Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2022/10406 E. 2022/19954 K. 30.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/10406
KARAR NO : 2022/19954
KARAR TARİHİ : 30.11.2022

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşları, vb. tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : …
TEBLİĞNAMEDEKİ DÜŞÜNCELER : Onama, düzeltilerek onama

Sanığın, katılan …’in kaybettiği nüfus cüzdanı üzerine kendi fotoğrafını yapıştırarak kullanmaya başladığı, 18.09.2013 tarihinde … Telekomünikasyon Ltd. şirketine gelerek katılan … adına kayıtlı bulunan … numaralı hattın faturasına yansıtılmak üzere İphone 5 marka … imei numaralı cep telefonunu akıllı telefon kampanyaları taahhütnamesi imzalayarak aldığı, bu şekilde üzerine atılı suçları işlediği iddia edilen somut olayda;
1)Kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu açısından yapılan değerlendirmede;
TCK’nın 158/1-d maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunun mağdurunun gsm şirketi olduğu, aynı gsm şirketinin farklı bayilerine karşı işlenen suçun tek bir mağdura karşı işlendiğinin kabul edileceği, buna göre, sanığın, aynı suç işleme kararı ile kanunun aynı hükmünü değişik zamanlarda ve aynı mağdura karşı birden fazla kez ihlal etmesi halinde tek bir suçtan hüküm kurularak TCK’nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suç hükümleri gereğince cezasının artırılması gerektiği; yine UYAP kayıtlarının incelenmesinde sanığın Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/268 Esas ve 2015/301 Karar sayılı kararında benzer nitelikteki fiili nedeniyle aynı gsm şirketine yönelik nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyet hükümleri kurulduğu anlaşıldığından, sanık hakkında benzer suçlara ilişkin davalar araştırılarak, mümkünse mevcut dava ile birleştirilmesi, birleştirme mümkün değilse bu davayı ilgilendiren belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının tartışılması, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezanın mahsup edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulması,
2)Özel belgede sahtecilik suçu açısından yapılan değerlendirmede;
a) Dosya kapsamına göre, sanığın, katılanın kimlik bilgilerini kullanarak adına Vodafone akıllı telefon kampanyası taahhütnamesi düzenlemek suretiyle katılanı borçlandırmak şeklinde gerçekleşen eyleminin, suç tarihinden önce 10.11.2008 tarih ve 27050 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6518 sayılı Kanunun 104 ve 105. maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 63. maddesinin 10. fıkrası ile yaptırıma bağlanan 56. maddesinin 2. fıkrasındaki “İşletmeci veya adına iş yapan temsilcisine abonelik kaydı sırasında abonelik bilgileri konusunda gerçek dışı belge ve bilgi verilemez” ve 5. fıkrasındaki “Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz” hükümleri karşısında, özel hüküm niteliğinde bulunan ve lehe olan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 56. maddesindeki düzenleme uyarınca, sanığa ön ödeme önerisinde bulunularak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden özel belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
b)Sanığın eylemine uyan 5809 sayılı Kanun’a aykırılık suçunda ön ödemenin gerçekleşmemesi halinde; hükümden sonra 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli 2020/81 Esas ve 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması ve yine hükümden sonra 05.07.2022 tarih ve 31887 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7417 sayılı Kanun’un 52. maddesi ile 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’na eklenen “Dava ve Cezaların ertelenmesi” başlıklı Geçici 7. madde ile „Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilir.” hükmü gereğince, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
c) Kabule göre de; UYAP sistemi üzerinden yapılan araştırmada, sanığın Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/268 Esas ve 2015/301 Karar sayılı kararında benzer nitelikteki fiili nedeniyle özel belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyetine karar verildiği tespit edilmiş olup, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli, 2013/11-397 Esas ve 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı TCK’nin “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “belgede sahtecilik” suçunun hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği gözetilerek, sanık hakkında benzer suçlara ilişkin davalar araştırılarak, mümkünse mevcut dava ile birleştirilmesi, birleştirme mümkün değilse bu davayı ilgilendiren belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının tartışılması, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezanın mahsup edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulması,
3) Her iki suç yönünden kabule göre de; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.06.2013 tarihli ve 2013/8-151/304 sayılı ilamında açıklandığı üzere, birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde bunlardan en ağırının esas alınması gerekeceğinden, adli sicil kaydında yer alan ve daha önce TCK’nin 58. madde hükmü uygulanan Ödemiş 1. Asliye Ceza Ceza Mahkemesinin 2012/756 Esas ve 2012/653 Karar sayılı ilamıyla hükmolunan 6 ay hapis cezasının ikinci kez tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden, hüküm kısmında her ne kadar ikinci kez mükerrirliğine karar verildiği belirtilen ancak daha önce TCK’nin 58. madde hükmü uygulanmayan Ankara 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/1179 Esas ve 1009/171 Karar sayılı 3 yıl hapis cezasına ilişkin hükmün esas alınması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 30.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.