda beyanlar sütununa yapılan kayıtların bazıları, üçüncü kişilerin iyiniyetini bertaraf etmeye yararken, bazıları ilgilisi yararına karine yaratır, bazıları ise taşınmaza bağlı bir ayni hakkı ya da şahsi hakkı açıklarken bazı beyanlar da kamu hukukundan kaynaklanan kısıtlamaları açıklar. Bir diğer anlatımla, beyanın niteliğine göre beyana bağlanan sonuç değişmektedir (Oğuzman-Seliçi, Eşya Hukuku, İstanbul 2004, s.204).
Gerek metni yukarda yazılan Türk Medeni Kanununun 1012. ve gerekse Tapu Sicil Tüzüğünün 60. maddelerinden anlaşılmaktadır ki, mevzuatın yazılmasına izin vermediği bir belirtmenin kütüğün beyanlar sütununda gösterilebilme olanağı yoktur.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; dava konusu taşınmaz davacılar adına paylı mülkiyete konu olup kat irtifakı tesis edilmiştir. Bakırköy Belediye Başkanlığınca çeşitli tarihlerde yapılan tesbitlerde davacılara ait taşınmaz üzerinde ruhsat ve projesine aykırı olarak inşaat yapıldığı, yıkım ve mühürleme kararı verilmesine rağmen işaata devam edildiği, 27.04.2003 tarihli Encümen Kararı ile de 3194 sayılı İmar Kanununun 32 ve 42. maddeleri uyarınca yıkım ve para cezası uygulamasına ve bu hususun tapu kaydında da gösterilmesinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Tapu Sicil Müdürlüğünce de Encümen Kararı doğrultusunda 52 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar sütununa 19.07.2004 tarihli ve 6251 yevmiye numaralı “3194 sayılı İmar Kanununun 32 ve 42. maddeleri kapsamında bu parsel
üzerindeki bina için ruhsat ve eklerine aykırı inşaat yapıldığından Bakırköy Belediyesince yıkım ve para cezası verildiği bildirilmiştir” şeklinde belirtme yapılmıştır. Belirtmede sözü edilen İmar Kanununun 32. maddesi ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapılara ilişkin yıkım kararı verilmesinin koşullarını, 42. maddesi ise ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapanlara para cezası verilmesi hususunu düzenlemektedir. Anılan maddeler ile çarpık yapılaşmanın önüne geçilmek istenmiş, bu husus yaptırıma bağlanmıştır.
Az yukarıda değinildiği gibi tapu kaydında yer alacak beyanların amacı gayrimenkulle ilgili bazı fiili veya hukuki durumlara ya da zaten mevcut bulunan bazı haklara aleniyet sağlamaktan ibarettir. Davacılara ait taşınmazdaki binada ruhsat ve eklerine aykırı yapılaşma nedeniyle verilen yıkım kararının tapu kaydına işlenmesi buradaki fiili durumu alenileştirme ve üçüncü kişileri koruma amacına yöneliktir. Diğer bir anlatımla, çarpık yapılaşmayı önleme ve buna bağlı olarak kamu düzenini koruma amaçlı İmar Kanununun 32 ve 42. maddeleri hükmünce alınan Encümen Kararlarının beyanlar sütununda gösterilmesi yasal düzenlemelere ve beyanların fonksiyonuna aykırılık oluşturmamaktadır. Mahkemece, bu yön gözardı edilerek davanın kabulü doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 05.12.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.